+************************************************************************************************Livaneli’nin Abdülhamid portresi yeni değil, yıllar önce bir çok araştırmacı yazdı bunları. Livaneli’nin /yaptığı basit kurgu, klasik anlatımla romanlaştırmış olması. Çok tartışılır duruma gelmesi geniş kesimler tarafından kabullenilmiş Kemalist cumhuriyetin resmi tarih anlayışını, birçok tahrifat yaparak, yalancı çıkarmasından. Kitabın edebi değerlendirmesinden çok yüzeysel övgülerle reklamı yapıldı. Farklı olarak Onur Bilge Kula edebiyat kuramından alıntılarla derinlemesine...
Son Yazılar:
Şahbender Korkmaz: Kasabanın Kuyu Dibinden Dünyaya Bakmak!
Semboller Sanık Sandalyesinde: Epstein vakası kadim tanrıları nasıl komplo kanıtına dönüştürdü?
Dünyadaki Bütün Restoranların Tek Rüyası: Lastikçi
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Kategori: Manşet
Popüler Kültür Üzerine Değişik Kuramsal “Yanılgılar”: Murat Belge ve Popüler Kültür Tanımsızlığı
Uzun yıllar popüler kültür üzerine kafa yordum. Uzun yıllar dediğim de şunun şurasında 20 küsur yıl. Göz açıp kapayıncaya kadar geçti. (Popüler kültür ile olan ilişkimin bu yıl 41. yılını idrak etmiş bulunuyorum. 20 yıl önce Medya Popüler Kültürü Gizler kitabımın önsözü olarak yayınlanan bu yazı şu anda da satır satır güncel.) 1981 yılında...
MENTORLU SANATÇI
Aralık ayının son demleri. Hava aynı hep. Açık. Berrak. Lodos. Dalga. Eski bir radyom var. Ondan başka hiçbir şeyim yok sürekli dinlediğim. İnsan alışkanlıklarından vazgeçemiyor. Zaman zaman zihni karışıyor onun da benim gibi. Az önce aniden değişiverdi sürekli dinlediğim radyo kanalı. Yerini alaturka parçalara bırakarak… Hep aynı teraneler… Bazen bıktırıcı oluyor, bazen de devam edip...
Özel Bir Gün (Una Giornata Particolare-A Special Day) Filmi Üzerine
“Hitler’in Mussolini ile buluşmak üzere İtalya’ya yaptığı tarihi ziyaret günü iki kişi dışında herkes meydanlara koşmuştur: Ev işlerinden boğulan ve tüm hayatı evde geçen Antonietta ile eşcinsel yazar Gabriel. Karşılıklı oturdukları evlerinde gün boyu birbirini izleyen bu kadın ve erkek, sonunda meraklarını gidermek ve vakit öldürmek için konuşmaya başlarlar. Gün boyu devam eden sohbet ilginç...
Beethoven Üzerine Doğaçlama: Girişimci Bir Sanatçı mı?
Kültürel üretim alanları Pierre Bourdieu’nün (1930-2002) sosyolojisinde önemli bir yer tutar. Bourdieu özellikle Sanatın Kuralları‘nda Gustave Flaubert’in Duygusal Eğitim romanının Paris’in ortamıyla ilişkisini ayrıntılı biçimde incelemişti. Méditations pascallienes (Pascalcı Meditasyonlar-Düşünceler) adlı kitabında da çok az değinmesine rağmen Franz Kafka ile Prag Yahudileri arasındaki ilişkinin kültürel -edebi- üretim alanı açısından çok iyi bir örnek olduğunu gözünden...
‘Siyaset ve Mizah’ temalı İzmir Mizah Festivali 20 Aralık’ta başlıyor
İzmir Uluslararası Mizah Festivali, 20 Aralık Salı günü başlıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği festivalin açılış töreni Metin Uca’nın sunumuyla gerçekleşecek. Törende, Feridun Andaç Aziz Nesin, Zeynep Oral Haldun Taner hakkında kısa konuşmalar yapacak, “Azizname” ve “Vatan Kurtaran Şaban” oyunlarından bölümler sunulacak, ardından bu yılın ‘2022 Aziz Nesin Mizah Ödülleri’nin sahipleri tiyatro sanatçısı Ahmet Gülhan, karikatürist...
RAŞEL MESERİ: “KÜT OYNAYAN KADINLAR” VE “MESKÛN ZAMAN”
Raşel Meseri’nin “Küt Oynayan Kadınlar” ve “Meskûn Zaman” novellalarını hızla okudum bitirdim. İki novellanın da geçtiği mekanlar, hayali bile olsa kahramanlar, kişisel tarihimle kesişiyordu. Bu yüzden ilgiyle okudum. Bir de bu kişisel tarih en masum halimden en deli dönemime geçiş olunca daha değerli hale getirdi iki kitabı da. Dünyayı öğrenemeye başladığım yıllar aynı zamanda Karataş...
İZMİR’İN BİR GETTO ROMANI: BİBER ÇOK ACIYMIŞ
18 Kasım 2021 tarihinde, burada “Bir İzmir Edebiyatı Var Mı?” adında bir yazı yazmıştım. Alt metnin özetinde, temel iddiam şuydu; İzmir, kendi edebiyatının evi olamamış. Nedeni de, şehri bir karakter olarak değil, bir fon olarak kullandığını dile getirmiştim. Bu iddiamı, sarsıcı bir dille yıkan bir roman okudum; Biber Çok Acıymış. Yazarı, Kutlu Işık Kanberoğlu. Tuhaf...
Adalet Nedir? In The Name of The Father
Film kapsamında o dönemin İrlanda’sından bahsedeceğim öncelikle. Belfast, eğitim hakkı az olan bir bölge. Azınlıkta olan kesime çok imkân sağlanmıyor. “Zaten beyaz yaka bir işe sahip olamayacaksın” gibi kalıplar var. Dolayısıyla İrlanda’ya karşı kapsayıcı, eşitlikçi yaklaşmayabilirler. Aynı eşit düzlemde olmayı kabul etmeyebilir. Ancak “iyi bir azınlıksanız” ve “devlete yakın” iseniz bu değişebilir. Belfast iki bölgeye...
YÜZÜCÜLER, MÜLTECİLER, GÖÇLER
Akşam Netflix’de izlediğim “Yüzücüler” filmi son yıllarda ülkemizde de gündemden hiç düşmeyen göç konulu bir film. Gerçek öyküden yola çıkılarak yapılmış bir umut yolculuğunu gözler önüne seren bir film. Sadece savaş nedeniyle ülkelerini terk edip Türkiye’ye gelen Suriyelileri değil, göç hareketleri süreklilik taşıyan Ukraynalı, Afgan ve diğer ülkelerin sığınmacılarını da hatırlatıyor. Göç insanların ezeli sorunu,...









