Ben bir roman yazarıyım; tanıyorsunuz, adım Mahmut Şenol. Bütün roman yazarları gibi tuhaf huyları, takıntıları ve tutturakları olan birisiyim. Bu garipliklerimden birisini son romanımda, yaşayan ve gerçekte var olan bir roman yazarını kendi romanıma davet etmekle yaptım. Fakat, öte yandan, roman kahramanlarını bir kez yaratınca onların yaşadıklarını da bilmez değildim. Sonra bir baktım ki, gerçeğiyle...
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Litera
Queer ve Feminist Pratiğin Performans Sanatıyla İç İçeliği Üzerine Bir Deneme-1
Performans sanatının ana ögesi olan beden temsiliyeti 1960’lardan günümüze dramatik hatta distopik dönüşümler geçirdi. Bedeni gösterileştirmek, abu gösteride kurulu tahakkümleri görünür, eleştirilir ve hatta alternatif bir yaşam modelinin hayalini gerçeğe dönüştürmenin anahtarı yapabilir. Queer teorinin ve feminist söylemin zengin argümanlarıyla oluşturduğu tartışma ortamı, alanlara dökülen insanların sanatın bütün yaratıcı kodlarını da üstlenerek geliştirdiği -ben...
Hayatın Yumulu Avucunu Açmak İsterken
“Yıllar geçti. Evrenin yaşı. Tapınaksız çağlar.” TEKNELERİN pruvalarında bulunan gemi başı süslerinin çoğu, yüzyıllar boyunca adları bilinmeyen ustalar tarafından yapıldı. Bunlar çoğunlukla ahşaptan oyulan kadın figürleriydi. Bir ya da iki göğsü açıkta gösteren bu tür figürler hem ticari gemilerde hem de savaş gemilerinde popülerdi. Denizciler batıl inançları olan insanlardı. Onlara göre gemideki kadınlar şanssızdı ve...
LAL LALEŞ VE SAĞALTICI DOĞURGANLIK
Şair, çevirmen Lal Laleş’in, on yıl aradan sonra, kitapseverlerin beğenisine sunulan Türkçe ilk şiir kitabı (Nora, İstanbul Bir Hiçtir) ‘Ayrıntı Yayınları’ tarafından çıktı. Kürtçe şiir kitapları ve çevirileriyle bilinen Şair, çevirmen Lal Laleş’in bu Türkçe yazılmış ilk şiir kitabı okurla buluştuğu andan itibaren ciddi bir ilginin odağı oldu. İlk eseri “Berbejna Rê, Belkî Yayınevi, 2003”...
“ORPHEUS İLE EURYDICE”Yİ YENİDEN OKUMAK-II:
ÖLÜMÜN “DERİNLİĞİ”, ÖLÜM DIŞI İZLEKLER VE ÖLÜM EDEBİYATI Bir önceki yazıdai, Orpheus ile Eurydiki mitini ölüm üzerine düşünmeden okumanın imkânsızlığını vurgulamış; ancak yüzey-katmanında ölümün kaçınılmazlığına gönderme yapan söz konusu bu mit ile, aslında kaçınılmazlığına rağmen, ölüme karşı direnç göstermenin “beyhude bir çaba” olarak dikte edilmediğinin, bizzat öykünün içeriğinden anlaşılabileceğine dikkat çekmiştim. Bu vesileyle de mitolojik...
Sarılmanın Ahşabı ve Dehanın Zahmeti
“Bu kâtip hatırayı sizlere takdim ederim!” “Liman Fotoğrafı” HEP merak etmişimdir. Bozkırkurdu’nu yazan bir beyin, Siddhartha’yı neden yazdı? Ya da tersi. Elbette benim tercihim gececi kurttan yana ve her iki kitabı da gençliğinde okumuş biri olarak, Hermann Hesse’nin başyapıtının Siddhartha değil Bozkırkurdu olduğunu çekinmeden söyleyebilirim. Gerçi Siddhartha daha önce yayımlanmış. Ama kitapların yazılış ya da...
“ORPHEUS İLE EURYDICE”Yİ YENİDEN OKUMAK-I
MİTLERE, ARKETİPLERE VE ÖLÜME KARŞI DİRENCİN ONTOLOJİSİ Yaygın olarak bilinen bir öyküyle ilgili yorum(sama) yapmak, pek kolay sayılmaz. Hele bu öykü bir mit ise iş daha da zorlaşır. Çünkü özellikle Yunan Mitolojisi’nin barındırdığı mitler, yüzyıllar boyunca sadece edebiyatçıların ya da diğer sanatçıların değil, felsefecilerin de ilgisini çekmiştir.i Bunun da ötesinde, mitolojik dağarcığın içerdiği bu devasa...
METİN TURAN’DAN ÖYKÜLER: SİYAH GÖKKUŞAĞI
Metin Turan’ı Grup Ekin ve Grup Yorum’un solisti olarak tanıyan pek çok kişi vardır. Kendisini tanımamış olsak bile, pırıl pırıl akan sesinden bilenlerimiz çoktur. Şimdi Bafra Cezaevi’nde. Artık çok az gören gözleriyle ama dünyaya hakim bakışıyla öykü ve roman çalışmaları var. İlk öykü kitabı “Siyah Gökkuşağı” 2018 yılında Favori Yayınları’ndan çıktı. Ardından ilk romanı “Her...
Metal Kolektif: Ürettikçe Arınmak
Doğru bakmak, birbirimizin gözlerini yıkamak için bir araya gelen, sesiyle-oluşu- ve duruşuyla birbirine güç veren bir kadın kolektifi. Sanat aslında bitti! Sanat yoktur! Her şeye rağmen sanat! deneysel-dijital-artırılmış gerçekçilik-fütürist, performatif, disiplinler arası tartışmaları içinde sanatı tanrılaştırmayı reddederken; yaptığı işlerden çok oluşturduğu ilişkiler ağıyla konuşulanlardan olmak niyetinde değil. Yeni bir iş sektörü haline dönüşen sanat- kültür-...
Bütün Okyanusların Balinaları, Birleşin!
Moby-Dick, balina malina ama, kendi başına var olma savaşını sürdüren Titanik bir kahramandır. Sürüsünden ayrılmış, yalnız bir savaşçı… 1954 Hollywood yapımı The Lone Gun~Kimsesiz Silah filmini Türk sinemasında afişe çıkarırken, Yalnız Kovboy diye Türkçeye çevirenin mevzuya cuk diye oturmuş lisan marifeti alkışa layıktır. Hakikaten, Yalnız Kovboy deyişi sonradan çok tutmuştur. İşte, Moby-Dick kovboy değil lakin...









