Loş ışıklandırılmış döner platformlu bir sahne. Sahnede iri yarı devasa görünümlü bir adam ve onun ardı sıra yürüyen orta boylu, ufak cüsseli arkadaşı. Fonda hüzünlü bir şarkı çalıyor: ”Uyanıp göremedik, Bir telaş bir delilik. Bu gidiş hızlı duramadılar Geçiyor vay vay vay ömrümüz Yine geçiyor Geçiyor gülemeden, sonunu göremeden Bi çıkış lazım, bulamadılar Geçiyor vay...
Son Yazılar:
Reddiye Defteri: Akademinin Trafik Lambaları ve Yazarın İnadı
Özgür düşünceye engel olanlar!
BAUHAUS TASARIM VE MİMARLIK OKULUNUN KURUMSAL KİMLİĞİ VE DİNAMİKLERİ
Naif’in Listesi: Gerçekler, Doğrular, Varoluşlar…
ELVEDA ELİF, GÖRÜŞMEK ÜZERE
Ebru Yolver: ÜÇ / KONSEPT
İnsan Haklarının Ontolojik ve Politik Sınırları: Doğal Hukuk ile Egemenlik Arasındaki Paradoks
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Çekirdek Kabuğu
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Feyhaman Duran’dan Hikmet Onat’a: Venedik’ten Sanayi-i Nefise’ye…
Yapay Zekâ Neden Şiir Yazamaz?
“SUSUZ YAŞAMIN AĞIRLIĞI”: Andreas Hoffmann’ın Beden Pratiğinde Doğaya Dönüş
Kategori: Kritik
Michel Onfray: Eleştirel Bir Okuma
Michel Onfray, Yolculuğa Övgü (Théorie du voyage) adlı kitabında yolculuğu, daha ziyade zihinsel ve felsefi bir deneyim olarak ele aldı. Yolculuk, gidilecek yerden çok, insanın kendisiyle karşılaşma biçimiydi. Başka, hatta hiç görülmemiş vatanlara yapılan yolculukların aslında kendi vatanını daha derinden tanımak olduğunu, başka insanları tanıma, anlama çabasının da gerçekte bir bizzat kendini tanıma, keşfetme çabası...
Orada Olamadığı İçin “Burada” Olanlar!
Biraz afili bir başlık farkındayım. Önüme bir Uğur Dündar videosu zıplayıverdi. Vaveyla haykırıyordu Dündar Yılmaz Özdil’in ihanet(lerini) işaret ederek. Bu eski video Özdil’in Sözcü TV (szc)’den kovulması dolayısıyla tekrar paylaşılıyordu. Bir dönem cumhuriyetçi kesimlerin AKP ve şeriat tehlikesine karşı en çok sevilen bu ikilisi, Atatürk kitabıyla rekorlar kıran Özdil üzerinden karşı karşıya gelmişlerdi hatırlayalım… Özdil,...
Algoritma Hasatçıları: Büyük Teknoloji Şirketleri Afrika’daki İşgücünü Nasıl Görünmez Kılıyor?
Yeni veriler; yapay zekâyı besleyen Afrikalı emekçilerin gizli ağını ortaya koyuyor. Bu işçilerin, dolaylı olarak kendilerini istihdam eden küresel şirketlerden şeffaflık talep ettikleri herkesçe biliniyor. Yapay zekâ veri eğitimi ve diğer dijital emek süreçlerinin arkasındaki insanlar, çoğu zaman görünmez kılınıyorlar. Yeni bir haritalama çalışması, Afrika’daki 39 ülkede çalışan işçilerin; ABD, Avrupa ve Asya merkezli dış...
