Ana Sayfa Litera

Kategori: Litera

Yazı
Çıngı (Şiir)

Çıngı (Şiir)

Yüzün ki toplamı bütün kentlerin öyle zengin öyle yoksulum baktıkça sana   dışarıda serin bir kasım sabahı kent sen kadar eksik burada çocuklar kaldırımlarda yapraklarla oynuyor ve davetsiz gülüşler doluyor odaya   ayağı altın olmuş, öyle diyor içlerinden biri kıkırdıyorlar kıkırdıyorum ben de yaslanıp eski bir anıya   hırkaları çıkarıyorum bunları düşünürken kırmızı şalı, o...

Yazı
Nefes (Şiir)

Nefes (Şiir)

Yarım kalmış bir mektubum ben Aras bir yerde susuyor sen bir yerde Vurulan kahverengi bir baykuş Vurulan bir alageyik Toros’un zirvesinde Dünü neydi bu gecenin Yarını ne olacak Bir yudum su ver bana Bu an bu kadarım ben Yaprak yaprak çevirsem yüreğimi Döksem içimi döksem Derya deniz zehir olur Göl olur çektiklerim İçsem kendimi içsem...

Yazı
ESKİ KİLİSE, ESKİ MEZAR (ŞİİR)

ESKİ KİLİSE, ESKİ MEZAR (ŞİİR)

Güneyde kartallar ve şahinler Eski kilisenin bazilikasında asılıydı. Bir kırlangıç tonozun birinden kanat çırptı Diğer tonozuna yıkık kilisenin Tarih, tepetaklak uzadı toz toprak içinde Karganın gaklaması, serçe cıvıltısı ve kuş pisliği Yüksek otlardaki yosun kaplı mezarlarda yaşamın izleri Ah, tüylü tırtıklı buğday sapları arasında Nazlı gelin gibi sallanıyor gelincikler. Sararmış çınar ve iğne çam yaprakları...

Yazı
insanın lekesi (şiir)

insanın lekesi (şiir)

insanın lekesine su fayda etmez suyun ömrü uzundur insanın kısa bakmasını bilmeyene yalan söyler aynalar ışığın olduğu yerde gölgeler karadır taşıyorsa yüreğinde bir süveyda gölgesinden kaçamaz insan   Resim: Ekrem Kadak

Yazı
çarpışan otolar meseli (şiir)

çarpışan otolar meseli (şiir)

sensizliğimin panayırlarında çarpışan otolara biniyor ah kırık kalbim sırf bu yüzden elma şekeriyle kandırıyorum çocukluğumu hayal tamir atölyesi söz, bazen bir söz; onarır kırık bir oyuncağı kalbinden   şarabî mustafa coşar’a oturduk içtik ya kurtuluş’ta bir parkta iki serseri adamla, hatırla mustafa içimizde hep o günden bir köpek öldüren   şiir anladığım şey, şiir yazmak; dile...

Yazı
YARIN İÇİN ŞİİR

YARIN İÇİN ŞİİR

Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye sarıp sarmalıyorum dileklerimi suya kavuşan toprağın sevinciyle gün ağarınca çocukların okul telaşında okşuyorum sabahın kanatlarını. Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim biliyorum yanımdasın benimle rüzgarım ol gir koluma, zorlukları paylaş benimle sevgiyi diyorum yanında getir siliyorum artık gözyaşlarımı. Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır artık taşımak keyifli onları...

Yazı
SUSTURUCU (ŞİİR)

SUSTURUCU (ŞİİR)

Sustun işte! Beden olup bir gömleğin içinde Ateşin yaksın seni, çığlık da yok, her neyse Diyelim ki dal hışırtısı rüzgârda O bile yok. Olmasın, olmayacak da Bundan hoşnut kalacak en uzun konuşanlar Bunda hoşnut kalacak. Ölürsen dünya! Sustun işte! Irmak akmayı kesti Ufalanmayı göze aldı kayanın biri Beyaz kâğıt beyaz kaldı Konuşmak mürekkepti Sustun işte!...

Yazı
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri

Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri

Hatıra, bir tür büyüdür; zamanı durdurur, ama aynı zamanda onu bozar. Kelimelerin tam olarak yakalayamadığı bir şeyi hatırlamak, nereden bakarsanız, bir meydan okuma. Bu meydan okumayı göğüslemek için bir nesneye ihtiyaç var; geçmişi bugüne bağlayan kurtarıcı bir imgeye ihtiyaç var. Çünkü geçmişin belleğe kaydedilebilmesi, ancak parçaları bir araya getiren, onları örüp bağlayan bir hiper-nesneyle mümkün....

Yazı
Enis Batur Denemeciliği Üzerine Eksik Bir Deneme

Enis Batur Denemeciliği Üzerine Eksik Bir Deneme

Enis Batur’un 2014 tarihli “Yazboz” denemeler serisi yalnızca “yazı” kavramını dört koldan kuşatan, tarihini felsefesiyle, sosyolojisini antropolojisiyle, estetiğini edimiyle kavuşturan bir toplam değil. Enis Batur; yazıyı kendi nesnesine yönelttiğinde, edimin nesnesiyle edimi birleştirdiğinde ortaya çıkan yalnızca yazının iç yüzüne açılan bir anahtar deliği değil. Bu denemeler serisi, Enis Batur’un bir edebi tür olarak denemeye kattığı...

Yazı
Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu

Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu

İlk kez Epirus müziğini, Atina’da duyduğum anı hiç unutmam. Nota nota uzayan her ses, havada asılı kalıyor, yankılanıyor, sonra bir başka sesin kollarına düşüyordu. Bu müzik ağlamıyordu ama gözyaşlarını içinde taşıyordu; isyan etmiyordu ama boyun eğmiyordu da. Bulutların arasında kaybolmuş bir Epirus köyünde, hiç tanımadığım insanların arasında, kendimi bir anda binlerce yıllık bir hikâyenin içinde...