“Özgürlük” diyen iç sesin olarak bul beni yaşamak istediğin bir zamanda Sahte sıcaklıkla yenen bir akşam yemeğinin tam orta yerinde mesela, gökten düşen elma yerine keskin bıçak masayı ortadan ikiye bölsün. Besin zinciri diye birbirinin etini kemirmesin artık iki insan. Son dakika sıcak gelişen bir olayolarak geçsin televizyon bu haberi: Şehrinkurumsal bağlarla birbirine sıkıca bağlı...
Son Yazılar:
Robert Schild yeni kitabı; Burgazada Adalılar, “İkonlar” ve Mekanlar
Daron Acemoğlu ve The Economist dergisi arasındaki sataşmaya dair AI Google-Veysel Batmaz sohbeti
Türk Grafik Sanatından Bir Tuncer Türkkan Geçti
Kusurun İspatı: Yapay Zekâ Paranoyası Yeni Bir İçsansür Rejimi mi Kuruyor?
Kaygı: Anımsamak, Direnmektir
Kültürel Miras Kimin? Devletin, Kentin, Yoksa Hepimizin mi?
Hasan Sarıtaş Gallery: Are You Content?
Kesişen Gerçeklerin Biçimi: Sait Mingü’de “İnsan Doğası”
Tevfik Talha Okan: Mekanın Gerilimleri
Kapitalizmin Kökleri Köleliğe Dayanır
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Kategori: Manşet
bakış acısı (şiir)
yedi kusursuz yıl geçti hiçbirine inanma hayır hayır hiç ağlamadım gözüme çöp battı erken yattım bu rüyaya o saat gördüm kabusu ben buraları toplarım git sen geç kalma yedi ayrı yıl yaşadım yedi ayrı şehirde hayır hayır boş oturmadım hiç seni sevdim sürekli bulduğum her kıyıyı döve döve içimde başıboş atlar çok düşündüm ölmeyi sen...
Çilliplopom Diyarı (Şiir)
Hülya Özel’e üzerime serdiği afili göğün altında Ahı ahından ahlaya ahlaya vahı vahından sündüre sündüre yoku varlayıp varı yoklayarak asla varılamaz varılamazlıkta dolaşıp durdun vardıkça varamamaktan varamadıkça varmaktan daha varıcı bir şiir var mı, yok kuşanıp o sığırcığı aha kim bilir nerelere tırmanıyor o rampayı aşkın ilimine bata çıka çıka bata ilimin aşkına çingene oldun...
ASTROFEMİNİZM (ŞİİR)
erkek insan değildir, erkek yapıdır kadın ayı terbiyecisi yılanlarımı şehre salıyorum gerçekliğin girdabında hayal ondan fazla yer kaplayamaz bacaklarımdan büyüyen ay elbise peygamberini örer kapı içeri doğru kapanır tilkilik döngüsünden kurtulma operasyonu etrafında dolandığı dansözler suçunu cüzdanından tavana asmıştır stratejilerini uzmanların belirlediği cinsler arasında sadakat yoktur aile korkakların ormanda yalnız kalamadığı çocuklu pusetlerin göbeğine...
HEIDEGGER’DEN ARENDT’E UZANAN BİR HAT: MODERN TEKNİK ve KİTLE TOPLUMU
Giriş Bu yazı Martin Heidegger’in Tekniğe İlişkin Soruşturma adlı kitabında modern tekniğe yönelik yaptığı çözümlemeyi, Hannah Arendt’in Geçmişle Gelecek Arasında adlı eserindeki “kitle toplumu” tasnifi ile birlikte okumayı ve bu iki tema arasında birbirini tamamlar nitelikteki devamlılığı göstermeyi amaçlamaktadır. Heidegger, tekniğin ne olduğuna ilişkin bir soruşturma yaparak başladığı metninde, onun hem bir araç olmasının hem...
‘BELLEK’İN ‘ZAMAN’A BAKIŞI
[… Hikâyenizi temiz tutmak sizin elinizde. Mış gibi yaparak sadece kendini kandırıyor insan. İyi olmak kolay değil ama iyi kalmak çok daha zor, senden bir ömür ister. Bedelini öde ve iyi kal diyordu babam. Son güne kadar unutamayacağım söz…] Palyaço’nun Günlüğü*, s. 66 “Herkes bir hayat yaşar ama herkesin yaşadığına bir hayat denmez” demişti bir...
GÖNDERİLMEMİŞ MEKTUP: MARX’TAN VERA ZASULİÇ’E
Mektup, bir iletişim aracı olarak belki de en işlevsel dönemini 19. Yüzyıl’da yaşadı. Aydınlanma sonrası yeni bir oluş halindeki toplumsallaşmanın (Modernizm’in) izlerini mektuplarda bulabilirsiniz. Belli devrimlerin gerek düşünce ve gerekse hareket olarak rüşeym halinden tutun da sonrasına kadar izdüşümleri de birinci derecedeki aktörlerin kaleminden satırlara yansımıştır. Bu yüzden sonradan oluşturulmuş bir tarih bilgisi değil, sıcağı...
gördük (şiir)
yolu yitirdik, mevsimi kovduk, çok kışlar uzadı, atlar öldü, nenemin korkuttuğu ağaçlarla, çoğalacak yerler bulduk. rengimize baktı dünya, kirliydi, mum dikmiş, ayinlerde yalın ayak, masallardan geçen çocuklar gördük, kâğıttan gemiler yaparak denize açıldılar. kuşlardan düğmeler diktiler o günlere, dağların gidecek yeri yok gölgeli geldiler, sözü unuttuk, izi kaybettik, göğe baktık, kuyruksuz uçurtmaların tarifsiz yerlerini gördük....
HEYECANDAN KUŞ ÇIKARMA (ŞİİR)
Meşrutiyet Caddesi’ni üst geçitle geçecektik. Beraberimizdekiler bazen ileride, Bazen gerimizde oyalanıyorlardı. “Hiçbir şey hayal ettiğim gibi değil,” dedi, “Heyecanıma kuş kaçtı…” İkinci Yeni’yi çok severdi. Kar geç saatlere doğru yeniden başlamıştı, Şehir bembeyazdı. Üst geçitte bir tek ikimiz kalmıştık, Ankaralı daha çok yolu kullanırdı Karanfil’le Konur arasında gidip gelirken. Evlenmek üzere yeni taşınmaya başladığı Balgat’taki...
yağmur ve rüzgâr arası nefesler (şiir)
yürüyorum parkta hangi ağıdın kıyısına takılsam bir çocuk nefesi yığıldı denizlerin içine binlerce kefen sarma sarhoş toplandı yitti bembeyaz bir bezin içine sarıldı türkü yüzbinlerce ağza dönüştü mesaj ağacı “minik göldensin” diyen güneşe haykırıyor yağmur gemici feneri var diyormuş doğanın insana yenik düştüğü nerede görülmüş ki hep öyle kalmak içinse çok zor bir zeytine ağıt...








