Sahne karanlıktır önce. Sonra bir ışık düşer. Bir yüzün üzerine, bir sözün kıyısına, bir susuşun derinliğine. Ve o an başlar tiyatro. İnsanın, kendine bakmaya cesaret ettiği anda. 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, bir kutlamadan çok bir hatırlamadır. Unutulmuş olanın, bastırılmış olanın, ertelenmiş olanın yeniden sahneye çağrılmasıdır. Çünkü tiyatro; yalnızca bir sanat değil, insanın kendini, başkasını...
Son Yazılar:
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yazar: Sami Günal
ÂŞIK KOCA VEYSEL
Onu, başını dumanların aldığı bir dağlık merada doğurmuştu anası; süt sağımı için gittiği koyunlarla baş başayken. Göbeğinin nasıl kesildiği de bilinmez. Ne bir ses ne bir nefes misali etrafta ne bir sıhhiyeci ne de bir insan vardı! Onu, eve getirirken tabanına taze ot yerleştirdiği süt bakracının içinde mi getirdi yoksa azık çıkınına sararak mı ya...
AŞK: KALPTEN BEYNE, PAZARDAN SANATA
Takvimler 14 Şubat’ı gösterdiğinde vitrinler kırmızıya boyanır. Kalp biçimli çikolatalar, gül demetleri, kampanyalı akşam yemekleri… Her yıl aynı sahne kurulur. Kimileri bu günü coşkuyla sahiplenir, kimileri “ticari icat” diyerek burun kıvırır. Oysa mesele ne yalnızca romantik heyecandır ne de sadece piyasa düzeninin bir organizasyonu. 14 Şubat, insanlık tarihinin en eski ve en karmaşık duygularından biri...
CEMAL SÜREYA: TÜRKÇEDE KALAN SES
Bazı şairler öldüklerinde susmazlar; yalnızca seslerini biraz geriye çekerler. Cemal Süreya da onlardan biri. Bugün ölüm yıldönümü deniyor buna ama insanın içinden geçen duygu daha farklıdır: Bir ses hâlâ oradadır, yalnızca konuşmak için acele etmez. Türkçenin içinde, sabırlı ve dikkatli bir bekleyiş gibi durur. Cemal Süreya’yı anmak, bir şiiri yüksek sesle okumaktan çok, cümle kurarken...
YAKINLIKTAN UZAK ADAM
Bazı insanlar vardır; bir mekâna girdiklerinde ortamdaki hava hissedilir biçimde değişir. Ne kahkaha patlatırlar ne kavga çıkarırlar ama odanın havası bir anda güneşliyken hafif bulutluya döner. Bu hikâyeye girmeyi hak eden müzik adamı da öyleydi. Girdiği yere gölge gibi oturur, kimsenin üzerine doğrudan düşmez ama herkesin ruhuna ince bir gölge serperdi. İnsan görünmez gölge olur...
ANKARA’DA TABELA FOTOĞRAFLARI: TOPLUMSAL BOŞLUĞUN YENİ RİTÜELLERİ
Televizyon haberlerine yansıyan, Ankara’daki sıradan bir yön tabelasına akın akın gidip asılarak fotoğraf çektiren gençlerin –hatta kimi yaşlıların– görüntüsü, ilk bakışta hafif ve gülünç bir manzaraymış gibi durabilir. Oysa biraz daha dikkatle bakıldığında, bu davranışın toplumsal dokuda çok daha derin bir çatlağın dışavurumu olduğu görülür. Akım diye adlandırılan davranışa kapılan gence “Neden buradasın?” diye sorulduğunda...
ÖĞRETMENLİK İLE ÖĞRETMEN OLMAK ARASINDA
Toplumların kaderi, çoğu zaman en görünmeyen ellerle çizilir: Öğretenlerin elleriyle. Bu yüzden eğitim üzerine konuşurken sözü dolandırmak, kavramları cilalamak ya da günübirlik övgüler dizmek yerine, en temel yerden başlamak gerekiyor: Öğretmenlik dediğimiz şeyin ne olduğundan, daha doğrusu ne olması gerektiğinden. Ve o noktada aynı soruyla yeniden yüzleşiyoruz: Bir sıfatı taşımak mı önemlidir, yoksa o sıfatın...
DEVRİMDEN KARŞI DEVRİME, KARŞI DEVRİMDEN YENİDEN KURULUŞA
Bir ülke düşünün: En karanlık çağında bile “aydınlık” kelimesine tutunarak ayağa kalkmış, gaipten gelen sesleri değil, halkın iradesinin üstünde başka bir kudret tanımamış… Bir ulus düşünün: Küllerinden yeniden doğmakla kalmayıp, tarihini aklın terazisinde yeniden kurmuş. O ulus devletin adı Türkiye, o aklın adı Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim biçimi değil, bir insanlık hamlesidir. 29 Ekim...
BİR YOLCULUĞUN GÖLGESİNDE: UZAKTA BÜYÜYEN ÇOCUK (ÖYKÜ)
İnsan bazı yolculuklara bir bavulla değil, bir ömürle çıkar. Ben öyle çıktım bu yola. Yola düşmeden evvel sırtımı yasladığım koltukta, zihnimde bir duvar kâğıdı gibi asılı duran geçmişin gölgeleriyle vedalaştım. Gökyüzü yorgundu, ben daha da yorgun… Ama içinde umut serpintisi taşıyan her yorgunluk, aslında bir yeniden doğuş sancısıdır. Bu yolculukta belki oğluma kavuşacaktım, belki kendime....
İKİ KİMLİK ARASINDA: BİR ÖĞRETMEN-YAZARIN HİKÂYESİ
İmza günlerinde okurlarla buluşmak bir onur nişanesi; entelektüel hayatın taç yaprağı olsa gerek. Sarıyer gibi edebiyatın ve sanatın buluşma noktası olan bir yerde on ikinci kez düzenlenen “Uluslararası Edebiyat Günleri”ne “popüler olamayan yazarlar” (!) kontenjanından davet edilmek, emeğin kutsanmasının kanıtıdır. Saygınlık ve itibar, bir yazarın en kıymetli hazinesidir. Fakat bu ışıkla aydınlanan hayatın arkasında bambaşka...
- 1
- 2









