“Cimetière où repose Aziyadé – P. Loti”
Bir kartpostaldan fazlası
Hem bir edebiyatçıya, hem bir aşk hikâyesine hem de bir şehre dair unutulmaz bir iz. Eyüp Mezarlığı’na bakan bu eski kartpostalın altına Fransız yazar Pierre Loti’nin kendi el yazısıyla düştüğü kısa not, bir romanın hayali karakterini gerçek hayatta mezara koyar gibi bir etki yaratıyor. Ve bu, edebiyat tarihinin en duygusal köprülerinden birine dönüştürüyor bu küçük belgeyi.
Pierre Loti: Doğu’nun Melankolik Yolcusu
Gerçek adı Louis Marie-Julien Viaud olan Pierre Loti (1850–1923), Fransız donanmasında görev yapan bir subay ve aynı zamanda Doğu’ya hayran, güçlü bir edebiyatçıdır. Loti, 19. yüzyıl Batı edebiyatında egzotizmin başlıca temsilcilerinden biri olarak, Japonya’dan Senegal’e, İstanbul’dan Tahiti’ye birçok coğrafyayı romanlarına taşımıştır.
Ancak içlerinde belki de en çok İstanbul onun ruhuna işlemiştir. Loti’nin bu şehre ilk gelişi 1876 yılında gerçekleşir. Görevi gereği bulunduğu İstanbul, onun iç dünyasında yalnızca bir seyahat rotası değil, bir sığınak hâline gelir. Türk insanına duyduğu derin sevgi, bu ilişkiyi sıradan bir oryantalizmden ayırır. Doğu’yu bir “temaşa” değil, bir “yuva” gibi görür. Bu yüzden onun kaleminde İstanbul, hem bir dekor hem bir sevgilidir.
Aziyadé: Bir Kadın, Bir Aşk, Bir Şehir
Pierre Loti’nin İstanbul’a duyduğu hissiyatın edebi yankısı, 1879 tarihli romanı “Aziyadé” ile vücut bulur. Eserde, “Loti” adlı genç bir Fransız subay ile 18 yaşında güzel bir Osmanlı kadını olan Aziyadé’nin gizli aşkı anlatılır. Roman, bireysel bir aşkın çok ötesindedir: Harem kültüründen Eyüp sokaklarına, mezarlıkların sessizliğinden camilerin gölgesine kadar Osmanlı İstanbul’unun gündelik yaşamına dair gözlem ve ayrıntılarla örülüdür.
Aziyadé karakteri, Loti’nin hem Doğu’ya duyduğu sevdanın hem de zamanla kaybolan masumiyetin simgesine dönüşür. Loti, aşkına karşılık bulsa da, bu aşk hem yasaktır hem de zamansızdır. Roman boyunca hissedilen kaygı ve özlem, sonrasında Aziyadé’nin ölüm haberini almasıyla daha da büyür. Loti, onun Eyüp Mezarlığı’na gömüldüğüne inanır ve bu düşünceye duygusal olarak bağlanır.

Bir Kartpostalın Sessiz Tanıklığı
İşte elimizdeki bu kartpostal, Pierre Loti’nin Aziyadé’ye duyduğu sevdanın en somut izlerinden biridir. Siyah-beyaz manzara Eyüp Mezarlığı’ndan Haliç’e bakar. Arka planda İstanbul’un silueti, ön planda ise zamana direnen mezar taşları… Ve bu görselin altına kendi el yazısıyla şu notu düşer:
“Cimetière où repose Aziyadé – P. Loti” / “Aziyade’nin yattığı mezarlık – P. Loti”
Bu sadece bir imza değil, aynı zamanda bir iç döküm, bir duygunun taşlara kazınmasıdır. Belki Aziyadé adlı biri gerçekte hiç yaşamadı. Belki mezarı da hiç olmadı. Ama bu kartpostal sayesinde, edebiyat gerçekliğe dönüşür. Pierre Loti’nin notu, hayali bir karaktere somut bir yer, fiziksel bir mezar tahsis eder. Bu yönüyle kartpostal, edebiyat ile yaşam arasında kurulmuş sembolik bir köprüdür.
Loti’nin İstanbul Mirası
Pierre Loti, İstanbul’da yalnızca romanlar yazmakla kalmadı; camilere gitti, Türk dostlar edindi, kahvelerde saatler geçirdi. Hatta savaş zamanlarında bile Osmanlı’nın yanında durmuş, Batı basınında Osmanlı’yı savunmuştu. Onun adına bugün hâlâ Eyüp’te bir tepe vardır: Pierre Loti Tepesi. Loti’nin kaleme aldığı o içli satırlar, hâlâ Haliç’in sabah sisinde gezinir.
Sessizliğin Hatırası
Bu kartpostal, yalnızca bir manzara fotoğrafı değildir. Aynı zamanda bir romanın yankısı, bir aşkın hatırası ve bir yazarın iç dünyasına açılan kapıdır. Loti’nin bu el yazısı, tarihin içinde sessizce dolaşan bir hayalet gibi, hâlâ bize fısıldar .
Aziyadé burada uyuyor , Ve biz onu hâlâ unutmadık….


Bir Cevap Bırakın