Modernizm tahmini olarak 1860’lı yıllardan 1960’lı yıllar arasında gelişmiş bir süreç iken, postmodernizm İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra oluşmuştur. Modernizm felsefesi insan odaklı olmak tezi ile ortaya çıkmış, rasyonalizm, pozitivizm, kapitalizm gibi kavramlar savunulmuştur. Sanayinin gelişmesi ve teknolojik yenilikler paralelinde modernizm insan odaklı bir felsefenin yerine, insanı sömüren biri olguya dönüşerek yozlaşma göstermiştir. Bu temele dayanmış...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Manşet
Kuş Yumurtasında Sebai Dü ve Şeş Beş
“Walter Traprock¨ müstear adını kullanan Amerikalı George Shepard Chappell, labalubacı roman ve gezi edebiyatı yazarıdır. 1912’de ¨Kawa’ya Yolculuk¨ başlıklı bir seyahatnâme yazdı, yer yerinden oynadı. Kawa adındaki kurgusal adalar ülkesine gitmişti güya ve oradaki Pasifik Filbert Adasında tuhaf canlılar görmüştü. Bunlardan birisi de Fatu-Liva kuşuydu. Bu kuş oo-eeer diye hiç alışık olunmamış bir sesle öter,...
EDEBİ ANLATIDA BİLİNÇ AKIŞI
Filozof Jacques Derrida’nın edebiyatın işlevi ile ilgili şöyle bir cümlesi var, “Edebiyat, insana her şeyi her tarzda söyleme izni verir.” Edebiyatta Bilinç Akışı Anlatımı tam da bu işlevi yerine getiriyor. Bilinç akışı anlatımı, bilinen klasik modern edebiyat yazım türlerinin disiplinlerine uymayan ve uymak istemeyen bir yazım tavrıdır. Yazarın kafasından geçenleri kestiremiyoruz, hatta yazarın kendisi bile...
Zygmunt Bauman’da Ahlaki İtki ve Toplumsal Benlik
Zygmunt Bauman, Postmodern Etik adlı kitabında “Her zaman bize yol göstermiş olan ve bugün hala yol gösteren ahlakın kolları güçlü ama kısadır. Oysa artık uzun, çok uzun kollara ihtiyacı vardır” önermesini ortaya atarak modern dönemle birlikte tahribata uğramış olan ahlak değerine yönelik bir sorgulamaya girişir. Bauman için modernliğin olduğu yerde ahlaktan bahsedebilmek mümkün değildir. Çünkü...
İçsel ve Dıșsal Kıyametler Ișığında bir “Tarihin Sonu” Okuması
Kuzu yedinci mührü açtığında, gökte yarım saat kadar bir sessizlik oldu. Vahiy: Bölüm 8, Bent 1-2 Fukuyama, olaysızlığı zamanımızın belirleyici özelliği olarak okudu. Fikir, İkinci Dünya Savaşı’nın enkazından ortaya çıkmış ve 1950’lerde entelektüel yaşamın tonunu belirlemişti. 1945’ler, varoluşta anlam bulma görevinin tamamen bireysel bir yük haline geldiği, bir bıkkınlık ve eylemsizlik çağının başlangıcına,...
PARÇALANMAYI BEKLEYEN: RIZA’NIN DON KİŞOT’LA EPİK YOLCULUĞU
Bir şarkı; “Kuş olup uçsam sevdiğimin diyarına” diye başlar. Hayal dünyamız hangimizi uçurmamıştır ki, ulaşılmaz olana? Hasrettir bu; içimizi burkan, bizi kendimize hapseden yerden ötelere gitmek isteği. Hele ki bu hapisliğe bir de hapishanenin fiziksel duvarları eklenmişse. Nazım Hikmet bu dört duvara kıstırılmışlık halini ve gerçeklikle örtüşen hayal dünyasını; “Olmadığım yerde olabilmenin hasreti midir bu?”...
ODA PETUNYA (ŞİİR)
İkinci kattaki Denize doğru konumlanan Yan yana odalardan, Dışarıdan bakarsanız sağdakiydi Giderseniz. Ya da En yakın pencerenizden bakarsanız, Hayallerinizde buluşmaya Söz verdiği saatte gelen Biri vardı aşağıda, Uyuyakalmadıysanız. Eski demir anahtarı İki kez çevirdiğimde içerdeydik biz. Çok soğuktu, Petekler birazdan yanacaktı; Bir de Klimayı çalıştıracaktık yetmezse. Deniz dalgalıydı, Kimse yoktu sahilde. Rüzgâr o kadar şiddetliydi...
KIRMIZI ARABA (ÖYKÜ)
Anlamlı sessizlikler Masada karşılıklı oturuyorduk. Mutfakta. Yanımızdaki açık pencereden aşağıda uzanan sokağı ve elimizi uzatsak yapraklarına dokunabileceğimiz ağacı görüyorduk. Ağacın iki tarafına dizilmiş, farklı boylarda üç ağaç daha vardı. Çocukları doğdukça diktiği ağaçlar. Yeşilin türlü tonları parıltılarla dalgalanıyordu ağaçlarda. Beyaz saçlı adam yorgun bakışlarıyla akşamı bekliyordu sebepsizce, o yaz gününün öğle sonrası. Arada bir şeyler...
TANRI’MIZI KAYBETTİK. HÜKÜMSÜZDÜR (ŞİİR)
Ruhumuzda bin sarmaşık ölüm Kirpiklerin altı gece açılan yurt mezarlığı Bakışlarımız iç çıkışlarımızda yokluk Ağır toprağımız görülmesin Ağaçların yanık dibine bıraktı anne Sevgi küllerinden ömürlük harçlık çıkardık Baba, şanslıysak en korundan ateş lalesi Bir ömre iki kez düşen ay tutulması Koca evren içimizdeki boşluğu yutamadı Eşyalar yalnız nefere bir çift gözün yedeği Yaşam tekrar eden...
ÖLÜLER KENTİ (ŞİİR)
can kaybı yaşanmasın kül barajında umutsuz olanlar cehennemin içinde kalsın ben senin saçına takılan karanfil kapı değiştiriyorum, pencere açıyorum toza bulanan etraf havalansın, çadırlar bize kalsın seni çileden çıkaran usanmaz kavgacı aynı zamanda bağışlayan kendini, affettirmiş büyüklere artık gecedir, saatini sarsılmaya ayarlamış bizler artık gecedir, cep saati rüzgârlı cümle aynaya akseden kuşlardan söz ediyorum yemek...









