Şu bana hep enteresan geliyor mesela, yani, büyük yazarların haddinden fazlaca büyük, kalın ve oylumlu eserler verdikten sonra kenarda kalmış küçük ancak çok daha özgül bir ağırlığa sahip eserlerinin dilimize tercümesi. Tabii, çevre modernleşmelerinin sıkıntılarından biridir bu, başlıca eserler, başlıca yazarlar bilinir ancak ara katlarda neler olup bittiği pek bilinmez. Belki de bu kasıtlı...
Son Yazılar:
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Kategori: Litera
YÜZYILLARIN İZİNDE YAZARIN TANIKLIĞINI OKUMAK
Yüzyıllardır sanatın öyküsü üzerine yazılan çizilenler “metni” kutsal bir anlatıya dönüştüren “iletiler” toplamı olarak algılanmasını da beraberinde getirmiştir. Sanatın bir insan eylemi olarak ortaya çıkışı (Aslında bir hayatta kalma savaşının doğal ve zorunlu sonucu olarak da görülebilir bu), metin çerçevesinde bir dizgeye dönüşümünde sanatçının ideolojisi, toplumsal süreçlerin birer ürünü olan tüm birikimler ya okurdan kopuk...
BİR KAYIP NESNE OLARAK ÜTOPYA’NIN ADI
Suruç’ta Katledilen Genç Yoldaşların Anısı’na, “Gerektiği gibi yazılmış metin örümcek ağına benzer: gergin, eşmerkezli, saydam, sıkı örgülü ve çapraşık. Uçuşan her şeyi kendine çeker. Arasından geçmeye çalışırken ağa yapışıp kalan metaforlar onu besleyen avlardır. Konu ve malzeme kendiliğinden ona doğru kanat çırpıyordur. Bir tasarımın gücü ve doğruluğu bir alıntının başka bir alıntıyı davet etmesini sağlayıp...
N/SEST: Oğul, Koca ve Çıplak (Şiir)
babaya döndü bu karanlık kaygı büyüyor gövdemden çıkıp bir çıplaklığa yerleştim insan insan damlıyorum zamandan dışarı bitersem hiçliğe asılı bir imge olacağım ki patlarsam adıma “hayat” desinler bir ağaçtan tek başına terlemiş bir kurt geçmişsiz ve yarasız yaşasınlar benim kalbimi insana karıştırmasınlar babaya döndü bu karanlık annem azalıyor önümü yokluyor sütün ar’ından düşüp çarmıha eğilip...
Lady Mary gerçekten güldü mü?
Anlatısı, eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, Cumhuriyet’in eski gazetecilerinden Fikret Otyam’a aitti, Âşık Veysel’le yaptığı sözlü tarih değerindeki söyleşilerinden kalmadır. Âşık Veysel’e soruyor Otyam: ¨Bunca saz çalıyorsun, hep dilinde aşk var, hep ondan bahsediyorsun, kısaca AŞK nedir?¨ Veysel, tebessüm ediyor; sanki bunu bilmeyecek ne var ki, gibi. ¨Oğlan kızı ister, vermezler aşk olur!¨ Bize de bu...
İtiraf Ediyorum!
“Aramızdan kim Bayan Nina Simone’un intikamını alacak? Bu gece kulüpten taze et var Tanrı ölü denizlerimizi korusun” god bless our dead marines / silver mt zion İtiraf ediyorum; Geçmişi boşlukta karışan bir toz zerresi gibi yaşayıp; ardımda bırakıyorum. Çok az anı kalıyor, çok az insan; çok çok az an. An’a –o en devrimci cümleye- dair...
Tütün ve Zaman
Sarmaya çalıştığı sigarasına yüzyıllık bir çınar ihtişamında uzak ve derin bakıyordu. Titriyordu elleri, sanki sigarayı saramıyor değildi, sarmak istemiyordu. Kim bilir her iki elinin parmaklarında halaya durmuşçasına yuvarlanıp duran o yarım kapanmış sigara ona neler, ne hatıralar anımsatıyordu. Acılar, hüzünler, içinin derinlerinde el değmemiş hazineler misali hala umutla sahibinin gelmesini bekleyen sevinçler ve yaklaşık...
Ölesiye Bir Günde (Öykü)
İnce, solgun parmaklarıyla karnımı yokluyor önce, diyaframın diyor, bir okul atlasında küçük bir adayı, kara parçasını gösterir gibi, işte burada. Kemikli, tebeşir beyazı hayalet eli sıkıca bastırıyor karnımı. Bu tatlı okşayışın tesirine sükunetle direnmeli. Kaskatı kesilen ruhum bu ölü dokunuşlarına duyduğum iştahtan utanç duymalı. Karnımda gezinen elleri, bir karadulun kıpırtısını andırıyor. Her dokunuşta karnım istemsiz...
Ihlamur ve Kemoterepi (Şiir)
Zeynep’e… Hastane odasına dolan ıhlamur kokusu çağırır mı coşkuları yeniden Zeynep’in damarlarında kemoterapi kesilmiş bir memenin ayrılığıdır kadınlığını geceler boyu inleten yukarıya tırmanan asma dalları çardağından düşerek dağılmıştı gelirken koruklar sere serpe, tevekleri perişan hayat da dağılır düşer düşler asıldığı yerden Zeynep’e baktıkça tüm kadınlar iğne oyası gülüşlerini saklayan böğürtlen kan...
Bizans’ın Fethi: Ayasofya’da son ayin
Başlarına ne geleceğini bilmek için kuşatılmışlara artık ne bir haberci, ne de düşmandan kaçmış biri gereklidir. Saldırı emrinin verilmiş olduğunu biliyorlar. Sonsuz bir tehlike ve sınırsız bir yükümlülük koskocaman ve kapkara bir fırtına bulutu örneği büyük kentin üzerine çöküyor. Başka zaman görüş ayrılıkları ve din tartışmalarıyla birbirleriyle pek anlaşamayan insanlar son saatlerinde kentin alanlarında bir...









