dünya ulusları sizler sizler bilinmeyen yıldızların güçleriyle sarılı makaralar gibi dikersiniz ve dikileni yeniden ayırırsınız sizler ki dilin karmaşıklığına çıkarsınız arı kovanına girer gibi tatlıda sokmak ve sokulmak için dünya ulusları sözcüklerin evrenini yok etmeyiniz kin bıçağıyla kesmeyiniz soluk alışımızla doğan sesi dünya ulusları biri yaşamak deyince ölümü duyurmasın ve beşik deyince kan demek istemesin...
Son Yazılar:
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Kategori: Litera
düşene düş (şiir)
karanlık ne kadar anlatılabilir bembeyaz bir kâğıtta? o kadar damlayız biz akamayan ırmağında kavganın ölmedik bir barikat nöbetinde, evet ama yaşıyor olduğumuz da söylenemez, sahi bu arafta biriken şiirlerden bu çelenkler, siyah bu soluk alıp veren toprak, ölü bir canımız var, mesai yollarında bir pazar sabahını özler bir canımız var, açların kuyruğunda aranır dolu bir...
HOŞ GELDİN (ŞİİR)
açtım kapıyıçiçekler vardı eşikteben evdeyken deoradalar mıydıunutmuşum açtım kapıyıbulutlar vardı eşiktehep oradalar mıydıunutmuşum açtım kapıyırüzgâr esiyordu ılıkçarptı yüzümehep esiyor muydu böyleunutmuşum açtım kapıyıçıt ettiçiçekler arasında bir tomurcukhep böyle mi seslenirdinunutmuşum açtım kapıyıbulutlardan süzüldü bir bakışhep böyle mi bakardınunutmuşum açtım kapıyırüzgârdan süzüldü adımlarınhep böyle mi gelirdinunutmuşum açtım kapıyıbir sözcük vardı dilimdegelene söylenirdiunutmuşum
BUĞU (ÖYKÜ)
Hiçbir şey hissetmiyorum. Kış geldi. Kış insanın kalbini de donduruyor demek ki. Yeşilden beyaza kesen ağaçlar, tek gözlü tekir kediler ve kocaman bir ayla baş başayım. Göğe bakmak yetiyor. Çırılçıplak dallar bulutlara uzanırken eski leylek yuvalarını da işaretliyor. İçlerinde ne var, çok merak ediyorum. Boş kabuklar mı? Nereye gittiler? Neden orada kuruldu o yuva? O...
SFENKS (ŞİİR)
Sfenks uyukluyor Kanatları kapanmış: Kulağı ağırlaşıyor, Dünyayı düşünmeye dalmış. “Kim söyleyecek bana o sırrı, Çağlar boyunca gizlenen?— Bekledim durdum bir kâhini Onlar uykulara dalarken:— “İnsanoğlunun kaderi, Anlamı insan olan; Bilinen meyvesi meçhulün; O dâhiyane plan; Çıkmak uykudan bir uyanış, Çıkmak uyanıştan bir uyku; Ölüm yaşamı, yaşam ölümü sollamış; İçten içe derin, dipsiz kuyu? “Güneş...
Düşünen Vadi (Şiir)
Her çağdan eksilmeden çıkabilirizKalabalık, yığınla insan olabiliriz,Yeni sığınaklar, yeni yollar, yeni parklar,Uysal çocuklar edinebilir hiç denenmemişSom çılgınlıklar keşfedilebilirizUykumuz kaçmadan rahatça uyuyabileceğimizYataklar, döşekler icat edip ölebilirizKaygısızlık gölünü bu vadinin tam ortasınaYerleştirip acılardan uzak kalabilirizGüneşe bedenimizi serip günahlarımızı yakabilirizPotkallara zekiliğimizi ele veren notlar yazıpNehirlere bırakabiliriz. Denizleri rengârenk yelkenlerleSüsleyip sınırsız bir dünya kurduğumuzu kendimizi ikna edebilirizAma ruhunuzun yaralanmış...
BARBAR BEN Mİ ÖTEKİ Mİ?
Dün yaşananlar şimdi donuyor. Yarına kendini saklıyor üstelik. Öyle ya, yarına bir şeylerin kalması isteniyorsa şimdi’yi dondurmak gerekmez mi? Zaman, hangi türde ve nerede eşlik ediyor gerçeğe? Gerçek, kimin ve kimlerin tekelinde? Aradığımız ya da peşine düştüğümüz gerçek mi hakikat mıydı? Yarın denilen o içi boş karanlık şimdi’den hangi zamanı istiyordu? Saatlerin, mevsimlerin, ayların ya...
Carson McCullers ve “serseri bir melek gibi yazma”nın sırları
Yanlış hatırlamıyorsam Dashiell Hammett için kullanılıyordu ya da yazar kendisi kullanıyordu bu “serseri melek gibi yazma” benzetmesini. Bir boşluk (başıboşluk), hafiflik, dışarıdan ve yukarıdan bakış, sert çocukluk ve umursamazlık haline rağmen sağlam durmak, sıkı yazmak yine de… Tabii her daim “cool aura”sı ile birlikte… Soğukkanlılıkla, kesivermek ayakları yerden bir şekilde… Edebiyat toprağının derinlerine kök salmış...
KAR ESMERİ (ŞİİR)
Kuzey enlemlerinde beyaz yıldız düşleri…Yedi kayıp çocuğun belki bin yıldan beriöyküsü anlatılır ormancı köylerinde.Yaşlı kar ormanları – meşe, gürgen ve kayın –sonsuz bir ağartıda demlerini tüketir.Sen bu akçıl yazgıda bir aykırı söylenceve düşman kadar kara…kapkara bir lekesinkar esmeri volverin. Kimseler bilmez seni, o beyaz ülkelerdeyaşayanlar dışında.Adına onulmaz nefretler, korkular eşlik eder.Seni görüp sağ kalan –...
Korku (Öykü)
O gün İstanbul’da bir koku vardı. Kötü, pis bir koku. Karaya varmamıştık henüz. Denizin ortasındaydık. İki kıtanın arasında. Hava güzel, güneşliydi. Gemi hayli kalabalıktı. Yanlardaki tek sıralı tahta oturaklı yerler dahil olmak üzere üç kattaki bütün iç ve dış alanlar insandan geçilmiyordu. Geminin o her zamanki temkinli süratine eşlik eden rüzgâr, yolcuların yüzlerinde hoş bir...









