1718 yılında kurulan French Quarter bölgesi, New Orleans’ın tarihi, turistik ve eğlence merkezidir. Bu bölge içindeki, Place D’Armes’dan Rue de Royale’e giden yol üzerinde, 185m. uzunluğunda ve 5 m. derinliğinde olan Korsan Geçidi isimli sokakta yer alan restaurant-barlar ise 1720 yılından günümüze kadar gemicilerin (18-19. asırda çoğu korsan) devamlı gittikleri yerlerdir. 1720 yılında kurulan ve...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
https://ekdergi.com/category/litera/
Veda mektubu (Şiir)
Bizim için hep hazan, dağınık rüyalar mevsimi Nereye dönsem yüzümü buruk bir aşinalık Biliyorduk elbette bu eprimiş kilimi Kimden sorsak hatrımızı, olsun geçti diyecek Kırık dökük hatıralardır bir de gidenden Har kuyusudur ezberimizi bozan diyecek Tarihin arka bahçesinde yollara gül bozandan En görünür yeriyle bakar aynaya, sırlanır Çok duyulur sözüyle yankılanır, ırlanır Kuşlar uçmayı yeniden...
PAYDA (ŞİİR)
Elimde kalan yalnızca inancım. Dağılıp giderken fikirler – bütünleşemeden daha Yurtsuz bilgiler harmanında güvenli tek alan: inancım. İnancımla barıştım. Anne şefkatiyle sarıp Baba gibi kabullendim; hakikâtin kıskanç kardeşi inancımı. Ne sordum ne de anladım. Kayırmadım birini diğerinden Bıraktığım mücağdelemi, kaybettiğim savaşı ve yetim kalan aşkımı Onunla imzağladım. Savundum mesnetsiz – yanlışlanmasına...
Meçhul (Şiir)
Doğasında yansıyor Beşeri akşamında İş çıkışı kararmış zihinler Demirler kısıtlıyor aydınlığı Gölgesinden belli Doğal bir yansıma Oysa; yapraklar ağaca monte ne tezgahlar kurdum koca pazarda beni bul diye Ihlamur çiçekleri bıraktım yatağının dibine; bir pazartesi öğleninde, ‘olma nedeni o’ dedin diye yürüdüm semtinde. Ayrılık kaçınılmaz veda karşılamazdı Deklanşörün takvim yaprakları biliyorum; intiharını yaşamınla süslüyorsun.. Fermanın...
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
“Odanda oturup, Yazıp Çizmek istiyorum saatlerce.” Derdi, Her seferinde Baştan aldığı yabaniliğini Atlattığı o yarım saatten sonraki anlardan Herhangi birinde; “İzlemek istiyorum seni çalışırken Sabahlara kadar.” Severdi Sahillerde, barlarda, Arkadaşlarının evlerinde bir şeyler karalamayı. Dönünce Ahşap paravanın arkasındaki lavabosundan Yamalık’ın, “Gidebilirsin sen istersen.” Diye bir uyarırdı erkenden, Dışarıda geçecek uzun saatlerine Gayet kibar bir davet...
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Papatyanın ömrü ve kelebeğin Erik çiçeği badem vesaire Kış tohumun ve çekirdeğin uykusuydu Güneş uykusuz Yerlerin göklerin bir rüyâsı var Mesela karıncadan peygamber olsa der Herkes biraz yalnız ve yoksul Ölüm ve ayrılık olmasa ne güzel Öyle olsa herkes Tanrıyı sever 9 Mart 2026 Resim: David Hockney
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Kırlangıçlar gider gelir, Ulu rüzgârlar gelir geçer, Durmadan eser meltemler, Koku taşır, sevda taşır. Esintiler hızlanır, kırlangıçlar uçar, Göğe yığılmış bulutlar süzülür havada, Ve tam öğleyin, sen ve ben Aynı güneşi görürüz tepemizde. Çiy ve yağmur düşer her yana, Hasat olgunlaşır, güzelleşir çiçekler, Ve yuvarlak yeryüzü boylu boyunca Ay ışığına da açıktır, güneşe de; Ve...
Ağaç ve… (Şiir)
Susmuş o ağacın gövdesinde, sonbaharın hatırlattığı anılar yaşıyor şimdi. Anılar ki ağır ağır birikir ve günbatımı kadar çabuk unutulur. Bir koku gelir; beyaz sabun köpüğü. Islak bir taş yerde yarım kalmış bir cümle. Özür, ...
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
Can, o sabah hayatının en küçük hatasını yapacağını bilmiyordu. Yirmi beş kuruş, her şeyine mal olacaktı. Gecenin sıcağı, İzmir’in dinmeyen esintisiyle pencereden içeriye hızla girmekteydi ve o yine uyuyakaldı. Sabah güneşi İzmir’i kavurduğunda, ter içinde uyandı. Çukurda kalan semtler yanıyordu; tepelerdekiler serin miydi acaba? İçindeki çukura kızdı, aslında gücü yetmediği için çukurdaki semtlerden ev aldığı...









