i’ye…
benim bir ali’m vardı dağın orda
elimde bir avuç kumla çağırdığım
dağdan sonrası çöl bunu herkes bilir
ali de bildi, gitti dağılan bi’şey oldu
dağ dediğime bakma rüyalarda çöl,
sarı bir tünel kaybolan göğüslerde.
benim bir alim vardı çöllerde
gözlerimde buharlı bir suyla çağırdığım
çölden sonrası ziyan bunu herkes bilir
ali de bildi, gitti dökülen bi’şey oldu
çöl dediğime bakma rüyalarda kan,
kırmızı bir damar yırtılan alınlarda.
benim bir ali’m vardı hem nasıl bir ali
aklımı oradan oraya taşıran bir sıçrayış
kuvvetli bir ışık kanımın tavşanlarını durduran
nasıl bir ali çürümekle büyümek arası
tutmakla yıkmak donatmakla soymak arası
yol dediğime bakma çabuk tut elini
aliler birden bilir, sen pencereden bakarken
birden gereklilik kipi, kapı tokmakları, mühür
rüyalarının çölü, dağla yer değiştirir sen uyurken
karanlığı belirir sen sabahına yeni uyanmışken
gözlerin aynada, çıplaklığında seğiren korkuda
gider gelir ateşe üflersin, derine göçersin
göçmek öldürülenlerin kimliğidir bunu herkes bilir
benim bir alim vardı çok istedim onu
alıp götüreyim sarı çölüme, sulardan ayırıp
açıp gövdesini, bozup uykusunu dalayım boşluğuna
dilimin bıçağı köreldi, çok istedim kanatmadı
parmaklarının gölgesi geçip durdu önümden
benim ali’m var mıydı kimse bilmez aslında
dediğime bakma sen dağ deyip çöl, çöl deyip..
konuşuyorum öyle su kıyısında
ayaklarımdaki kum delil suyumun ıslanmasına
Resim: Orhan Peker


Bir Cevap Bırakın