Sensizlik, buzdan bir kule içinde yalnız kalmış bir gece, her gidişinle rüzgarlar şiddetleniyor içimde Daha çok var, sabah doğacak güneşe. Kim koruyabilir yalnızlığı Prangalarla bağlanmış buzdan zincirlere. Yaklaşan kalbinin ateşinde O soğuk gecede Yalnızlığım kavuştuğunda seninle Eriyecek bir şekilde O kule Gezindikçe ellerim teninde Tininle Böylece Tırmanıyorsun Ateşten bir kule ile Harelenen...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
Çakıl taşkını sahilde, çapkın çıkışın sevinç izi kıyıya, rastlantı köpüğü, telaşla sızar vurduğu yere değin sınav, yaşamayı anlatır f/ani halka kopuğuna, suda, bir kama saplanır taşlı sahile artarken karnında beton sancısı; çekilir uğultu şehir mutludur yine de su dirimi gel-git nabzı çünkü mucizedir izi; martıların pırlama yarışı çakıl taşlarıyla kumun dudaktan öpüştüğü an rastlantı bağışı cömert yakamoz katmeri, pırıl...
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
I (…kim dedim beni arayan benim de onu aradığım kim) uzun yıllar sonra endişeli saatlerin birbirini kovaladığı ve hep kovalandığı çok uzun zamanlar sonra korkular ölürken içimizde yeni umutlar filizlenirken bir bir yollar yürünürken ağır aksak sahillerden geçilirken deniz kıyılarında; taşların ve dalgaların...
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
mezar taşlarına memleket hikayeleri anlatan çocuk gurbetin kuşağını çözemeyen yüreğinde büyüttüğü yaman şarkılarla anlayan çocuk yaban elleri çık bu cehennemden bu cehennem senin hayaletin kır bacaklarını bu şeytanın bu şeytanın şairi sana yalancı ve lanetle bu sapkınlığı bu ritü’eller sana ait değil isimler arasında resmine benzeyen bir masa arayan çocuk düşüncenin düşlerini dişleyen aklının...
ÇAĞILTI (ŞİİR)
-Ümit Kaftancıoğlu’nun anısına- Kura’nın coşkusu Çocukluğumdu akıp giden Kıyılarında kavaklar, salkım söğütler büyüten Kış gider, yaz gelirdi Bin renkte açardı kır çiçekleri Kırlarda kenger kanatırdık Kanatmazdık birbirimizi Uzaklardan geldim Dönüp baktım Önce yolların, dağların kokusunu aldım Eğin eğin ağaçlar Hangi yöne gitsem Anılar bahçesi sonbahar Kura’dan gelen...
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
BELKİ BAŞKA GÖKLERİN Ânın İlk Şarkısı — Gool! Büyük karakışından sonra karanın Ben bir çağlayandan, çağlayanca Dökülmek diye atlayıp indiydim dağdan Bir ırmağa bindiydim, bir ırmaktı atım Binbir kollu, oyunlu bir şarkıydı ırmak Ben o ırmağa bindiğimde göklerden Aldığım ışığın kör aşığı, sadığı İndiğim yerlere, sarıldığım dostlara Arkadaşlara ışık taşıyordum Bir aşk arkadaş arkadaşa...
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
çığlık ve kefen senindir karanlık kuşak bizden bir künhüne gülünç ayıklığa sarmaşıklar uluyarak zatından. uzuvları dökülür ve şiddet bize bir edimdi karşılarına oğulları dikildiğinde sahibi egemen ağmaya bilmemdir istekle çarpışır şiddetin öznesi bütünde temsili mülkün daha düşen mecaza göstererek kendini anlaşılır olanda tutulmuş gizli münkir ve yazgısında akacak olan leş bir yarıktan...
Dip Adası (Şiir)
Sonsuz bir uykuya dalıyor dünya Bir deri kemik kalıyor bahçe Apartmanlar kurutuyor güneşi Çamura dönüyor deniz Sahte bir söze bürünen Şairin ölümünü konuşuyoruz Vahşi doğaya dönüyorum yüzümü Eşikler kapanmış pencereden ormana Ne bir kurt uluması ne geyiklerin ürkek boynu Küçük fırtınalar yaratıyor kendine Bilgisayar oyunlarında alem Dönüyor içimizde sanalın dili Orman da ölüyor kendi...
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
aşk gecelerinin solmuş cesetleri… şehvetin, ihtirasın gülünç zavallığı; sahte edebin hoyrat taşkınlığı, tenin gölgesinde çoğalan bit gibi sinsi aşklar. her iyiliğin bir hizmetçisi vardır, her kötülüğün tanığı olmaz. yalana yaslanmış her söz, lağımın içinde akan su misali geçer gider. bir gün güneşi sigara içerken gördüm; ben, onun tül tablası oldum. gözlerdeki yalnızlığa katlanamayan kalbi, benim...
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Uzak bir parıltı, Işık saçan bir işaret Karanlık yüzünde gecenin. Tuzlu su ve özlemdir her şey. Dalgaları sırtlamış rüzgârlar Sallıyor meyhaneyi Demir atmış o gemiyi Tutkulu, zalim bir aşk Açık bıçaklar arasında, Bırakmak öylece kendini Kucağına bir fahişenin. Umutsuzluklar yükseliyor havaya Yoğun duman topakları halinde. Şişeler, bardaklar, kadehler… Ah! Susamışlığı...









