“Neden Asya Sineması?” ya da “Asya Sineması neden önemli?” gibi bir soruyla karşılaştığımızda şunları söyleyebiliriz: Asya ekonomik ve siyasal olarak yükselirken, filmler başta olmak üzere Asya kültür ürünleri küresel ölçekte daha fazla görünür oluyor. Eskiden küreselleşme, Batılılaşma ya da Amerikanlaşma’yla eşdeğer durumdaydı. Şimdi bu değişiyor: Sözgelimi, fiziksel altyapı projeleriyle ve kültürel üretimlerle Çin tipi bir...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
Özgürlüğün Sesi ve Azmin Yumruğu: Muhammed Ali
Kendisi ve mensubu olduğu Afro-Amerikalılar için çizilen sınırların eşiğinde yüzüne savrulan yumrukları kıvrak vücut hareketleriyle savuştururken; bitirici darbesine hazırlanan gerilmiş bir yay gibiydi. Evet, o Muhammed Ali’ydi… Bu yazıda herkesin az çok bildiği ya da internet yoluyla kolayca ulaşabileceği otobiyografik bilgilerle Muhammed Ali’yi anlatmak değil niyetim. Çünkü böyle bir anlatımın, her ne kadar ‘factual’ olsa...
PARAMPARÇA ANLATILAR ve KÖPEKLER: OZAN CAN ÖZÜBAL EDEBİYATI
“Devrim tarihi” vaktiyle bir ders ismiydi ve çok güzeldi. Gelgelelim 12 Eylül’de tank paleti altında can vermesinden iki yıl sonra, “devrim” sözcüğünün hayaleti bile belleklere musallat olmasın diye söz konusu dersin adı “inkılap tarihi” olarak değiştirilecekti. Ufak bir pürüz ortaya çıkmıştı yalnız: Dil, Freud’a rahmet okutacak biçimde “inkilap”a sürtüyordu. Yurt genelinde tarih öğretmenleri bu konuyu...
Aristokrasiye Neşter Atmak: Visconti
Sinemada aristokrasinin portresi söz konusuysa bana göre Luchino Visconti istisnasız en büyük yönetmendir. Kendisinin de köklü bir aristokrat sınıftan gelmesi filmlerine sınıfsal ve anlatım zenginliğini verir. Hatta yönetmene “Marksist Aristokrat” lakabını da kazandırır. Luchino Visconti Milano’da, 2 Kasım 1906’da, aristokrat bir ailenin çocuğu olarak doğdu. Babası Kont Guiseppe Visconti tutucu biriydi.. Evdeki çatışmalar yüzünden Luchino, 18...
EDWARD SAİD’İN MÜCAHİTLİĞİ ÜZERİNE BİR ÇİFT SÖZ
Günlerdir İsrail’in Filistin halkına uyguladığı zulme Batı dünyasının sessiz kalışı karşısında İslam toplumlarından–yine Batı dünyasına dönük– bir adalet çağrısı yükseliyor. Dünyanın geri kalanı bir yana, İslamın kalbi denebilecek yerlerdeki haksızlıklarla ilgili olarak İslam dünyasından adalet beklemek artık Müslümanlar için bile demode bir iş olduğundan kimse Suudi Arabistan kralını ya da Mısır diktatörünü bir şey yapmaya...
SIYRILIP GELEN’DEN KALANLAR, DEVAM EDENLER
27 Nisan Salı günü Grup Yorum’un yayınladığı bildiri, çok farklı uçlardaki toplulukları aynı noktaya getirdi. Bu bildiriye; sosyalist diye saldıran MHP’liden, Yorum’u Ümit Özdağ ile eşitleyen liberal demokratına, “Rojava’da devrim olmadı” ifadesine olan kızgınlığını belirten Kürt yurtseverlerinden, Cumhurbaşkanı’nı ve emniyet Emniyet Genel Müdürlüğü’nü etiketleyerek ihbar eden muhbir vatandaşa, “bunlar hep böyleydi” diyen anarşistine,farklı yelpazelerdeki bu...
QUEER : FARKLILIK FETİŞİZMİ Mİ, YENİ UFUKLAR MI?
Queer, son yılların en popüler konularından biri haline geldi. Yayın alanından, tartışma platformlarına ve akademiye kadar uzanan çizgisine bakılırsa hızla yol aldığı ve almakta olduğunu söylenebilir. Bir alt kültür hareketi olarak sokaklardan alınıp, akademiye kadar uzanan değişim çizgisi belli kaygıları da beraberinde taşımakta. İlk çıkışından bugüne kadar yaşadığı değişim ve anlam genişliği queer teoriye...
BENİM GÖNLÜM BİR KELEBEK veya LOCKED-IN (Kilitli kalma) SENDROMU
Truffaut’un ilk ve belki de en bilinen ve takdir edilen filmi ¨400 Darbe¨ uzun bir Paris sahnesiyle açılır. Çok da hızlı ilerlemeyen üstü açık bir aracın içindeki yolcunun gözünden 1950’lerin Paris’ini hüzünlü bir melodinin eşliğinde izleriz. Görkemli anıt yapılar, şehrin bilinen mimari özelliklerini taşıyan binalar ve etrafında dönülüp dolaşılan, sonunda yakın planda görülen ama arkada...
Gündemden Uzakmış Gibi Bir Film: AÇLIK
Film yeni sayılır, 2018 yapımı; Türkiye’de ise Daha İyi Bir Hayat adıyla ve Türkçe dublaj eklenerek henüz dolaşıma sokuldu: Danimarkalı Michael Noer’in yönettiği ve senaryosunu Jesper Fink ile yazdığı filmin orijinal adı Før frosten (Before the Frost).[1]Pek bilindik değil, gürültüye gidecek gibi de duruyor.Norveçli Knut Hamsun’un romanı ise oldukça eski ve yeterince bilindik, hatta klasikler...
MAX STIRNER, ÖZCÜLÜK VE MÜCADELE
Stirner’i o dönemde ‘’öteki’’ kılan Aydınlanma felsefesine sirayet etmemesi ve keskin eleştirileri Marksist ve Anarşist çıkış noktalarını oluşturan membaya, Aydınlanma’ya yöneltmesidir. Toplumsal mücadele alanına dair bir şeyler yazmak her zaman belli kaygıları beraberinde getiriyor. Bunların başında gerek tartışma kültürümüzün düzeyi ve gerekse tabu haline getirilmiş teorileri, değişmez ama ‘’bilimsel’’ kabul edilen muhafazakarlıklarla uğraşma sıkıntıları yer...









