akışsa tarih akışın bir yerinde geldim ben de yeryüzüne “hoş gelişler ola!” deme çağının geçtiğini sokağa taşan top peşinde koştururken taca atılmış bir hayatı oynayanların yüzüne yansıyanlardan sezmek aşıp da rastlantı şaşkınlığını dayadığında gençliğin şafağında sırtını yoklukların tekinsiz duvarına öfkeyle anlarsın o vakit sezgiden süzüleni: ne büyüsü var olagelenlerin ne tanrısı! ...
Son Yazılar:
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kıyamet Şimdi ve Sonra: Yapay Zekâ, Kapitalizmin Nihai Hedefidir
Misale Masal Hicran (Şiir)
akşam (şiir)
kalbim (şiir)
Soğuk Yazgı (Şiir)
Kategori: Litera
Stefan Zweig ve Viyana
Zweig‘ın gençliğini geçirdiği yılların Viyana’sında kolay ve tasasız yaşanırdı. Yoksulla zengin, Çek’le Alman, Yahudi’yle Hıristiyan arasında hep rahat ve barış dolu bir hava eserdi. Kent insanı keyif içinde rahat bir yaşam sürdürürdü. Avrupa kültürünün bütün sanat akımları bu kentte birleşmişti. Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti Viyana‘da insanlar aşırı bir istekle kültüre düşkündü. Mozart, Gluck, Beethoven, Schubert, Brahms...
Hüznün Mavisi
mavi bir hüzün çözülüyor içimde ince bir çizgiyim bugün ne tamamen varım, ne tamamen yok! ender ruhlar göçerken kamer ışığına kavuşuyor saf sevgi eksiliyor parça parça katılıyor göğün yüzüne. kelimeler geri çekiliyor dilimden çok şeyler susarken içimde sanki söylemek, var olmaya yetmiyor. yarım kalan yerden eksiliyor insan bir de yarım kaldığı yerden...
MASUMİYETİN YAMYAMLIĞI (ŞİİR)
Geceleri kükürt ve alkolik zihnim… Zindan Adası’nda söktüm lambama asılı sigarada gözlerimi. Hayali yaratıklar dehşet ve soğuk! Tapınırım onlara organlarımın kan içti vakit! Sığınakları parçalayan ve avucumda kanatlarını kopardığım kuşlar… Buz gibi zeminde ayaklarımı mora kesen ayaklarımı acıtan içimdeki dört köşeli iblis Çorak bir arazide pelinler karıştığında hücreme, üflerim damağımdaki suya Kabusunu Elm Sokağı’nın -Beni...
ESKİDEN (ŞİİR)
Canım şiir kardeşim Tozan Alkan için Bir göl daha aktı gözlerimden Kuğulara bakıyordu annem. Mektuptu babamın duyulmayan sesi Kasabayla şehir arasında kalmış. Yosunlar denizin yara izleriydi Kalbi kırılmış bir çocuk şarkı söylüyordu. Dağlar birbirine kavuşsun nefesiydi Nar ve begonvil kokusuydum. Datça’dan yeryüzüne gülümseyen Kediler yıldızlarla yarenlik ediyordu. ...
BAAL’IN KIZLARI (ŞİİR)
-asırlardır itaat etmeyenleri- tanrıçalar ele geçirilemez asla el lat uzza manat yeryüzünde dolaşıyor baal’ın kızları pidai arsal tallai zenobiya direniyor hala palmira’da istanbul’da kürdistan’da susmayacağız itaat etmeyeceğiz diyor o ahir ses çınlıyor yırtıyor sağır eril kulakları nesibe bint-i ka’b’ın haykırışları 07/08/2020 Brüksel
TAKVİM YAPRAKLARI (ŞİİR)
Sen takvim yaprakları arasında dolaşmayı seversin her biten günün üstünü çizersin günler eksildikçe yapraklar dolar çizilmiş sayfaları düzgünce katlar bana verirsin ben arkalarına şiirlerimi yazarım Senin burnun, gözlerin güzeldir kolayca kızman hoşuma gider her yılbaşı geldiğinde masamızda hiç sönmeden iki mum yanar mumların ışığında şarabımızı yudumlarız takvim yaprakları biter Ertesi sabah yeni bir...
ATATÜRKİYE (ŞİİR)
Şol dünyayı yoldaş ettiniz mi? Aybalam, sakız, taşçatlatan çiçeği gıdım gıdım, düşe kalka, zor zar SütBeyaz bir ışık yeşerirdi gülümseyince yangın mavisi gözlerinin içinde Dur, gitme! oysam kal biraz işbu zamanın ruhu zaar Dallara şafağın kormızımsı konmuş yağmurun salkımı dizilmiş kirpiklerime yeryüzüne rüyamız çizilmişimiş meğer süzülüp yanaklarımdan sevi hançer! işler canevime Bir teselli...
OSMANLI ŞEHİR HAYATINDA RAKI ve MEYHANE KÜLTÜRÜ
Osmanlı yeme-içme kültürü çoğu zaman saray mutfağı ve ihtişamlı sofralar üzerinden anlatılır. Oysa şehrin asıl gündelik hayatı, sarayın değil meyhanenin etrafında şekillenen daha sade ama daha canlı bir dünyaya aittir. Elimizdeki Ağa Rakısı etiketi, bu dünyayı anlamak için güçlü bir çıkış noktası sunar. Bir içki etiketinden yola çıkarak, Osmanlı’nın son döneminde rakının, meyhanenin ve sofra...
Karacaoğlan Hâlâ Otobüse Bindirilmiyor
Türk şiirinin kanonlaşmış isimleri arasında Karacaoğlan, çelişkili bir eşikte durur: Adı en çok anılan fakat şiirsel cevheri “hazır kabullerin” tortusu altında en çok gizlenen isimlerden biridir. Edebiyat tarihinin sarsılmaz bir köşesine yerleştirilmiş olması, onun şiirinin gerçekten okunduğu anlamına gelmez; aksine, bu yerleşiklik bir tür görünmezlik üretir. Karacaoğlan’a yöneltilen “her gördüğü güzele sevdalanan sığ bir...









