Çeviri: ilker Kocael The Philosophical Salon’da yayımlanan “Foucault: Sahte Radikal” başlıklı makalem, siyasi anlamda açıklığı dolayısıyla bazı çevrelerde övgüyle karşılanırken, diğer bazı çevrelerde hararetli tartışmalara sebep oldu ve benden konuyu biraz daha açmam istendi (i). Yazının Türkçe çevirisi vesilesiyle Can Uğur ile yaptığımız mülakatta bana yöneltilen eleştirilerin bir sentezini bulmak mümkün (Dag Eivind Undheim...
Son Yazılar:
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Kategori: Kritik
Fallus’un Yitimi, Makinenin Talebi ve Psikoz
Klasik felsefedeki insanın yüce tabiatı karşısına yerleştirilen insanın hayvan tabiatı, başka bir deyişle insan-hayvan ikiliği kuramsal alanda çoktan geçerliliğini yitirmiş bir çatışmadır fakat belki de bunu insan ve makina arasındaki çatışma üzerinden yeniden tanımlamak gerekiyor. “Fallus’un Anlamı” metninde Lacan, Fallus’u, her şeyi bir arada tutan gösterge olarak tanımlıyor [le père est « dans l’anneau qui...
CUMHURİYETİN İLK YILLARINDAN GAZETECİ MANZARALARI
KAYBOLAN BABIÂLİ’NİN ARDINDAN: 5 Hüseyin Cahit Bey, İstiklâl Mahkemesi’nin Önünde Dikleniyor! Takrir-i Sükûn Yasası yürürlüğe girdikten hemen sonra, “Tanin” gazetesinin sahip ve başyazarı Hüseyin Cahit (Yalçın) Bey de Ankara İstiklâl Mahkemesi’nin önüne çıkarıldı. Suçu, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası İstanbul Şube binasında yapılan aramayı, gazetesi “Tanin“-de, “Baskın!” başlığıyla duyurmaktı. Halk arasında “Üç Aliler Divanı” olarak anılan...
Yapay Zeka Sosyolojisi Notları-5: Emek-Yoğunluğu ve Etik
Bugün yapay zekanın beslendiği büyük veri, hiç bir sosyal hakkı olmayan, asgari ücret yasası uygulanmayan düşük ücretli vasıfsız bilişim emekçilerinin ham veriyi bilgisayarların işleyeceği biçime dönüştürmesine dayanıyor (Dilawar, 2020). Beklentinin tersine, fazlasıyla emek yoğun bir çaba ve açıkça sömürüye dayanıyor. Şimdilik böyle ise, ileride bu durum ortadan kalkacak ise sorun yok; fakat bu emek yoğunluğu,...
CUMHURİYET DÖNEMİNDE BABIÂLİ
KAYBOLAN BABIÂLİ’NİN ARDINDAN: 4 İttihatçıların, kendilerini eleştiren gazetecileri öldürmeye kadar varan dehşetli terörünün altında Mütareke yıllarına kadar gelen Babıâli, bu kez imparatorluk başkentinin galip devletler tarafından işgaliyle karşılaştı. Başta İzmir olmak üzere Anadolu’nun pek çok bölgesinin de işgale uğraması üzerine, o bölgelerde, önce halkın inisyatifiyle başlatılan çete direnişlerinin, giderek Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğindeki bir...
SURATSIZ BİR ÜLKE
Surat ve Maske Surat denilen şey eğer insanda yoksa başka hiçbir hayvanda yoktur, ve karakteri ifade eder. Cicero Tüm canlı varlıklar açıklıktadır, kendilerini birbirlerine gösterirler ve birbirleriyle iletişirler, ama sadece insanın bir suratı vardır; sadece insan, görünüşünü ve başka insanlarla iletişimini kendine has temel deneyimi yapar; sadece insan, suratını kendine has hakikatin mekânına dönüştürür. Suratın...
Gauss’dan Çıktık Yola Kolmogorov’da Verdik Mola
Kısmetse Olur – II Her şey hem kendisidir hem de değildir, çünkü her şey bir akış halindedir, sürekli olarak değişir, sürekli olarak oluş ve yok oluş halindedir. Herakleitos Eskiden Ankara’da bombaların patlamadığı zamanlarda başı boş sokaklarda gezmeyi severdim. Ne zaman olduğunu unuttum. Bakanlıklar’dan Kavaklıdere’ye doğru yürüyordum, yoruldum. Olgunlar Sokağı’nın girişinde camdan yapılmış Madenci Anıtı’nın...
Tekrar Korkusu: Hakikat-Sonrasına ait birkaç Belirti
Bir Başkadır dizisi üzerine çok sayıda yazı yazıldı. Özellikle son yazılarda bu başlık üzerine tekrar yazı kaleme alanların bir çeşit günah çıkarma çabasına rastlanabilir. Aynı konuda bir yazı daha yazmanın talepkâr kültür dünyasının sakinlerinde yaratacağı bıkkınlığı hesaba katan bir özür dileyerek giriş yaparlar. Aynı suçluluk duyusunun bir başka belirtisi de okura ilginç bir şeyler söylemek...
BİR BAŞKADIR’IN ANIMSATTIKLARI
Yalnızca politik ya da ekonomik değil, kültürel kırılmanın da sonunun bir türlü gelmeyeceğini düşündüren dönemlerden geçiyoruz. Övgüye ya da yergiye boğulan ve sosyolojik bir gerçeklikten yola çıktığı varsayılan dizi ve filmlerin taraftarları yalnızca bulundukları noktayı ele veren eleştiriler yapmaktan kaçınmıyor, üretimleri sanatsal kriterlere göre masaya yatırmayı akıllarından dahi geçirmiyorlar. Yarılmanın geldiği noktaya son olarak bahar...
İttihatçılar ve Muhalif Gazeteciler
KAYBOLAN BABIÂLİ’NİN ARDINDAN: 3 23 Temmuz 1908’de, beklenen gün geldi. Abdülhamit, Meşrutiyet’in ilanını kabul etti. Günümüzde, basın kuruluşları, bu tarihten bir gün sonrasını, yani 24 Temmuz 1908’in yıldönümünü, her yıl “sansürün kaldırılışı” olarak kutlarlar. “Hürriyet”, “Eşitlik” ve “Kardeşlik” sloganlarıyla yola çıkan İkinci Meşrutiyetçilerin estirdiği hava kısa sürede yazı ve söz olarak ortalığı kapladı. Her köşe...