Uygarlığın Sınırları ve Kültürel Kötümserlik
“Barbarlık” kavramının uzun erimli kavramsal tarihinde 20. yüzyılın ilk yarısı, belirleyici bir kırılma noktası teşkil etti. İki dünya savaşı, dehşetler silsilesi, endüstriyel savaş ve kitlesel imha; barbarlığın, modern uygarlığın karşıtı olmaktan ziyade onun karanlık bir izdüşümü olabileceğini düşündürüyor. Daha önce Montaigne’de sezilen, 19. yüzyılda Schopenhauer, Nietzsche ile Baudelaire ve Flaubert gibi yazarlar tarafından yeniden canlandırılan...
HÜSEYİN YURTTAŞ: SUSKUNLUĞUN ONTOLOJİSİ-SAF ŞİİR VE VAROLUŞÇU İMGE
70 kuşağı toplumcu gerçekçi şiiri, Türkiye’de yalnızca siyasal bir duyarlığın değil, aynı zamanda etik ve estetik bir arayışın da şiirsel alanı olmuştur. Bu kuşağın önemli temsilcilerinden Hüseyin Yurttaş, uzun yıllara yayılan şiir serüveninde toplumsal tanıklığı bireysel iç dünya ile buluşturan bir dil kurmayı başarmış şairlerden biridir. Mart 2025’te Tekin Yayınevi etiketiyle yayımlanan Susuyor Şimdi Zaman,...
İNSANA DAİR ÇOK ŞEY YAHUT MAVİDEN-DENİZ GÜZELDİR: VECDİ ÇIRACIOĞLU
“Ortalık mis gibi hayat koktu.” Edebiyattan beklentinin son derecede düşük seyrettiği yıllar yaşıyoruz. Estetik beklenti, insani beklenti, siyasal beklenti, yazınsal beklenti epey zamandır gerilere çekilmiş hatta özellikle itilmiş durumda. Nedenlerini daha önce çok yerde çok defa tartıştığımız için uzun uzun tekrara gerek yok. 12 Eylül yüzeyselleşmesi edebiyatı oyun, süs, bilmece-bulmaca seviyesine indirdiği için on...
Çepo’nun yeni sergisi ‘Snowblind’ Zilberman İstanbul’da
İstiklal Caddesi’nde tarihi Sen Antuan kilisesini geçtikten sonra başınızı kaldırdığınız anda karşınıza çıkan o görkemli bina, 1910’ların başında Abbas Halim Paşa tarafından yaptırılan Mısır Apartmanı’dır. Art Nouveau detaylarıyla Beyoğlu’nun hafızasında yer etmiş bir yapı olan bu apartmanda bir dönem Mehmet Âkif Ersoy’un yaşamış olması da, binaya ayrı bir anlam katmakta. Merdivenlerinden çıkarken, geçmişin izleri ister...
Başkası: “Ekrandaki Ben”
“Gregor Samsa bir sabah bunaltıcı düşlerden uyandığında, kendini yatağında dev bir böceğe dönüşmüş olarak buldu. Zırh gibi sertleşmiş sırtının üstünde yatmaktaydı ve başını biraz kaldırdığında bir kubbe gibi şişmiş, kahverengi, sertleşen kısımların oluşturduğu yay biçimi çizgilerle parsellere ayrılmış karnını görüyordu; karnının tepesindeki yorgan neredeyse tümüyle yere kaymak üzereydi ve tutunabileceği hiçbir nokta kalmamış gibiydi. Gövdesinin...
BİR ZARFIN HATIRLATTIKLARI: TAN GAZETESİ, AYDINLAR ve SESSİZ BİR BASKIN
Türk basın tarihinde bazı belgeler vardır ki, tek başlarına bir dönemin siyasal ve entelektüel iklimini anlatmaya yeter. Tan Gazetesi’ne ait bu zarf da, 1940’lı yılların Türkiye’sinde basın, siyaset ve aydınlar arasındaki gerilimli ilişkiyi somutlaştıran nadir tanıklıklardan biridir. Bir gazete zarfı üzerinden okunabilecek bu hikâye, yalnızca bir yayın organının değil, bir düşünce çevresinin ve bir entelektüel...









