İki Kent, İki Sanat Ortamı Ankara ve İstanbul resmini karşılaştırmak, yalnızca biçimsel özellikler, renk tercihleri ya da bireysel yönelimlerle sınırlı bir çaba değildir. Esas fark, resmin nasıl üretildiğinden ziyade nasıl sergilendiği, kimler tarafından görünür kılındığı, hangi kanallarla dolaşıma girdiği ve sanatçının kendi kentinin sınırlarını ne ölçüde aşabildiğiyle ilgilidir. Konuyu yalnızca plastik bir karşıtlık üzerinden okumak,...
Son Yazılar:
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Yazar: Vecdi Uzun
CEP TELEFONLARI SANATI NASIL DÖNÜŞTÜRDÜ?
Camın Arkasında Boya ve Piksel İlişkisi Günümüzde resimle karşılaşma biçimimiz köklü ve geri dönülemez bir dönüşüm geçiriyor. Bir müze ya da galeride, yapıtın mekânsal varlığı karşısında kurulan izleme deneyimi ile aynı yapıtın bir akıllı telefon ekranındaki pikselli yansımasına bakmak ontolojik düzeyde farklıdır. İlkinde resmin fiziksel gövdesi, boya katmanları ve malzemenin saf direnciyle doğrudan muhatap oluruz....
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Türkiye’deki görsel sanatlar ortamı, yapısal ve metodolojik bir hesaplaşma alanından ziyade, kendi yetersizliğini süslü retoriklerle örten kronik bir krizin içindedir. Yapıtın plastik niteliklerini incelemek yerine, tuvale bakıp şairane övgüler dizen ve metin fetişizmini kutsayan bu gelenek, kültür endüstrisinin yerel bir tezahürüdür. Bu makale; görsel yapıtın plastik okuryazarlığının zayıflatılarak gözün tasfiye edilişini, sözün egemenliğini ve bu...
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Sanatçı kendi dilini bulduğunda önemli bir eşiği aşar; çizgisi, rengi, formu, kompozisyonu, malzemesi ya da düşünsel yöntemi zaman içinde tanınır hâle gelir. İzleyici artık yapıtın karşısında sanatçının adını görmeden de onunla karşılaşabilir. Fakat sanatçı için asıl sınav çoğu zaman bundan sonra başlar. Çünkü sanatçı kendi dilini bulduktan sonra iki farklı yola girebilir. Birincisi, bulduğu dili...
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Postmodern Çağdaş “Sanat Eleştirisinde Orijinallik” Kavramının Yeniden Düşünülmesi Bu çalışma üretken yapay zekânın sanat eleştirisi yazımında kullanılmasını; özgünlük, yazarlık ve eleştirel sorumluluk kavramları üzerinden tartışmaktadır. Walter Benjamin, Roland Barthes, Umberto Eco, Theodor Adorno, Jean Baudrillard ve Fredric Jameson’ın yaklaşımlarından hareketle, yapay zekânın eleştiri metnini standartlaştırma riskleri ile insan eleştirmenin yönlendirici ve seçici rolü birlikte ele...
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Bu çalışmayla çağdaş sanat dünyasının yapısal ve mekânsal esneklik (flexibility) kavramının arkasındaki asıl felsefi tartışma masaya yatırılmaktadır. Eski sanatın müze ve salonlarına hapsettiği “tekil doğru” kuralı, bugün akışkan formlar eliyle sözde yapı söküme uğratılmıştır. Makalede; Umberto Eco, Nicolas Bourriaud ve Jacques Rancière’in teorik zeminleri, Türk çağdaş sanatının piyasa aktörleri (Refik Anadol, Seçkin Pirim vb.) ve...
Felsefe Bilmeden Çağdaş Sanat Yapılabilir mi?
Bu çalışma, postmodern sanatın biçimsel bir metamorfozdan ziyade, modernitenin rasyonalist, teleolojik ve logosentrik epistemolojisine yönelik köktenci bir yapı söküm hamlesi olduğunu iddia etmektedir. Metin boyunca, çağdaş kıta felsefesinin kuramsal kolonlarını oluşturan Lyotard, Derrida, Foucault, Baudrillard, Deleuze ve Guattari’nin kavramsallaştırmalarının, çağdaş sanatın ontolojik zeminini nasıl ikame ettiği soruşturulmaktadır. Ayrıca, postmodern estetikteki ironinin salt bir parodik indirgemecilik...
Mizahın Kavramsal Arketipi: Nasrettin Hoca, Çağdaş Felsefe ve Güncel Resim Pratiklerindeki İzdüşümleri
Özet Bu çalışmanın temel gayesi; çağdaş sanatın sıklıkla maruz kaldığı “absürtlük, keyfilik ve entelektüel sığlık” suçlamalarına karşı, aslında bu pratiklerin tarihsel ve felsefi köklere sahip yapıbozumcu birer kuramsal zemin barındırdığını anlatmaya çalışmaktır. Metin, geleneksel ile günceli çarpıştırarak Nasrettin Hoca felsefesinin günümüz resim sanatındaki ontolojik, kurumsal ve sosyo-politik izdüşümlerini ortaya koymayı hedefler. Tarihsel şahsiyetlerin ve olayların...
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
Çağdaş sanat eserlerinin sergilendiği sanat galerisinin kapısından içeri adımınızı attığınızda sahne aşağı yukarı hep aynıdır: Günün modasına uygun ve şık giyimli insanlar, hafif bir müzik, tokuşturulan şarap kadehleri ve duvarda asılı duran, ne olduğu belirsiz soyut bir nesne. Bu nesnenin önünde duran kitle ise fısıldaşarak nesnenin “Derin felsefi bağlamından” bahsetmektedir. Peki, dürüst olalım: Eğer o...
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
“Mekanik kusursuzluğun estetik dehayla karıştırıldığı, algoritmaların insan elini taklit ettiği bir çağda yaşıyoruz. Peki, kuralları kusursuz uygulayan ama arkasında hiçbir varoluşsal sancı barındırmayan bu yeni nesil üretime hâlâ “sanat”, failine ise “sanatçı” diyebilir miyiz? Formüllerin Kıskacındaki Estetik Bugün içinden geçtiğimiz süreç, büyük bir teknik zafer gibi pazarlansa da aslında derin bir estetik tıkanmanın ta...









