Bugünlerde, doğanın bizi cezalandırdığını, bizim ona yaptığımız eziyetlere sabrı tükendiğinden artık tokat gibi yüzümüze vururcasına şedit yüzünü gösterdiğini konuşmayan kalmadı. Haksız da sayılmazlar, bütün bu, şimdiye kadar pek karşılaşmadığımız yahut görmek istemediğimiz doğa olaylarının bir nedeni olmalıdır. Leibniz’in ¨Nihil est sine ratione¨, yani “varolan hiçbir şey nedensiz değildir” deyişini unutmayalım. Doğanın gösterdiği ve bizim varoluşumuzun...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
YANGIN VE… BİLDİĞİMİZ DEVLETİN SONU
“Yaşamak bu yangın yerinde Her gün yeniden ölerek Zalimin elinde tutsak Cahile kurban olarak (…) Yaşamak görevdir bu yangın yerinde Yaşamak, insan kalarak”[1] Marmaris ormanları yandı… Ben bu satırları yazarken Ege-Akdeniz kıyı şeridinin çeşitli bölgelerinde (Antalya, Aydın, Muğla, daha içlerde Isparta, Denizli…) patlak veren bir dizi yangın, ağaçları, evleri, orman hayvanlarını: tilkiyi, domuzu,...
MADIMAK’TA YAKILIP YIKILAN HEPİMİZDİK
“İnsan ışığı görmez, ışıkla görür.”[1] “Recorder, anımsamak; Latincesi ‘re-cordis’, yani kalbi delip geçmek,”[2] demekmiş. Doğrudur! Dört yüzyıl önce Giordano Bruno’nun, Roma’da diri diri yakılmasını; Nazilerin “Kristal Gecesi”ni daha nicelerini anımsatan Madımak’dan (#unutMADIMAKlımdan) her söz ettiğimizde anımsamanın “kalbi delip geçmek” olduğundan şüphesi olan var mı hâlâ? Varsa ne yazık! Zaman anıları puslandırıp, belleği küflendirse de “Madımak...
KULTURPESSIMISMUS: AVRUPA ENTELEKTÜEL TARİHİNDE KARAMSARLIK VE ÇÖKÜŞ SÖYLEMİ
“Zeus, öteki kötülüklerden de fazlasıyla eziyet çeken insanın, yaşamı kestirip atmamasını, hep yeni eziyetler çekmeye devam etmesini istemişti. Bunun için insanlara umudu verdi —kötülüklerin en kötüsüdür umut…” Friedrich Nietzsche, İnsanca, Pek İnsanca, #71 “Kulturpessimismus [Kültürel karamsarlık] Nietzsche’yle müsemma —ama bu aslında ona Schopenhauer’dan bulaşmış. Hatta Nietzsche aslında sadece taşıyıcı. Suçu, van den Bruck, Spengler, Lagarde...
Asya Sineması: Miyazaki animeleri üstüne
Hayao Miyazaki, kariyerine animasyon yapımlarında çizerlikle başlamış, dönemin manga uyarlaması birçok anime dizisinde yardımcı ve baş çizer olarak çalışmıştır. Bunun dışında manga denen Japon çizgi romanları da çıkarmıştır. Kendisinin yazdığı ve yönettiği ilk uzun metrajlı film olan 1984 yapımı ‘Nausicaä of the Valley of the Wind’ filminin elde ettiği başarıyla Anime dünyasında kendine ait yerini...
TOPLUMSAL CİNSİYET VE DİN: ANTROPOLOJİK BİR BAKIŞ
“Ezilenler arasında din adamı göremezsiniz, din adamları ezen sınıfın asalağıdır.”[1] Çeşitli felsefî/antropolojik yaklaşımlar, meşreplerine göre insanı birçok vasfıyla tanımlayagelmişlerdir: Homo sapiens (düşünen/akıllı/bilen insan); homo faber [(alet) imal eden insan]; homo religiosis (dindar insan); homo ludens (oyun oynayan insan); homo economicus (iktisadî insan); homo symbolicus (simge üreten/simgeler aracılığıyla düşünen insan)… Bunlardan her biri, insanı en...
Queer ve Feminist Pratiğin Performatif Şiire Etkileri Üzerine-2
Performans sanatının ana ögesi beden temsiliyetidir. Elbette şiir daha yazı yokken bile sözle, sesle ve bedenle zaten performatif bir formda ilişkilenir. Şiir yazının kadrajına sığmayacak genişlikte, zamanlılıkta yapısıyla diğer edebiyat alanlarından ayrılır. Burada irdeleyeceğim şey zaten bilinen şeyleri tekrar etmek değil; şiirin rep, hip hop, dengbej, âşık atışmaları, tiyatral formlarda okunarak bir gösteriye dönüşmesinin bunun...
Deleuze’ün Neşesi
Gilles Deleuze Müzakereler’de, üslubun kavramın hareketi olduğunu ifade eder. Esasında Deleuze’ün felsefi üslubunu oluşturan yazarlar arasında çeşitli köşe taşları bulunmakla birlikte –Spinoza, Nietzsche ve Bergson– felsefi derinliği ve kavramların konumlanışlarını tek bir dayanak noktası üzerinden oluşturur; içkin ve yatay bir düzlem. Bu düzlem Deleuze’ün felsefe pratiğini belirlemekle birlikte sanat görüşlerinde de bu geleneği yanında görmesine...
Asya Sineması(2): Geleneksel/Tarihsel Çin Sineması
Bu yazıda çeşitli geleneksel/tarihsel Çin sineması örneklerine kısaca değiniyoruz. 1987 yapımı, yönetmenliğini ‘Zhang Yimou’nun yaptığı , Mo Yan’ın dilimize ‘Kırmızı Darı Tarlaları’ adıyla çevrilen kitabından uyarlanan ‘Red Sorghum’, Çin Cumhuriyet devrimi sonrasından 2. Çin-Japon savaşına kadar olan bir dönemde uzak bir eyaletteki, yerleşim yerlerinin dışındaki bir içki üretim evinde geçiyor. Kadın Kahramanın Peşinde Yoksul bir...
KUANTUM KURAMI VE DOĞU FELSEFESİ
Maddenin ve yaşamın en küçük birimleri foton ve elektronların “dolanıklık” ve “tünelleme” olarak ifade edilen, bir türlü tam belirlenemeyen şaşırtıcı, gizemli davranışlarından yola çıkarak felsefe, psikoloji, sanat alanlarında ilginç bir çok yorum ve tartışmaya tanık olmaktayız. Bunların kimi, Batı merkezli bilim ve felsefedeki tıkanıklığa ve çıkış yoluna ilişkin ciddi düşünsel arayışlar içermekte, kimi de bilimden...









