Maddenin ve yaşamın en küçük birimleri foton ve elektronların “dolanıklık” ve “tünelleme” olarak ifade edilen, bir türlü tam belirlenemeyen şaşırtıcı, gizemli davranışlarından yola çıkarak felsefe, psikoloji, sanat alanlarında ilginç bir çok yorum ve tartışmaya tanık olmaktayız. Bunların kimi, Batı merkezli bilim ve felsefedeki tıkanıklığa ve çıkış yoluna ilişkin ciddi düşünsel arayışlar içermekte, kimi de bilimden...
Son Yazılar:
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Yazar: Mehmet Ulusoy
YİTİK BİR AYDINLANMADAN IŞIMALAR
Dünyamızın zengin, katmanlı, karmaşık jeolojik yapısının oluşumunda yanardağlar, belli aralıklarla gerçekleştirdikleri büyük patlamalar ve püskürttükleri lav kütleleriyle önemli bir rol oynadılar. Yer kürenin milyonlarca yıllık evrim sürecinde mağmanın birikmiş enerjisini ve minerallerini yeryüzüne fırlattılar. Böylece sönmüş, küllenmiş eski lav kütleleri yenileriyle birleşerek ve sentezlenerek katmanlaşmış yapılar oluştu. Mineral bakımından muazzam zenginlikteki bu jeolojik yapılar giderek...
Korona günlerinde geçmişten geleceğe bir gezinti
Büyük felaketler, aslında büyük öğretmenlerdir; kuşkusuz ders çıkarmasını ve öğrenmesini bilene. Ve derler ki “akıl, insanın kafasına dayanmış bir çividir”. Aklın yeterince çalışması için felaketlerin demir balyozu o çiviyi beynimize çakmalıdır. İşte insanlık ve ulusumuz böylesi benzersiz günleri yaşıyor. Akıl ve vicdanın en üst düzeyde buluştuğu, insanlığın geleceğine yön verdiği anlar… Korona virüs salgınını, sokağa...
İdeoloji/kültür ve siyaset ve de döneklikteki keramet (2)
Önceki yazımızda olgular olarak sergilediğimiz ülkemizin bozuluş ve çürüme odaklı insanlık durumlarını, şimdi de ideolojinin bütünsel ve derinlikli kapsamı içinde ele almaya çalışalım. Gerçeğin bütünsel kavranışı açısından bu çok önemli; çünkü ekonomik, toplumsal, siyasal, kültürel, ahlaki nitelikteki bütün sorunları ve onlar arasındaki karmaşık ve derin ilişkileri, ancak ideolojinin çok boyutlu kuşatıcılığı içinde doğru bir şekilde...
İdeoloji/kültür ve siyaset ve de döneklikteki keramet (1)
Küreselci karşıdevim yıllarında ülkemiz, idealler, ütopyalar, ülküler hapishanesine dönüştü adeta. Kuşkusuz hapishane en başta içimizde; düşünmekten ve sorgulamaktan alıkonan, sindirien, aptallaştırılan beyinlerde, kararan yüreklerde. Bütün toplumcu, eşitlikçi, paylaşmacı değerler, görünüşteki “özgürlük ve demokrasi” şamatalarına, “büyüyen”, “dünya devleti” Türkiye masallarına karşın, gerçekte, düşünce ve gönül dünyasında zindanlara hapsedildi, derin çukurlara gömüldü. Toplumsal, insani değerlerin, duyarlılıkların, erdemli...
Hödüklüğün altın çağı
Önce hacıağalık, görgüsüzlük vardı. Sonra uynık kerizlik ve zübüklük, sonra da hödüklük… Son günlerde dilime dolanmış durumda. Acaba ben mi takıntı haline getirdim diyorum kendi kendime. Dönüyorum dolaşıyorum, düşünürken, çalışırken, uyurken bu hödük kuşatmadan bir türlü kurtulamıyorum. Yaşadığım, gözlemlediğim her olayda, her davranışta bir hödüklük sırıtması, bir hödüklük gösterisi var sanki. Kaçış ne mümkün; hangi...
“Kara Kitap”ın anatomisi ve kendi olmak
Bilindiği gibi Türkiye’de postmodern edebiyatın en iddialı ve popüler romanı, Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ıdır. Kitap piyasaya çıktığı 90’lı yıllarda çok tartışıldı. Sert eleştiriler yapıldığı gibi, temel iletisi ve ideolojik arka planı bilinerek veya bilinmeyerek bir çok olumlu, “heyecan verici” tepkiler aldı. Kitabın genel olarak “yeni”, “ilginç”, “başarılı” bir yapıt olarak değerlendirilmesi, dönemin ruh hali, yaşanan...






