gözlerimde tutuşmuş ateş yaralarıma damlıyor indikçe derine iniyor harı aklaşmış şakaklarımı yakıyor geleceğin jilet ağızlı rüzgarı yollar daraldı, ufuk karardı git gide sırt çevirdi bütün kır çiçekleri tökezledi hayat dar bir kavşakta grilendi büzüşen belleğimin renkleri ay yüzlü gümüş aynamı yitirdim düşürdüm karanlık, derin sulara ince, lacivert tüllere sarmıştım oysa kalbimin zarından yapılma patlayan bir...
Son Yazılar:
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Fincanın Kıyısından Odak Etiğine
DÜNYAYI İKİ KERE GEZMİŞ OLAN KİŞİ İSTANBUL’DA
OLAN BİTEN; OKUL CİNAYETLERİ, SARI ZARFLAR, ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR
“Paslanmış kapıyı açmak isteyene anahtar”: Yakanıza Gül
VECDİ ÇIRACIOĞLU’NUN “MAVİDEN / DENİZ GÜZELDİR” KİTABI ÜZERİNE
“Zaman Bahçesi” Sergisi İnspera Bodrum’da
Kategori: Litera
Seçim (Şiir)
Bana uçsuz bucaksız araziler, Mermerden evler ve uzayıp giden çiftlikler, Elimde parıldayan inciler, Kollarımı saran kızıl yakutlar vaat etmişti. Sen ise sadece neşeli bir şarkı, Sadece mutlu ve güzel bir melodi, Atak, hızlı ve güçlüydün, Onu düşünmeme fırsat bırakmadın. Bana nadir bulunan danteller, Soğuk bir parlaklıkla ışıldayan elbiseler, Saçlarımı sarmak için parlak kurdeleler, Beni bir...
Çıngı (Şiir)
Yüzün ki toplamı bütün kentlerin öyle zengin öyle yoksulum baktıkça sana dışarıda serin bir kasım sabahı kent sen kadar eksik burada çocuklar kaldırımlarda yapraklarla oynuyor ve davetsiz gülüşler doluyor odaya ayağı altın olmuş, öyle diyor içlerinden biri kıkırdıyorlar kıkırdıyorum ben de yaslanıp eski bir anıya hırkaları çıkarıyorum bunları düşünürken kırmızı şalı, o...
Nefes (Şiir)
Yarım kalmış bir mektubum ben Aras bir yerde susuyor sen bir yerde Vurulan kahverengi bir baykuş Vurulan bir alageyik Toros’un zirvesinde Dünü neydi bu gecenin Yarını ne olacak Bir yudum su ver bana Bu an bu kadarım ben Yaprak yaprak çevirsem yüreğimi Döksem içimi döksem Derya deniz zehir olur Göl olur çektiklerim İçsem kendimi içsem...
ESKİ KİLİSE, ESKİ MEZAR (ŞİİR)
Güneyde kartallar ve şahinler Eski kilisenin bazilikasında asılıydı. Bir kırlangıç tonozun birinden kanat çırptı Diğer tonozuna yıkık kilisenin Tarih, tepetaklak uzadı toz toprak içinde Karganın gaklaması, serçe cıvıltısı ve kuş pisliği Yüksek otlardaki yosun kaplı mezarlarda yaşamın izleri Ah, tüylü tırtıklı buğday sapları arasında Nazlı gelin gibi sallanıyor gelincikler. Sararmış çınar ve iğne çam yaprakları...
insanın lekesi (şiir)
insanın lekesine su fayda etmez suyun ömrü uzundur insanın kısa bakmasını bilmeyene yalan söyler aynalar ışığın olduğu yerde gölgeler karadır taşıyorsa yüreğinde bir süveyda gölgesinden kaçamaz insan Resim: Ekrem Kadak
çarpışan otolar meseli (şiir)
sensizliğimin panayırlarında çarpışan otolara biniyor ah kırık kalbim sırf bu yüzden elma şekeriyle kandırıyorum çocukluğumu hayal tamir atölyesi söz, bazen bir söz; onarır kırık bir oyuncağı kalbinden şarabî mustafa coşar’a oturduk içtik ya kurtuluş’ta bir parkta iki serseri adamla, hatırla mustafa içimizde hep o günden bir köpek öldüren şiir anladığım şey, şiir yazmak; dile...
YARIN İÇİN ŞİİR
Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye sarıp sarmalıyorum dileklerimi suya kavuşan toprağın sevinciyle gün ağarınca çocukların okul telaşında okşuyorum sabahın kanatlarını. Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim biliyorum yanımdasın benimle rüzgarım ol gir koluma, zorlukları paylaş benimle sevgiyi diyorum yanında getir siliyorum artık gözyaşlarımı. Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır artık taşımak keyifli onları...
SUSTURUCU (ŞİİR)
Sustun işte! Beden olup bir gömleğin içinde Ateşin yaksın seni, çığlık da yok, her neyse Diyelim ki dal hışırtısı rüzgârda O bile yok. Olmasın, olmayacak da Bundan hoşnut kalacak en uzun konuşanlar Bunda hoşnut kalacak. Ölürsen dünya! Sustun işte! Irmak akmayı kesti Ufalanmayı göze aldı kayanın biri Beyaz kâğıt beyaz kaldı Konuşmak mürekkepti Sustun işte!...
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri
Hatıra, bir tür büyüdür; zamanı durdurur, ama aynı zamanda onu bozar. Kelimelerin tam olarak yakalayamadığı bir şeyi hatırlamak, nereden bakarsanız, bir meydan okuma. Bu meydan okumayı göğüslemek için bir nesneye ihtiyaç var; geçmişi bugüne bağlayan kurtarıcı bir imgeye ihtiyaç var. Çünkü geçmişin belleğe kaydedilebilmesi, ancak parçaları bir araya getiren, onları örüp bağlayan bir hiper-nesneyle mümkün....









