I (…kim dedim beni arayan benim de onu aradığım kim) uzun yıllar sonra endişeli saatlerin birbirini kovaladığı ve hep kovalandığı çok uzun zamanlar sonra korkular ölürken içimizde yeni umutlar filizlenirken bir bir yollar yürünürken ağır aksak sahillerden geçilirken deniz kıyılarında; taşların ve dalgaların...
Son Yazılar:
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Primitif Sanat ve Uygarlık: Sanatsal Düşüncede İlkel İmgelerin Yeniden İnşası
Ömer Erdem’in Evvel’inde Dilin Kaybettiği Dünya ve Dünyanın Kaybettiği Dil
NÂZIM HİKMET’İN EN KAPSAMLI SERGİSİ “ROMANTİKA” İZMİR’DE AÇILDI
Boşluğun Çağrısı Üzerine: İntihar, Hayat ve Direniş Üstüne Kazı
Cenk Gündoğdu’nun son kitabı üzerine: Yaz Bunaltısı, Yaz Melankolisi
Edebiyatta Teorinin Gerekliliği
Yapay Zeka Devrimi Neden Kapitalizmi Öldürebilir?
Sinopale’nin 10. Edisyonu 2 Eylül’de Üretim Süreciyle Başlıyor!
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Beste Naz Karaca: Özne Olma Sürecinde Benlik İnşası
“Tek başımayım ve perişanım”: Stefan Zweig, Joseph Roth dostluğu
Yapay Zeka İşlerimizi Ele Geçirmeye Gelmiyor. Ücretlerimizi Ele Geçirmeye Geliyor.
Hızlı Gazeteci’nin ilk, daha karikatürize dönemi (1980-1981)
Epik Tiyatro: Brecht, Öngören ve diğerleri…
2025 Arthur C. Clarke Ödüllü ANNIE BOT Şimdi Raflarda!
Kategori: Litera
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
mezar taşlarına memleket hikayeleri anlatan çocuk gurbetin kuşağını çözemeyen yüreğinde büyüttüğü yaman şarkılarla anlayan çocuk yaban elleri çık bu cehennemden bu cehennem senin hayaletin kır bacaklarını bu şeytanın bu şeytanın şairi sana yalancı ve lanetle bu sapkınlığı bu ritü’eller sana ait değil isimler arasında resmine benzeyen bir masa arayan çocuk düşüncenin düşlerini dişleyen aklının...
ÇAĞILTI (ŞİİR)
-Ümit Kaftancıoğlu’nun anısına- Kura’nın coşkusu Çocukluğumdu akıp giden Kıyılarında kavaklar, salkım söğütler büyüten Kış gider, yaz gelirdi Bin renkte açardı kır çiçekleri Kırlarda kenger kanatırdık Kanatmazdık birbirimizi Uzaklardan geldim Dönüp baktım Önce yolların, dağların kokusunu aldım Eğin eğin ağaçlar Hangi yöne gitsem Anılar bahçesi sonbahar Kura’dan gelen...
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
BELKİ BAŞKA GÖKLERİN Ânın İlk Şarkısı — Gool! Büyük karakışından sonra karanın Ben bir çağlayandan, çağlayanca Dökülmek diye atlayıp indiydim dağdan Bir ırmağa bindiydim, bir ırmaktı atım Binbir kollu, oyunlu bir şarkıydı ırmak Ben o ırmağa bindiğimde göklerden Aldığım ışığın kör aşığı, sadığı İndiğim yerlere, sarıldığım dostlara Arkadaşlara ışık taşıyordum Bir aşk arkadaş arkadaşa...
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
çığlık ve kefen senindir karanlık kuşak bizden bir künhüne gülünç ayıklığa sarmaşıklar uluyarak zatından. uzuvları dökülür ve şiddet bize bir edimdi karşılarına oğulları dikildiğinde sahibi egemen ağmaya bilmemdir istekle çarpışır şiddetin öznesi bütünde temsili mülkün daha düşen mecaza göstererek kendini anlaşılır olanda tutulmuş gizli münkir ve yazgısında akacak olan leş bir yarıktan...
Dip Adası (Şiir)
Sonsuz bir uykuya dalıyor dünya Bir deri kemik kalıyor bahçe Apartmanlar kurutuyor güneşi Çamura dönüyor deniz Sahte bir söze bürünen Şairin ölümünü konuşuyoruz Vahşi doğaya dönüyorum yüzümü Eşikler kapanmış pencereden ormana Ne bir kurt uluması ne geyiklerin ürkek boynu Küçük fırtınalar yaratıyor kendine Bilgisayar oyunlarında alem Dönüyor içimizde sanalın dili Orman da ölüyor kendi...
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
aşk gecelerinin solmuş cesetleri… şehvetin, ihtirasın gülünç zavallığı; sahte edebin hoyrat taşkınlığı, tenin gölgesinde çoğalan bit gibi sinsi aşklar. her iyiliğin bir hizmetçisi vardır, her kötülüğün tanığı olmaz. yalana yaslanmış her söz, lağımın içinde akan su misali geçer gider. bir gün güneşi sigara içerken gördüm; ben, onun tül tablası oldum. gözlerdeki yalnızlığa katlanamayan kalbi, benim...
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Uzak bir parıltı, Işık saçan bir işaret Karanlık yüzünde gecenin. Tuzlu su ve özlemdir her şey. Dalgaları sırtlamış rüzgârlar Sallıyor meyhaneyi Demir atmış o gemiyi Tutkulu, zalim bir aşk Açık bıçaklar arasında, Bırakmak öylece kendini Kucağına bir fahişenin. Umutsuzluklar yükseliyor havaya Yoğun duman topakları halinde. Şişeler, bardaklar, kadehler… Ah! Susamışlığı...
Kütleçekim (Şiir)
fazla uzaksın içinde dünyayı tutmak arzusuyla kaçınılmaz olana fazla yakın hepimiz her şeyden çoktan ölümlü hepimiz her şeyden gülünç sonunda uykuya vardığında dehşet ölü saklayan insan çekildiğinde kendi kılıcının gölgesine mekanik bir zorunluluk değilse nedir yaşamak? Resim: Peter Stettler
Kaç Adım (Şiir)
ben Kuzguncuk’ta yeşil bir dal buldum, ona tutundum Kuzguncuk’ta oturuyorum martılarla aynı katta üst katımda gümüş balıkları karşımda lakerda namı diğer la guerida yani sevgili sevgili ile aramda 141 adım sayıldı taş basamaklı evin yanındaki sobacı 50 adım ay var gümüş semtinde bir sokağın üçüncü katıyım deniz bana bakıyor ben artık yalnızca denize...









