Gilles Deleuze Müzakereler’de, üslubun kavramın hareketi olduğunu ifade eder. Esasında Deleuze’ün felsefi üslubunu oluşturan yazarlar arasında çeşitli köşe taşları bulunmakla birlikte –Spinoza, Nietzsche ve Bergson– felsefi derinliği ve kavramların konumlanışlarını tek bir dayanak noktası üzerinden oluşturur; içkin ve yatay bir düzlem. Bu düzlem Deleuze’ün felsefe pratiğini belirlemekle birlikte sanat görüşlerinde de bu geleneği yanında görmesine...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Kritik
Asya Sineması(2): Geleneksel/Tarihsel Çin Sineması
Bu yazıda çeşitli geleneksel/tarihsel Çin sineması örneklerine kısaca değiniyoruz. 1987 yapımı, yönetmenliğini ‘Zhang Yimou’nun yaptığı , Mo Yan’ın dilimize ‘Kırmızı Darı Tarlaları’ adıyla çevrilen kitabından uyarlanan ‘Red Sorghum’, Çin Cumhuriyet devrimi sonrasından 2. Çin-Japon savaşına kadar olan bir dönemde uzak bir eyaletteki, yerleşim yerlerinin dışındaki bir içki üretim evinde geçiyor. Kadın Kahramanın Peşinde Yoksul bir...
KUANTUM KURAMI VE DOĞU FELSEFESİ
Maddenin ve yaşamın en küçük birimleri foton ve elektronların “dolanıklık” ve “tünelleme” olarak ifade edilen, bir türlü tam belirlenemeyen şaşırtıcı, gizemli davranışlarından yola çıkarak felsefe, psikoloji, sanat alanlarında ilginç bir çok yorum ve tartışmaya tanık olmaktayız. Bunların kimi, Batı merkezli bilim ve felsefedeki tıkanıklığa ve çıkış yoluna ilişkin ciddi düşünsel arayışlar içermekte, kimi de bilimden...
Asya Sineması -1: Büyük Asya’dan Küçük Asya’ya
“Neden Asya Sineması?” ya da “Asya Sineması neden önemli?” gibi bir soruyla karşılaştığımızda şunları söyleyebiliriz: Asya ekonomik ve siyasal olarak yükselirken, filmler başta olmak üzere Asya kültür ürünleri küresel ölçekte daha fazla görünür oluyor. Eskiden küreselleşme, Batılılaşma ya da Amerikanlaşma’yla eşdeğer durumdaydı. Şimdi bu değişiyor: Sözgelimi, fiziksel altyapı projeleriyle ve kültürel üretimlerle Çin tipi bir...
Özgürlüğün Sesi ve Azmin Yumruğu: Muhammed Ali
Kendisi ve mensubu olduğu Afro-Amerikalılar için çizilen sınırların eşiğinde yüzüne savrulan yumrukları kıvrak vücut hareketleriyle savuştururken; bitirici darbesine hazırlanan gerilmiş bir yay gibiydi. Evet, o Muhammed Ali’ydi… Bu yazıda herkesin az çok bildiği ya da internet yoluyla kolayca ulaşabileceği otobiyografik bilgilerle Muhammed Ali’yi anlatmak değil niyetim. Çünkü böyle bir anlatımın, her ne kadar ‘factual’ olsa...
PARAMPARÇA ANLATILAR ve KÖPEKLER: OZAN CAN ÖZÜBAL EDEBİYATI
“Devrim tarihi” vaktiyle bir ders ismiydi ve çok güzeldi. Gelgelelim 12 Eylül’de tank paleti altında can vermesinden iki yıl sonra, “devrim” sözcüğünün hayaleti bile belleklere musallat olmasın diye söz konusu dersin adı “inkılap tarihi” olarak değiştirilecekti. Ufak bir pürüz ortaya çıkmıştı yalnız: Dil, Freud’a rahmet okutacak biçimde “inkilap”a sürtüyordu. Yurt genelinde tarih öğretmenleri bu konuyu...
Aristokrasiye Neşter Atmak: Visconti
Sinemada aristokrasinin portresi söz konusuysa bana göre Luchino Visconti istisnasız en büyük yönetmendir. Kendisinin de köklü bir aristokrat sınıftan gelmesi filmlerine sınıfsal ve anlatım zenginliğini verir. Hatta yönetmene “Marksist Aristokrat” lakabını da kazandırır. Luchino Visconti Milano’da, 2 Kasım 1906’da, aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Kont Guiseppe Visconti tutucu biriydi.. Evdeki çatışmalar yüzünden Luchino, 18...
EDWARD SAİD’İN MÜCAHİTLİĞİ ÜZERİNE BİR ÇİFT SÖZ
Günlerdir İsrail’in Filistin halkına uyguladığı zulme Batı dünyasının sessiz kalışı karşısında İslam toplumlarından–yine Batı dünyasına dönük– bir adalet çağrısı yükseliyor. Dünyanın geri kalanı bir yana, İslamın kalbi denebilecek yerlerdeki haksızlıklarla ilgili olarak İslam dünyasından adalet beklemek artık Müslümanlar için bile demode bir iş olduğundan kimse Suudi Arabistan kralını ya da Mısır diktatörünü bir şey yapmaya...
SIYRILIP GELEN’DEN KALANLAR, DEVAM EDENLER
27 Nisan Salı günü Grup Yorum’un yayınladığı bildiri, çok farklı uçlardaki toplulukları aynı noktaya getirdi. Bu bildiriye; sosyalist diye saldıran MHP’liden, Yorum’u Ümit Özdağ ile eşitleyen liberal demokratına, “Rojava’da devrim olmadı” ifadesine olan kızgınlığını belirten Kürt yurtseverlerinden, Cumhurbaşkanı’nı ve emniyet Emniyet Genel Müdürlüğü’nü etiketleyerek ihbar eden muhbir vatandaşa, “bunlar hep böyleydi” diyen anarşistine,farklı yelpazelerdeki bu...
QUEER : FARKLILIK FETİŞİZMİ Mİ, YENİ UFUKLAR MI?
Queer, son yılların en popüler konularından biri haline geldi. Yayın alanından, tartışma platformlarına ve akademiye kadar uzanan çizgisine bakılırsa hızla yol aldığı ve almakta olduğunu söylenebilir. Bir alt kültür hareketi olarak sokaklardan alınıp, akademiye kadar uzanan değişim çizgisi belli kaygıları da beraberinde taşımakta. İlk çıkışından bugüne kadar yaşadığı değişim ve anlam genişliği queer teoriye...









