Editöryal Not – Akademi Demir Leblebi Bilim dünyası uzun süre kendisini güven üzerine kurulu bir cumhuriyet olarak anlattı: araştırmacılar veri üretir, dergiler bu verileri hakemlere gönderir, hakemler hataları yakalar ve yalnızca sağlam bilgi yayımlanır. Akademik hayatın en temel meşruiyet anlatılarından biri budur. Ancak son yıllarda akademik yayıncılık ekonomisinin hızla genişlemesi bu anlatının kırılganlığını görünür hâle...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Kritik
Neden “Yırtıcı” Akademik Dergilerde Makale Yayımlıyorum?
— ve Siz de Neden Yayımlamalısınız? İngiliz filozof R. M. Hare bir keresinde bana mektuplaşmamız sırasında “çok fazla yazdığını” söylemişti. Başkalarından da aynı duyguyu duydum. Uygulayıcı bir filozof olarak dördüncü on yılıma girmiş bulunuyorum; “çok fazla” yayımladığımı söyleyemem belki, ama az yayımladığımı da söyleyemem. Yayın hayatım 1982’de, Detroit’teki Wayne State Üniversitesi’nde hukuk öğrencisiyken başladı. Hukuk...
Ölçütlerin Şiddeti: Bir Bilim Manifestosu İçin Giriş
Bazen bir olay, bir kurumu değil, bir çağın zihniyetini açığa çıkarır. 2014 yılında Imperial College London’da çalışan toksikoloji profesörü Stefan Grimm’in ölümü böyle bir olaydır. Olayın kendisi trajiktir; fakat trajedinin asıl önemi bireysel değildir. Grimm’in ölümünden sonra ortaya çıkan yazışmalar, modern üniversitenin giderek daha görünür hale gelen bir gerçeğini çıplak biçimde ortaya koymuştur: bilim insanları...
Estetik İsyan: İsmail Cem Doğru Şiirinde “İllegal” Hakikatin İnşası
İsmail Cem Doğru’nun şiiri, modern Türk şiirinde “verili olan modern öznelliğin ve hakikatin” reddine dayalı özgün bir şiirdir. Şairin 2023 yılında yayımlanan Çiçek Kokusu İllegal yapıtı, hakikat ve illegalite ilişkisini temel alan bir estetik anlayışla yazılmıştır. Bu yazıda Doğru’nun şiiri, Foucault’nun hakikat-özne kavramları bağlamında ele alınacaktır. Yazının temel iddiası Doğru’nun şiirinin Foucault’nun belirttiği gibi “tarih...
Yapay Zeka Oscar’a Kafa Tuttu
Tilly, her zaman yapay zekanın yaratıcı yeteneklerini ve sınırlarını test etmek için bir araç olmuştur; kimsenin işini elinden almak için değil. Geçen yılın son aylarında Londra’da yaşayan Hollanda’lı Elina Van der Velden yapay zeka oyuncusu olarak yarattığı aktris Tilly Norwood dünyada büyük haber oldu. Tilly’nin başrolde oynaması için yapımcılar sıraya girerken, Hollywood’da başta SAG (Screen...
İhvân-ı Safâ Risaleleri: Arınmış Kalplerden Büyülü Yazılar
Bundan yirmi yıl öncesinde bir şarap buluşmasında gene dostlarla bir aradayız… Masada en büyüğümüz olan, eski sendikacı bir hanımefendi, seksen darbesini anlatırken yaşadığı bir olayı aktardı bize; askerler o yıllarda evleri tek tek kontrol edip sakıncalı kitapları arayıp toplarken, hanımefendi, kitaplarını tek tek poşetlere özenle sarıp sarmalayıp, yıllar sonra bir gün geldiğinde onları tekrar kütüphanedeki yerlerine koymayı dileyerek bahçesindeki karadut ağacının altına gömüyor… Fakat...
Şiir Yerli ve Millî Olmaz: Murat Belge Söyleşisine Dair Bir Çözümleme
Giriş: Eleştirmenin Yalnızlığı Bir eleştirmenin edebiyat içindeki yeri her zaman biraz mahcup, biraz da şüphelidir. Hele ki Murat Belge gibi farklı alanlarda kalem oynatmış, tarihçi, akademisyen, çevirmen, köşe yazarı kimliklerini birlikte taşımış birinin şiir üzerine söylediklerini dinlemek, ister istemez bir “yan uğraş” duygusu uyandırır. Çünkü Belge’nin gözünde roman daha geniş bir alandır, toplumsal panorama...
PARÇALI YILLAR: YEŞİLÇAM’DAKİ “SEKS FİLMLERİ” OYUNCULARINA HÜZÜNLÜ/TRAJİK BİR BAKIŞ
Dolayısıyla mesele aslında “seks filmlerinin” halkı “uyuşturucu” olması vb. değil sekse ilişkin olması! Yeşilçam’da 1970’li yılların ikinci yarısında (1980 yılının ilk aylarına da uzanarak) yaşanmış olan “seks filmleri furyası” Yeşilçam-sonrası sinemamıza ilk olarak Osman Cavcı’nın yazıp Ahmet Çadırcı’nın yönettiği Renkli – Türkçe (1999) ile konu olmuştu. Renkli – Türkçe takriben 1990’larda yani 1999 yapımı bir...
ŞEYLEŞME YA DA MASUMİYET MÜZESİ İÇİN “KARANLIK BİR OKUMA”
Yıllar önce “masumiyet” ve “müze” sözcüklerinin biraya gelişinden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Çünkü biri diğerini yok ediyor ya da biri diğerini sürekli canlandırıyordu. Sanki yaşamak biraz kirlenmeyi; dolayısı ile antropolojik müze odağından bakarsak, “müze” bu kirlenmeyi, “masumiyet” de bir lotus çiçeği gibi bu bataklığın içinde her an temiz kalmayı ifade ediyordu. Yıllar geçti. Birkaç günde dizi...
Masumiyet Müzesi’nde Yarım Kalan Hikâyeler
Çukurcuma’nın sokaklarında bir sonbahar günü kendi kendime kaybolmuşken, tesadüf eseri tanıştığım ve ileride çok kıymet vereceğim bir arkadaşım o gün Masumiyet Müzesi’ni birlikte keşfetmeyi önermişti. Ben de o hâlde önce kitabı okuyalım, sonra müzeyi tekrar gezelim demiştim. İlk ziyaretimiz, kitabı okumadan yaptığımız için biraz bilinçsiz, biraz da duygusuz sayılabilirdi. Çünkü müze, aslında roman karakterleri etrafında...









