“Bir kaygı Kemiriyor içimi!” GILGAMIŞ İnsanın temel varoluşsal fenomenlerinden biri ölümdür. Ölüm, insanı kendi sonluluğuyla yüzleştiren, yaşamını ve eylemlerini anlamlandırmaya zorlayan en temel deneyimlerden biridir. Düşünce tarihinde ölüm fikrinin en erken ve en çarpıcı anlatımlarından birini sunan Gılgamış Destanı, bu varoluşsal serüvenin en güçlü metinlerinden biridir. Destanda ölümün kaçınılmazlığı şu dizelerle dile getirilir: “Birdenbire...
Son Yazılar:
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Yazar: Mustafa Ağaoğlu
NİETZSCHE BİZE NE SÖYLER?
Bugün Nietzsche’yi hala gündemde tutan şey nedir? Bu, onun önemini billurlaştıracak “Nietzsche bize ne söyler?” sorusunda kendini açık eder. Hatta “Nietzsche bize hâlâ ne söyler” ifadesiyle bir anlam bütünlüğü de yakalar. Bu bütünlüğü yakalamanın yolu, onun her yerden sürülmesine kapı aralayan bir “avcı” olması özelliğiyle değerlendirmekten geçer. Nietzsche’yi av olmaktan kurtarmak, bir avcı olarak bütün...
Deleuze’ün Neşesi
Gilles Deleuze Müzakereler’de, üslubun kavramın hareketi olduğunu ifade eder. Esasında Deleuze’ün felsefi üslubunu oluşturan yazarlar arasında çeşitli köşe taşları bulunmakla birlikte –Spinoza, Nietzsche ve Bergson– felsefi derinliği ve kavramların konumlanışlarını tek bir dayanak noktası üzerinden oluşturur; içkin ve yatay bir düzlem. Bu düzlem Deleuze’ün felsefe pratiğini belirlemekle birlikte sanat görüşlerinde de bu geleneği yanında görmesine...


