Son birkaç yıldır yapay zekâ (YZ) tartışmalarına nasıl bir sis perdesi içinde olduğumuzu şu manipülasyon ilkesi çok iyi özetliyor: Bir sorunu gizlemek istiyorsanız, onu genelleştirin. Çünkü YZ dediğimiz şey tek bir şey değil. Tıbbi tanı sistemleri, görüntü tanıma ağları, üretici dil modelleri, hedef belirleme algoritmaları gibi çeşitleri var. Hepsi de farklı mantıklarla, farklı amaçlarla işlevini...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Kritik
MEYDAN, HAFIZA VE SINIF: BİTMEYEN 1 MAYIS
1 Mayıs bir gün değildir. Takvimde yerini almış sıradan bir tarih hiç değildir. O, birikmiş öfkenin, sabrın, direnişin ve umudun adıdır. Bir bayramdan çok daha fazlası; bir sınıfın kendi varlığını fark ettiği, kendine ad verdiği, tarihe müdahil olduğu gündür. Bu yüzden 1 Mayıs kutlanmaz yalnızca; 1 Mayıs’a çıkılır, 1 Mayıs’a yürünür, 1 Mayıs’ta taraf olunur....
Savaş sonrası Almanya’sında yaşam mücadelesi
Gazeteci – yazar Stig Dagerman 1946 yılında, savaşın hemen ardından enkaza dönüşmüş Almanya’nın bombalanmış kentlerini, mülteci kamplarını ziyaret etmiş, yıkıntılar arasında yaşamda kalmaya çalışan insanları tanımış, acı gerçekleri yerinde gözlemlemiş 1946 yılı, savaş sonrası Almanya’sına yaşamda kalma mücadelesiyle damgasını vurmuştu. Açlıkla geçen bir kış, enkaz yığınlarıyla dolu kentler bu mücadelenin en çarpıcı örnekleriydi. İsveçli genç...
Salad Man: Ânı sahiplenmek ve durmayı öğrenmek adına
Trump’a yönelik suikast girişiminin yarattığı kaos ortamında, herkes paniklerken salatasını yemeyi bırakmayan “Salad Man”, farkında olmadan Stoacı filozofların yüzyıllardır tarif ettiği, gök gürültüleri arasında sükunetini koruyan ruhun iç huzurunu bir tabak yeşillikte somutlaştırdı. Kahraman olmak için değil, sadece kendisi olmak için yerinde kalan adam, ne kahraman pozu kesti ne felsefi bir açıklama yaptı; sadece salatasını...
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Yeşilçam’da 1970’li yılların ikinci yarısındaki erotik güldürü filmleri (o dönemin terminolojisiyle “seks komedileri”) furyasının en sıra dışı yıldızı Aydemir Akbaş’tı. Bu filmlerin erkek başrol oyuncularının çoğu yakışıklı sayılabilecek, en azından “fiziği düzgün” erkekler iken Aydemir Akbaş ise Agah Özgüç’ün ifadesiyle “keskin hatlı, harita yüzlü, yamuk yumuk yürüyen bir küçük adamdı.” Özgüç, Akbaş’ın erotik güldürülerin ilk...
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Felsefe nedir? Bir düşünme etkinliği midir, yoksa düşünülmüş olanın ifade edildiği bir alıntılamalar sıralaması mıdır? Bu soru felsefeyle kurulan ilişkinin yönünün belirlenmesinde önem arz eden bir sorudur. Çünkü felsefe bir yandan sorgulama ve soru sorma cesareti olarak açığa çıkarken diğer yandan düşünülmüş olanı, “düşünceleri” aktarma ve tekrar etme riskini de bünyesinde barındırmaktadır. Bugün felsefeyle kurulan...
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Bazen bir insanın kim olduğunu anlamak için, yaptıklarından çok, hiçbir şey yapmadığı andaki haline bakmak gerekir. Elinin telefona ne kadar çabuk gittiğine. Sessizlik uzadığında yüzünde beliren huzursuzluğa. Beklemeye ne kadar dayanabildiğine. Bir odada, bir bankta, bir otobüs durağında, bir haberin, bir mesajın, bir yeni uyarının gelmediği birkaç dakikada kendi içine doğru çöküp çökmediğine. Modern insanı...
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Uzun tarihsel dönemi boyunca sanat, bağımsız, eleştirel bir pratikten ziyade, siyasal ve dinsel iktidar yapılarını meşrulaştıran estetiğin taşıyıcısı olarak iş gördü. Antik Yunan’da tapınakları süsleyen kabartmalar, Roma İmparatorluğu’nda zaferleri ölümsüzleştiren anıt heykeller, Orta Çağ’da katedralleri anlamlı kılan dini resimler, zamanın iktidarının ve hâkim ideolojisinin propagandasını yapmak üzere biçimlendiriliyordu. Bu dönemde sanatçı, bireysel bir politik duruş...
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
2025 yılı, ‘etobur’ yırtıcıların yılıydı: İnsanlığın yoğun saldırı altında olduğu bir yıldı. 2025, küresel yönetişim krizinin de derinleştiği bir yıldı. Geçen bu yıl boyunca dünyanın karanlık bir tablosunu rahatlıkla çizebilirsiniz. Gazze’de soykırım ve insanlığa karşı suçlar, Ukrayna’da insanlığa karşı suçlar, Amerika Birleşik Devletleri’nin sınırları dışında gerçekleştirdiği yargısız infazlar ile Venezuela ve İran’a yönelik saldırıları: Bunun...
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Haydar Ünal’ın 2025 tarihli son kitabı Yürüyen Zaman, çağdaş Türkçe şiirde toplumsalcı-gerçekçi damarın hem devamı hem de kırılması olarak okunabilecek bir metinler bütünüdür. 2 Temmuz 1993 Sivas Katliamı’ndan sağ kurtulan bir şair olarak Ünal’ın şiiri, yalnızca tanıklığın değil, travmanın ontolojik yankısını da taşır. Bu nedenle kitap, klasik toplumsalcı-gerçekçi söylemin düz bildirici dilinden uzaklaşarak metafizik, felsefi...









