Kısacık roman girişleri, oldum olası, beni her zaman kendisine çeker. Amerikalı roman yazarı Truman Capote de, artık kendi adını aşmış olan kısacık romanı ¨Tiffany’de Kahvaltı¨ya, ¨Geçmişte yaşadığım semtler ve evler beni hep kendilerine çeker¨ diye kısa bir girişle başlar. Romanın anlatıcısı bu girişle hikâyesine başlarken siz de romana adım atarsınız. Geri dönülmez bir eşiktir bu,...
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Litera
Fransız Bölgesi (Şiir)
kız Kanadalıydı da biz neredeydik işte onu bilemiyorum bilirsiniz yaşlıyım Fransız bölgesindendi benim şair İngilizcem veryansınlı kahvaltı plaj akşam yemeği kumar ve vals sonra yine kahvaltı bütün Temmuz kahvaltı geceler canına yandığımın tamamen hürriyet Kanadalı ismi neydi körolasının beni iyice komünist yapan şöyle hain terörist milliyetçi bir komünist dudak burun bir savaş aksi istikamette dizleri...
Cansever’e zeyl
Edip çok şey koymuş masaya yer yok bir dilim Lefke mandalinasına arzunun vesvesesine dirseğin bükülüşündeki ürpertiye. kumrular korkar ve yürümez üstünde kilim küser tabanca gizlenir bir kibrit masa üzeri denenmez şeydir sarılmış sigara armut saklı şeylerdir. masa da masaymış ha! bizden bir şey almadı eteklerin laterna! 22 Kasım 2017
SARMA KOTON 13-30’UN MATEMATİĞİ
Turgut Uyar’ın “turna”lı şiirlerini fonetik-semantik ilişki bakımından inceledikten sonra (Turgut Uyar’ın “Türkiyem”inde “Turna”lı Dizelerin Fonetik-Semantik İlişkisi Üzerinden İncelenmesi, Koza Düşünce, 25) almış olduğum olumlu denebilecek dönüşlerden hareketle bu tür çalışmalarıma devam etmeye niyetlendim. Ettim de. Önce, Hilmi Yavuz’un “Hurufî Sonnet” adlı şiirini aynı açıdan inceledim. Ardından, bilinen ilk Türk şair Aprın Çor Tigin’in günümüze ulaşabilmiş...
bu hikayeye artık ulaşılamıyor (şiir)
gelmeyen beyaz bir ayın gölgesi düşer olmamış eller tutarsın uzun yollar sonra hayalî bir rüyada solmuş yaprakları yıldızların, tanıdık hep en yakınındaki gecede kalmıştır ten, hep uzak çok yakın, çok yakın, çok yakın ve hep uzak ateşin, nisyanın, ölümün ve umudun hepsini gördün, hepsini gördün hepsi herkesten uzak. hepsini gördün, bu bir yorgun uyanıklıklar kışıydı...
Terzi (Şiir)
zihnimi dar zamanda dikerek geçiriyorsun ey ey izmirnalı atina gözlerin var geçmişte dirseklerin ağaçlara tutuluyorum midyelere bir bakıyorsun ferah dizlerinle rakı içiyorum elinde tambur dikiyorsun zihnimi elinde ip Atina kömürüm beni seviyor musun? tahayyül imkânlarını zorluyorum gitgide bir müstemleke oluyorum Atlantik’te Atina benimlesin hudutların ak ırmağında düşünüyorum hülyamı rüyamı zaptet Atina seni bir başka...
kesik (şiir)
geçmişin etinde bir kesik, bunu yeni bir hatıra uyuşturacak. düşümüze kahırdan bir taş oturdu kara sular, daha sular var önümüzde ayaklarımızda al çizikler seneler ve anlatılar bahçesinde eylemsizlikle bu gölge ama bizden sonrası için devrilmekte günler yine acıdan söz etmenin zamanı değil bugün acının öyküsü duru havaları beklemekte. daha geniş defterlere artık daha...
PARFÜMÜN DANSI VE KOKU ROMANLARI ÜZERİNDEN ÖLÜMSÜZLÜK
Bazen, öykü ya da roman, edebi bir metin okursunuz; size ilham verir, bir şeyler yazmaya motive olursunuz. Bazen de tam tersi söz konusudur. Kafanızda bir problematik vardır, yazıya dökmek istersiniz; belleğiniz, zamanlar okuduğunuz o edebi metni çağırır ve odaklandığınız problematik, okuduğunuz o roman ya da öykünün izlekleriyle harmanlanır. Bu yazının ortaya çıkmasını sağlayan, ikincisi oldu:...
Tanrı bir antikacı olmalı!
Kalbimi ve aklımı döktüm. Bir avuç. Hepsi bir avuç pas. BANA sorarsanız, bir sanat yapıtının en önemli niteliği, esinleme gücüdür. Derim. Hep buna inandım. Henüz üniversitede öğrenciyken, başka bir bölümden, yine bir mühendislik öğrencisi arkadaşımla birlikte edebiyat dergileri çıkarmıştık. Her sayısı farklı bir adla çıkan dergilerimizin mottosu aynıydı: “Sanat kırılmış bir mutluluğun taşıdığı vaattir.” Adorno’nun...
Thersites ya da doğruyu söylemek
Yok yok! Keratanın biriyim; işin alayında, aşağılık serseri; pisin biri. Thersites Tam dokuz yıl olmuştur. Troya sahillerinde, hala güneşin balkıdığı ovada, tunç seslerinin birbirine karıştığı korkunç çarpışmalar olmaktadır. Tanrı ve tanrıçaların tarafı olduğu bu savaş kılıçlar, kalkanların çangırtısıyla kapkara kan ile kaplar surların diplerini. Ova Tanrıların da içinde olduğu savaş naraları ve şan peşindeki...









