Dört ret üzerinden yayıncılık, gerekçe etiği ve küçük editoryal iktidar alanları üzerine Dışarıdan bakan bazı arkadaşlarım, sağ olsunlar, eksik olmasınlar, benim iyi bir yazar olduğumu söylerler. Fakat “iyi” diye kendi başına duran bir şey yoktur. İyi, tek başına anlam taşımayan, ancak bir bağlam içinde anlam kazanan bir sıfattır. İyi yazar mı? İyi akademisyen mi? İyi...
Son Yazılar:
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Apartman Yöneticisi (Şiir)
VİŞNEÇÜRÜĞÜ DÜNYA (ŞİİR)
Molto Simpatica (Şiir)
BİR BEYAZLIK (ŞİİR)
Yazar: Sinan Kadir Çelik
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Yapay zekâ karşıtlığı, slow science söylemi ve akademik öznenin kendine kapanma refleksi üzerine bir not Sorun hız değil; öğrenme sorumluluğundan kaçınmanın teorileştirilmesidir. Yapay zekaya “çöplük” diyenler bile var. Yapay zeka kullanımını akademik etiğin ihlaliyle özdeşleştirenler de var ve elbette yapay zekayı gayri etik bir biçimde yoğun olarak da kullananlar var ki yapay zekanın en büyük...
Ölçütlerin Şiddeti: Bir Bilim Manifestosu İçin Giriş
Bazen bir olay, bir kurumu değil, bir çağın zihniyetini açığa çıkarır. 2014 yılında Imperial College London’da çalışan toksikoloji profesörü Stefan Grimm’in ölümü böyle bir olaydır. Olayın kendisi trajiktir; fakat trajedinin asıl önemi bireysel değildir. Grimm’in ölümünden sonra ortaya çıkan yazışmalar, modern üniversitenin giderek daha görünür hale gelen bir gerçeğini çıplak biçimde ortaya koymuştur: bilim insanları...
Harari’ye 10 Maddelik Manifesto: Marx’ı Okusaydın Bu Yanlışların Hiçbirini Yapamazdın
Sevgili Harari, Senin metinlerin “yanlış bilgilenme” sorunu değil; yanlış rejimin içinde bulunma sorunu. Yanlışlığın tek tek cümlelerinde değil, bu cümlelerin birlikte kurduğu epistemik-politik düzende. Sen okura tarih anlatmıyorsun; okura tarihin nasıl düşünülmesi gerektiğini dayatıyorsun: tür düzeyinde, biyolojiyle yumuşatılmış, kurumları “hikâye”ye indirgemiş, failin adı anılmadan, mülkiyetin dili konuşulmadan. Bu, masum bir popülerleştirme değil; modern ideolojinin en...



