İnsan hakları, modern dünyanın temel ve vazgeçilmez kavramlarından biri olarak karşımıza çıkmasına rağmen hem teorik hem de pratik düzeyde felsefi ve politik tartışmaları beraberinde getirmektedir. Bu makale, insan haklarının ne olduğu, nasıl temellendirildiği ve kimlere uygulanabilir olduğu gibi temel soruları merkeze alarak, hak kavramının tarihsel ve felsefi arka planını incelemektedir. Çalışma; insan kavramının ontolojik statüsünden...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Manşet
ÜÇ FİDANIN GÖLGESİNDE: BİR MAYIS SABAHINA DOĞRU
Bazı tarihler vardır takvim yapraklarında durmaz, insanın içinde sürer. 6 Mayıs, işte o tarihlerden biridir. Bir ülkenin sabahına üç genç adamın sessizliği çöker. Ama o sessizlik, bir susuş değil, bir yankıdır. Bugüne kadar gelen, bugünü yoklayan, yarına doğru uzanan bir yankı… Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan… Onlara “Üç Fidan” dediler. Belki genç oldukları...
Yonca Karakaş’ın Yeni Sergisi G-Art Galeri’de: “Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu”
İnsanlık, büyük ihtimalle bilinçli kötülükle değil; ihmal, hata veya sistemik körlük nedeniyle yok olabilir. Yonca Karakaş’ın 12 Mayıs – 27 Haziran 2026 tarihleri arasında G-art Galeri’de gerçekleşecek ‘Back Contamination / Dönüş Kontaminasyonu’ sergisi, insanlığın “sonrası”na dair tüm senaryoların varsayımsal ve temelsiz doğasını açığa çıkarıyor. Hibrit kompozisyonları ve kurguladığı steril, gerilimli düzenlemeleri ile tanınan Yonca Karakaş,...
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: “BANA FİLMLERDEKİ HAYALİN YETER”- KENDİNE DÖNÜŞLÜ BİR ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Oooh Oh! (1978) adlı erotik güldürü filmi hakkında Eleştirel Kültür’de yayınlanan yazımın (*) giriş kısmında “Yeşilçam’daki erotik filmlerde Yeşilçam’a göndermelerle karşılaşılması, hatta tamamen kendine dönüşlülük eksenli Yeşilçam erotik filmlerine rastlanılması ender bir durum değil” saptamasını yapmış, bu minvalde erken ve en bilinen örneklerden birinin Mine Mutlu’nun kendini canlandırdığı, bir grup hayranının Mine Mutlu’yu kaçırıp alıkoymasını...
Ayşegül Dalokay Fotoğrafları: Yavaşlığa Övgü
Dalokay’ın fotoğraflarını bir ‘yavaşlığa övgü’ ya da yoğunlaşmaya davet gibi görmek ve hissetmek mümkün. Modern hayat denilen hengameye bir parça panzehir. İyi fotoğrafın ve iyi resmin insanı durduran, en azından bir süre hareketsiz bırakan bir yönü var. İyi fotoğraf ya da iyi resimle karşılaşma anı -en azından benim için- bir donup kalma, bir ‘durma’ anıdır:...
Çizginin İzinde: Erkin Keskin Gravür & Exlibris Sergisi
Sanatçı Erkin Keskin, gravür çalışmalarından oluşan yeni sergisiyle izleyiciyle buluşuyor. Sanatçı, çalışmalarına ilişkin yaklaşımını şu sözlerle özetliyor: “Gravür benim için yalnızca bir baskı tekniği değil; çizginin zamanla karşılaşma biçimidir. Metal yüzeye kazınan her müdahale, düşüncenin, belleğin ve yaşanmışlığın bir izi olarak ortaya çıkar. Oyma, aşındırma ve baskı süreçleri benim üretimimde yalnızca teknik aşamalar değil, eserin ruhunu...
Çekirdek Kabuğu
Dünya yuvarlaktır, okyanuslar kocamandır ve milyarlarca insan vardır. Düşünsene 63 milyon galaksi var ve sen 200 milyar gezegenin bulunduğu bir galaksidesin sadece… İnsan uzun bir süre boyunca hayal ettiği durumlara gerçekten sahip olunca bazen bu his yeterli gelmiyor sanırım. Sorun değer bilmeyen bir varlık olmamız mı? Yoksa hayallerimizden mi emin değiliz? Hayal olarak adlandırdığımız şeyler...
Dunbar’ın Sosyal Sınırları ve “Influencer” Dünyasında ‘Bacı’ Olmak
“Bir insan ne kadar sahteyse sosyal çevresi o kadar geniş olur.” Robin Dunbar Sosyal medyada gezinirken, medyadan tanıdığım bir influencer (Türkçeye ‘etkileyici kişi’ olarak geçen kelime) 47.000 kişilik takipçi sayısıyla dikkatimi çekti. Sanatçı olan bu kişi, paylaşımlarında sürekli video çekerek kendini anlatıyor; “Siz de neden böyle olmuyorsunuz?” dercesine subliminal mesajlar veriyordu. Hatta bazen “Benim gibi...
ARA GÜLER VE AFRODİSİAS: AFRODİT’E AYIP MI EDİYORUZ?
Resim tablolarında ki, daha sonraları kamera fotoğraf ve filmlerdeki ışık düzenlemesi, zihinlerimizin görüntülerini yakalar. Bu gerçekten yola çıkınca; ışık ve gölgenin ustası olarak bilinen Rembrandt ve ışığa dramatik bir duygusal derinlik katan Vermeer öne çıkan ressamlardır. Sinema dünyasına bakınca Oscar ödüllü yönetmen George Roy Hill filmlerindeki ışığın nasıl olması gerektiğini göstermek için film çekimine başlamadan önce, New...
Yavaşlık mı, Kaçış mı? Yapay Zekâ Çağında Akademik Oikeiosis Krizi
Yapay zekâ karşıtlığı, slow science söylemi ve akademik öznenin kendine kapanma refleksi üzerine bir not Sorun hız değil; öğrenme sorumluluğundan kaçınmanın teorileştirilmesidir. Yapay zekaya “çöplük” diyenler bile var. Yapay zeka kullanımını akademik etiğin ihlaliyle özdeşleştirenler de var ve elbette yapay zekayı gayri etik bir biçimde yoğun olarak da kullananlar var ki yapay zekanın en büyük...









