Uç tel gibi esti Davut. Kollarını kesti Davut. Bütün köye küstü Davut. Uslu Davut’tu. Us denilen iki sese sığmış bu kelimenin anlamıyla yoğrulsa ilkokul kurdelesini göğsüne batıranlara sıfatlanırdı ama yoğrulmadı. Usluydu işte, buydu. Doğruculuğu da tren raylarında kırılmaz kuruşlar gibi yapışkandı. Kokusu, ovanın tamamının bakır-nikel ihtiyacını karşılayabilecek rahatlıktaydı. Doğuştan usluydu işte, besicilerin el arabasıydı, buydu....
Son Yazılar:
Soluk Soluğa (Şiir)
Herkes Kahraman Olmak İster; Peki Delikanlılık Nedir?
Savaşın Çocukları (Şiir)
Bu Önemsiz Sabah (Şiir)
Umut evden dışarıda (Şiir)
EFLATUN (ŞİİR)
İNMELİ KEDİ (ŞİİR)
Deniz Çöpçüsü (Şiir)
Hiçbir Şey Öğrenmemişiz Tarihten (Şiir)
Acıda Dinlenmiş Yüz (Şiir)
YAŞAM DERDİ (ŞİİR)
Carlo Ginzburg: Tarihte olduğu gibi sinemada da her yakın çekim, perde arkasında yaşanan bir sahneyi ima eder.
MERDİVEN MASALI (ŞİİR)
Solis (Şiir)
Çoktan Unutulmuş Günler İçin (Şiir)
Ansızın Giden Güzel Adam: Mustafa Horasan
Kemal Ilıkkan’ın ilk romanı “Zaman Salıncağı” yayımlandı
YOUTUBE HOLLYWOOD’U YENDİ!
Stefan Zweig’den Maxim Gorki’ye: “Mektuplar günün birinde yine anımsanır”
Ana Sayfa
Hakan Unutmaz
