i’ye… benim bir ali’m vardı dağın orda elimde bir avuç kumla çağırdığım dağdan sonrası çöl bunu herkes bilir ali de bildi, gitti dağılan bi’şey oldu dağ dediğime bakma rüyalarda çöl, sarı bir tünel kaybolan göğüslerde. benim bir alim vardı çöllerde gözlerimde buharlı bir suyla çağırdığım çölden sonrası ziyan bunu herkes bilir ali de bildi, gitti...
Son Yazılar:
ÇEVİRMEN, KÜLTÜRLER ARASI KÖPRÜ
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
Kategori: Litera
RULETLER 4: SENTİMENTAL (ŞİİR)
biliyor musun hava krom kokarken bile güneyi anımsayabilir küpe çiçekleri rönesans aldanmalarıyla bir akşam sızarken kapı aralıklarından şu kuru yaprakların ötesinden yolumuza zen ustaları çıkabilir ya da eskiden olduğu gibi içbükey bir semerkant dar sokaklar, gizli avlular ve melankoli biliyor musun gövde ormanına çalışırken sıkıntının kirpisi bütün başlangıçları unutturabilir öylesine ısırılıp bırakılmış bir şiraz...
Rimbaud Müslüman mıydı?
Suriyeli şair Adonis, meşhur konferansında[1] Arthur Rimbaud’nun 11. yüzyıldan başlayarak Arap şiiriyle mümkün poetik yakınlıklarına dikkat çeker ve bir Arap şairi olarak da anılması gerektiğini söyler. Rimbaud’nun İslami yazın geleneği içerisinde de yer aldığını, yer alabileceğini ima eder. Elbet bu bir çıkarsamadır: kültürel havzalar arasında bir restleşme, modernlik addedilen kopmanın ulus ve medeniyetler aşırı sürekliliğine...
Pierre Loti, Aziyadé ve İstanbul’un Sessiz Tanıkları
“Cimetière où repose Aziyadé – P. Loti” Bir kartpostaldan fazlası Hem bir edebiyatçıya, hem bir aşk hikâyesine hem de bir şehre dair unutulmaz bir iz. Eyüp Mezarlığı’na bakan bu eski kartpostalın altına Fransız yazar Pierre Loti’nin kendi el yazısıyla düştüğü kısa not, bir romanın hayali karakterini gerçek hayatta mezara koyar gibi bir etki yaratıyor. Ve...
Tozan Alkan seçiciliğinde #eklitera Aralık Şiirleri
https://ekdergi.com/category/litera/
Lapis Lazuli (Şiir)
Kader tabletlerinin yılda bir defa Güncellenebileceğine inandığım zamanlarda yeni bir hayata nasıl başlanır, eski bir bedenden nasıl çıkılır; göksel merdivenlerle mi? yoksa cismini aciz zihnimin anlayamayacağı, zamanı ve mekânı aşabilen kutsal hayvanlarla mı? orasını hiç kurcalamazdım, sonuçta kural basitti: do ut des yani “ver ki vereyim”. Sağlık karneme yazılan ilaçlar bozdurulan alyans ile ödendiği gün...
SAFRAN CÜMBÜŞÜ (ŞİİR)
I sarı bir gökkuşağıdır elleri çatılardan sarkan bulutun geçerken suyun aklına takılmış yerini yadırgayan konuk alışılmışın dışında bir hesap ateşle yarışan otlarınki çoklu ezgilerle söylenegelen bir saygınlık var telaşlarında külün ısrarı kime ve niçin nereden çıktıysa şimdi mırıldana mırıldana oyuyor hızını sele kaptıran yağmur ikiye ayrılmış ayva kokusunu ...
Vouloir et Pouvoir (Şiir)
gerçekleşmeyecek umutlarla teselli bulan o akıllı delilerden—— kendini sulara atmadan önce son şansını deneyen bir çılgın—– ___gökyüzünü yırtan bir resimde; vezüv ve etna’nın farklı—— _lav katmanlarından yapılmış bir mozaiğe dokunduğunda—— ____doğanın sade yaşantısı, kırık dökük eşyalar okyanusu—— ______________gerçek kimliğine yeniden kavuştuğunda—— __________________başka bir dünyadan gelirmişçesine—— _____toplumsal baskıların uzağında sürdürülen bir yaşam—— _______________hiç kuşku yok ki...
AUGUR (ŞİİR)
düştüm, sırçaydım, sırlı bir periler halkasının son gümüş pulu bir kahkaha çiçeği büyüttü beni karnından ışıklar fışkıran bir şebçerağ benim de var mutluluk ve mutsuzluk kristallerim biri ak biri kara iki dizginsiz kısrağım ik’elim kande olsa sen çağır ben yeterim avucumdan suvarırım atımı hû ile yederim benim tilkilerimin kuyrukları birbirine değer melek öpücükleri verir birbirine...
Gece (Şiir)
bugün içim bana bir dağdan geldi ağaçlarını çizdi akan yağmuru eşiğinde durduğum avuntuyu dışımdaki zorluğun geçmesini bekledim zamanı sordum Tanrı’ya yerin göğsünde büyüyen ağrıyı ağacın ölümü giyinen çıplaklığını yaşamın kaçınılmaz yalnızlığını güller ülkesinde bir gül peçesini açtı at kervanlarının taşıdığı müjdeli haber oldun meleğin yeryüzünde belirdiği işaret sessizliğin mavi taşlardan yapıldı...









