O sahneye girince kıyamet koptu. Girmeden piyanist Je T’aime’i çalmaya başlamıştı zaten, salon da mırıldanmaya. Çalgılar girişi uzatıyor, o nazlanıyordu. Elini kalbinin üstüne götürüp selamladı biz ölümlüleri. Biz ölümlüler orda salondakiler ve ekran başındakiler. Olimpos’taki panteonundan inen bu tanrıçanın bulutlar arasındaki kudreti nasıl bir mucize bahşedecekse büyülenmişiz. Bir an durakladı, rutini bozuldu. Kulak kesildi alkışların,...
Son Yazılar:
Öncü Bir Sanatçı: Yücel Dönmez
Mehmet Raif Ersoy: Figür, Emek ve Kültürel Bellek Üzerine Bir Resim Pratiği
İnsanın Bilişsel Üç Sorunu: Kurgucunun Üç Oyunu
ŞİİRİMİZİN “ANDRE BRETON”U!
CNN-MTV VE YAPAY ZEKA
Edip Diye Bir Çocuk -Aynadaki Kelebek (Öykü)
KEDİYE DÖNÜŞEN KADIN (ÖYKÜ)
GOREE ADASI – KÖLELİK – HOLLYWOOD
Gaye Boralıoğlu: İstanbul, Yurtsuzluk ve Varoluş
Ahmet Cemal: Adaşımı anarken
Deniz Göktaş veya “Bulutsuzluk Özlemi”
BABAOCAĞINDAN AYRILMAK DURUMUNDA KALAN SUPERGIRL
Mehmet Atlı: Kürt Müziğinin Modern Sesi
EVREN EROL’DAN “BAŞKA BİR PENCERE” SERGİSİ
Kuzguncuk Sanat Tiyatrosu’ndan “Hrisantos’u Kim Öldürdü?”
DİSTOPİK BİR DOYUMSUZLUK: ”IŞILTILI HAŞERAT
Yolun Yükü
Kadir Ağabey’in Ardından
ustam dağınıktır dağınıklıktır benim
Kategori: Litera
Napoli’de Polonya Haberlerini Okumak
Kucağında ¨Cavalier King Charles Spaniel¨ cinsi köpeği tutmakta devam eden bir gazete okuru, sol eliyle kavradığı gazetesini yanı başındaki üç arkadaşına okuyor. Paris’te basılan ama Napoli’ye galiba birkaç günde ulaşmış Gazette de France’ın son sayısını okuyan, Polonez Kontu Potocki’dir; İtalya’da gönüllü sürgündedir. Diğer üç çehreden biri sanki anlatılanları daha iyi işitmek üzere kulağını yan çevirip...
ŞİİRCİ NOTLARI
1 ESİN’in yoğun akışıyla ortaya çıkabilen taşkınlık, çekidüzen eksikliği, sabuklama gibi görülebiliyor. Doğurgan bir baş dönmesi düzenlenebilir mi? Sanatçı, ruh çağırır gibi, davet edebilir mi yaratıcı rüzgârı? “İlhama inanırım ama O gelmese de ben çalışırım”, diyordu Moravia. “Tasarılarla, hazırlıklarla yapılabilen bir şey değildir EDEBİYAT. Gerçek SANAT, özgür ve spontanedir.” diyordu. Çelişki var,...
Burnuma Mars Tozu Kaçtı!
İnsan bir hikâye tutturmuşsa bunu hiç küfürle, hakaretle dolu hayal eder mi? Kibarlığı yok etmek istiyorsa demek ki, işte belki o zaman… Mars’ın meşhur düzlüğüne, Utopia Planitia’ya doğru süzülürken içinde bulunduğumuz aracın iniş takımı kokpitin altından gelen gıcırtılar eşliğinde açıldı. Fakat araç iniş noktasına oldukça yakınken bir anda süzülmeyi durdurdu ve havada asılı kaldı. Pilotun...
sefil köpeğin gevelediği (şiir)
I. Ah, kabuklar. Çekiç seslerinden kulaklarımda kalın bir vurgun. Gözlerim kendini imhaya meyilli, görmekten feragat etmeye… Hatıralar, tekrarlar kendini. II. Soluğuyla etine bağlanan, içine uzak bir ülke nefesim. Kentlerin büyük bulvarlarında, su mazgallarının dumanları arasındaki kayıp köpekler gibiyim. III. Bir zamanlar evcilken sokağa atılmış, yeni sahibi evde değilken alıştığı sokaklara kaçıp, ne sokağa...
NİLGÜN MARMARA’NIN GÜNAHKAR ŞİİRİ
13 Ekim 1987’de daha 29 yaşındayken ‘intihar’ eden ve Cemal Süreya’nın “Zelda”sı olarak da bilinen şair Nilgün Marmara’da kişiliksizliğin zorunluluğuna karşı verilen toplumsal mücadeleyi modernizmin reddetmesi üzerine oluşan itirafçı bakış açısı, şiirini kendi içinde bir keşif toprağı haline getirmiş ve çözülmemiş çatışmaları dramatize ederek birinci şahıs dizelerinde son derece sahici ve içtenlikli konular üzerine yazmasını...
CHATTERTON’IN ÖLÜMÜ, SANATÇININ ÖLÜMÜ
Bu yazı Corona salgını sırasında onuru için intihar eden müzisyenlere ithaf olunmuştur. “Uzun süren güzelim bir intihardır sanatçı yaşamı.” Oscar Wilde Romantizmin belki de en kalıcı imgesi, küçücük bir tavan arasında, yatağında sırtüstü uzanan bir şairin imgesidir; genç ve güzel, göz alıcı bir cesettir bu. Meleksi bir ışığı olan bu şair, dehası nedeniyle acı çekmiştir;...
Lambo’da (Öykü)
Sesleri kaçırmamalıydım. Her an eksilen şehrin seslerini. Talan devam ediyordu. Önce insanları göçmüştü bu şehrin. Güzel insanları. Sonradan kumrular azaldı. Şehir eksilirken ben sesleri düşündüm burkularak. Sesler de yitiyordu. Şehrin o seslerini yakalamalıydım. Hiç olmazsa bulabildiklerimi, onlar da gitmeden. Hangi gündü? Sesleri kaydetmeye çıktığımız o kışın soğuk günlerinden biriydi. Bunu hatırlıyorum. Koyu, kurşun...
Hepimiz Masumuz
Weidmannsheil! Geçen hafta faili meçhul bir cinayet işlendi. Sahibi tarafından tasması biraz gevşek bırakılan bir köpek, her zamanki masumane tavrıyla etrafı kokluyordu. Sokak boyunca uzanan ağaçların ve çalıların arasında kimisi çocuklarıyla geziniyordu, kimisi market arabasını evine doğru itekliyordu, mevzubahis köpeğin sahibi ise hemen yanındaki bir başka köpekli dostuyla sohbete dalmıştı. Tam o esnada acıyla dolu...
küçük İSKENDER ŞİİRİ VE MARJİNAL DEVRİM!
Eskiden çok güzel türküler söylerdi, artık onları söyleyemez. Fıkralar anlatırdı, artık onları da anlatamaz. Çünkü, 3 Temmuz 2019’da onu yitirdik. Ölüm nedeni: Kanser! “Erotika”yı onunla öğrendik. Rimbaud’un ruh dünyasında, bizi o gezdirdi. Aşkın, bildik popüler tanımların dışında bir şey olduğunu anlatırken bir yandan da Türkçenin enfes kıvamına gönüllerimizi hazırlıyordu. Kökü mazide bir geleceğin dili olarak...









