Taşlar yuvarlanır, gözler ıslanır Ve insan ıssızlaşır Gittikçe gelirler geldikçe çoğalırlar Ruh gibi kuş gibi uçup giderler Başkaları gelir ardından Işık süzülerek bütün karanlığı kaplar. Gök kırık mavisiyle boynumu öpüyor İlk yaratılan yere dönelim, ilk tohumla yeşerip O ağaca sarılalım Ben kadife ormanın saklı gürültüsüyüm Biliyorum çığlığımla su taşar sarnıçlardan. Hatırlayamıyorum yere düşen...
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Manşet
Leyla Qasim’a (Şiir)
o’ da şimdi yalnız, kısık lamba altında mırıldanır çocukluğu: kendi sesinde kuş besliyor ve benekli birkaç kedinin kışı sevmiyor, saçlarını kesti az önce en sevdiği sözcük anne, karanlığında çisileniyor kahkahalarla, yürüyordum zamanı zorluyor: değişme telaşıyla bir çiçek su isteyecek kadar günahkar direnmeye ancak şiirle gidebiliriz artık yılgınlığın kuşattığı unutmanın çağında adı -leyladır kanında...
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
Aşağıya bak Eğil. Daha fazla eğil. Dizlerini bırak, sırtını unut, ufuk çizgisini unut ve aşağıya bak. Toprağa. Toprağın hemen üstüne, o birkaç santimetrelik mesafeye, kimsenin bakmadığı yere. Orada bir yaprak kümesi var. Gövdeden dışarıya doğru açılmış, birbirinin üstüne binmiş. Kenarları yuvarlak, damarları ince beyaz hatlarla oluşmuş yapraklar. Üzerlerinde yağmur damlaları duruyor; küçük, yuvarlak, ikircimli. Etrafındaki...
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Fikret Mualla üzerine bir sinema filmi yapmak arzusundaydım. Fikret’i Bob Hoksins, aşık olduğu kadını ise Nastassia Kinski oynayacaktı. Erol Akyavaş: Paris’teydim. Onu bulmak konuşmak istiyordum. Abidin ben biliyorum yaşadığı yeri gideriz birlikte dedi. Akşamüstü Saint Germain’e indik. O zamanlar geceleri 10-20 tane renkli resimler yapıyordu küçük kartlar üzerine, gündüzleri çizdikleri elinde Saint Germain deki kafelere...
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
Fırat Altındal’ın “Yapısöküm” başlıklı sergisi, post-yapısalcı düşüncenin dil, kimlik, hakikat ve güç ilişkilerine dair açtığı tartışmaları görsel bir düzleme taşıyor. Sergi, yalnızca imgelerin değil; anlamın, belleğin ve temsilin de parçalandığı bir alan öneriyor. Jacques Derrida’nın “deconstruction” kavramından hareketle şekillenen bu yaklaşım, izleyiciyi eserin sabit bir anlam taşıdığı düşüncesinden uzaklaştırarak çok katmanlı ve sürekli dönüşen bir...
John Ruskin’in Eseri: Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
Çeviri: Deniz Gökduman[4] Kuşkusuz, böyle bir betimlemenin etkisi büyük ölçüde yazarın, betimlemenin her parçasına kattığı devinime bağlıdır. Bununla birlikte, bütün tabloyu cansız bir sıralama olmaktan çıkarıp seyircinin gözleri önünde canlı bir imgeye dönüştüren asıl unsur, lirik öğedir. Çünkü bu öğe, sözcüklere duyusal bir somutluk kazandırır ve onların anlık ses çağrışımlarını canlandırır. Nitekim “karanlık uzun buhar...
cenneti gördüm (şiir)
inandı çocuk her öğün besmele çekmediği içindi doymazlığı sofrasında baba, allah ve vekil bağdaş kurmazsa da ilişirdi iblis yoksulun imanına kuşku yok yaşasındı hep açlık ve açıklık dünyada sefalet mahşerdeyse bildiğim yerden geldi sorular ben cenneti gördüm oysa bir güvercin uçuşunda sahanda yumurtada üç ısırıkta yediğim zeytinde her yeşilde ve mavide un ve tuz hakkı...
Gözleri İki Pankart! (Şiir)
Yok anlamıyor Nar gibi kızarmış bu akşamlar Julyen julyen doğranmış bu hayatlar Anlamıyor ay ışığından Mumdan Şaraptan Anlamıyor aşktan… Anlamıyor bu yağlı tabaklar Yandaş kaşıklar Emek hırsızı Bu çakal bıçak takımları Anlamıyor ah! Anlamıyor halktan hukuktan Emek ki en uzun En ince Emek ki en kutsal En uysal En deli kelime… İşçi bayramında İşsizliğini kutlayan...
ŞAMDANLARI DONATINCA (ŞİİR)
“Bir şey rica edebilir miyim?” Dedi, “Gelirken çarşaf da getirebilir misin, Bir de mum?” O, işten otele geçecekti direkt Akşam sekizde. “Kat görevlisi miyim ben?” Dedim. “Temiz temiz uyuruz, kırma beni;” Dedi, “Başkalarının izleri dokunsun İstemiyorum tenime.” “Bir tek kendi dokunuşlarımız yok Bizim çarşaflarımızda da, Merak etme.” Dedim. “Çok kabasın.” Dedi. “Muma bakarım.” Dedim. ...
EDİP CANSEVER ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR OKUMA
Bu metnin çıkış noktası, salt bir inceleme niyetinden ziyade, okuma deneyiminin zihinde ve duyarlıkta bıraktığı izleri anlamlandırma ihtiyacıdır. Çünkü bazı metinler yalnızca okunmaz; insanın iç dünyasında bir tortu bırakır, düşünceyi yeniden biçimlendirir. Bu yazı da tam olarak bu tortunun ifade edilmesi gerekliliğinden doğmuştur. Bazı insanların dünyayı algılama biçimleri birbirlerinden köklü biçimde ayrılır. Bu algılama...









