yoktur algılanabilir bir son imgeler hep daha büyük hep daha küçük hiçlikten önce ya da sonra araya giren sonsuzluk… hangi göğün kuşları bunlar bir taş gibi ağırlaşan bu yeryüzü geçen rüzgarın gizi açılıp kapanan pencerelerden sarkan çocuklar bir boşluktur her şey bir bekleyiş sürekli hep arzu içinde yaşayarak söyle bu mu yazgısı insanın bu ölümlü...
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Kategori: Litera
Abir (Öykü)
Beyrut bir zamanlar deniz havasının sabahları sokaklara erken geldiği bir şehirdi. Limandan esen rüzgâr, portakal kabuğu, benzin ve tuz kokusunu birbirine karıştırırdı. Abir o günleri hatırladığında sesler de gelir kulağına: Balkonlardan birbirine çığıran kadınlar, uzak bir radyoda Feyruz, bakkalın paslı kepenginin çıkardığı gıcırtı. Sonra bir patlama. Anılar durur. Hafıza bazen böyle çalışır. Sanki biri kitabın...
Siyasi Domatesler (Öykü)
“Onu bir gün sokakta buldum.” Kerem, siyasi domateslerin hikâyesini anlatmaya böyle başlıyor; yani siyasi domateslerin hikâyesi olduğuna inandığı hikâyeyi. Her zaman aynı şekilde, aynı ilk cümleyle başlıyor: Onu (bahsettiği “o” benim) bir gün sokakta nasıl buluşuyla. Kerem ona anlattığım hikayeyi dinleseydi – tanıştığımız yaz, akşamdan kalma yatağında yatarken ona kahvaltı hazırladığım sabah – siyasi domateslerin...
Hasta Çocuk (Şiir)
ÇOCUK. Ah anne, alnıma koyuver elini! Ah anne, anneciğim, neredeyim ben şimdi? Neden bu oda böyle kasvetli ve kocaman? Neden ben böyle geç saatlere dek uyuyamam? ANNE. Korkma sakın: gece durgun. Sana kötülük edecek hiçbir şey yok burada – Bütün şehri aydınlatan lambalardan başka, Ve senden başka tek çocuk yok uyumayan. ÇOCUK. Anne, anneciğim, kulağıma...
#eklitera Şubat Şiir Seçkisi
https://ekdergi.com/category/litera/
Edinburg’dan Cağaloğlu’na Bir Sanat Köprüsü: Suavi Sonar’ın Renkli Portresi
1957 yılının Ağustos ayında Edinburg’dan İstanbul’a, Cağaloğlu’nun o meşhur Afitap Müessesesi’nin sahibi kadim dostu Murtaza Kağıtçı’ya gönderilen bu kartpostal, basit bir selamdan çok daha fazlasıdır. Altındaki o tasarım şaheseri imza, Türkiye’nin yetiştirdiği en “dünyalı” sanatçılardan birine; Suavi Sonar’a aittir. Suavi Sonar’ın serüveni Sanayi-i Nefise’nin afiş atölyesinde şekillenmiş, İpek Film’de Nazım Hikmet ile kurduğu derin dostlukla...
Angelina (Şiir)
Kemerli uzunca bir burnun var Hatta Fatih burunlu da denebilir Ama çağ sıradan ve herkeste olanı Önemsiyor artık biliyorsun, bilesin Herkesten biri herkes gibi sıradan Olmamak için çırpınıp duruyor insan Kaşla göz arasında olmamak için Kaşlar uzaya gidiyor Kirpikler ok burunlar hokka Ne güzel herkes bir herkes aynı “Adlandırılmayan yoktur” mu demişti -Ne...
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
ANNA MELLE’DEN NAUM FAİK’E MEKTUP
Sevgili Hocam Naum Faik, Uzun yıllar süren özlemden sonra sonunda sana yazma fırsatını buluyorum. Senin çok sevdiğin ata yurdundan ayrılmak zorunda kalışından bu yana halkının başına neler geldiğini anlatmak istiyorum. Bu mektup, benim bakış açımdan yapılmış öznel bir değerlendirmedir; karşılaştığımız tüm engellere rağmen özellikle olumlu gelişmelere odaklanmaktadır. Senin kökenin, doğduğun şehir olan Omid’e (Diyarbakır) dayanır....
Külhan (Şiir)
Yaza geç..yaz geçmesin bizi Dil hatasını sana bana ödetir Yaza geç…temin olur beni geçme Sabaha merhaba desem sular donuyor İklimin sesini biçme Ah…Yaza vefa mı veda mı bilemedim Hep okuyorum son zamanlarda Ahmet Hamdi’ ye selam söyle İçimde bir kurşun belki kuş Gece bensiz neyler diye düşündüm Sessizliğin de bir kalbi varmış Beni suskunluğun eyle...









