sonra “o” sandı ki daima onu yazdım. öldürüldüklerinden, öldürdüklerine tekrar tekrar içime akıtılan bulmacayı yaktım. yakmadım. yazmadım. yüklenip taşıdım janus, j a n u s, … lar; havalandırdım bütün gece amâsei – mâ – tomarla ray cızırtısı, serüvenlerin sustuğu lükens komodin, kapris propagandacısı yatak, kapının arkasında ne var’ı… yargı yok, infaz var. zavallı adanmışlık: dildeki...
Son Yazılar:
Post-Formal Düşünce Üzerine
Peride Celal: Kurtlar ve Komünistler
Bir Zaman Haritası
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Kategori: Litera
KEKEMEYİM
ihnim kekeme! Gözlerim kekeme! Kulaklarım kekeme! Duygularım kekeme! Bedenim kekeme! Kekemeyim bütün bileşenlerimle… Diyojen, kekeme değildi, sığındığı ve güvendiği bir fıçısı vardı! Kendisi de fıçısı da gerçekti, doğaldı; o yüzden meydan okudu ya İskender’e… Şimdi tam olarak tanıyamadığımız, bilemediğimiz ve çözemediğimiz bir yokluğa/yok oluşa karşı savaşmaya çalışıyoruz… Bu gün, geleneği ve gelenekten beslenme parazitliğimi öldürmeye...
FANTASTİK SANATIN TARİHÇESİ VE EVRİMİ
İKİNCİL DÜNYALAR VE TOPLUMDAKİ YERİ Çağdaş fantezi sanatını anlamak fantezi türünün film, kitap, dergi ve video oyunlarının resimlemelerinden çok daha fazlasını gerektirir. Fantezi sanatı mitolojik, büyülü ve doğaüstü temalar ile ilgilidir. Fantastik sanat tarihi sanatçıların hikâyeleri, şiirleri ve imgelerinde mitolojik karakterleri tasvir ettiklerinde Antik dönemlere kadar uzanabilir. İtalyan rönesansında, Yunan ve Roma mitolojik karakterleriyle ilgilenen...
ANABELLE (ŞİİR)
yarım bir bestenin damarlarından tuhaf bir rüzgârın ağıtlarına geliyorum zihnimde kaybolarak adımlarım zamandan geri kalarak zincirlerin ötesindeki dünyaya hasret ben melodilerle baş başayım, nedir beni yakan – bu denli yorgun yıldızlar mı, yoksa suskun toprak mı? nehir akıyor, yalnız ve düşünceli dedi ben yaşamıyorum, yüreğimin yarısı ölümde, yarısı hayatta… _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Akasya Günsan,...
Peki, Haydar’a Ne Oldu?
İngiliz William Hogart’a tarihsel sosyolojinin realist ressamı deniliyorsa, Hollandalı ressam Jan Steen’e bu unvanı yetmiş yıl öncesinden haydi haydi vermek gerekir. Hogart 1697 doğumludur; Steen 1627. Steen’in realizminde tıp doktorları sıkça yer alır; âdeta hekimler ve hastalar olmaksızın tuvaline konu bulamaz. Üretken ve bereketli bir ressamdır Steen, yüzlerce değilse bile, hani bir o kadar da...
“HU!..” EMEL İRTEM
“Rüzgâr okusun şimdi kutsal kitabı”. “Üf desin”. Emel İrtem, bence günümüz şiirinin en önemli şairlerindendir. Şiiri de şiirin sorunlarını da bilir. Kasım 2020’de ‘yeni’ ve ‘son’ kitabı, “Hu!..” Yitik Ülke Yayınları etiketiyle çıktı. Kitap üç bölümden oluşuyor. İlk kapı PLATO, ikinci kapı KOYAK ve üçüncü kapı KESAFET. Şairin 1999’da “Divaneliğe Dönen Pergel”, 2006’da “Zehirli Rüya”,...
E-Posta Mesajın Kara, Seninki Benden Kara!
1979’dan kalma dinlemesi epey keyifli bir şarkı, bir yandan kulağımızda tıngırdarken diğer yandan kısa bir hikâyeyi de anlatır. 1980’lerin meşhur grubu The Police’in vokalisti Sting, bu hikâyede şişeye koyup denize fırlattığı mesajlardan bahsetmektedir. Mesajlarda ne yazar bilinmez fakat bunları görmezden gelmeye yüz tutmaz; eminim, her biri demir olsa paslanmaz, azar duysa utanmaz mesajlardır. Alıcısı muhakkak...
ZAMANSIZ DERGÂH
Gecenin ikisiydi, üç tane ses beni rahatsız ediyordu. Birincisi arada bir duyduğum köpek sesleriydi, ikincisi kendime hazırladığım atıştırmalıkların dişlerimin arasında ezilip dağılırken çıkardıkları seslerdi, üçüncüsü de sessiz sedasız olan ve bizzat benden kaynaklanan iç seslerim! İçten seslerimdi… Yazmaya çalışırken yazdıklarımı sesli olarak tekrarlıyordum. Bitirdiğim her cümleyi sesli olarak tekrar ediyordum, yani beynim kendi sesimi dinliyordu...
Deli Ağlatan Diyarı (Öykü)
Sabah ezanı alır götürür beni, sevdiğimi gördüğüm yola. “Mahur Beste” çalınca içtiğim acı tütünün koca filtresi gelir aklıma. Montumun naylon astarına dökülen tütün taneleri gelir. Fenerin maçı, kapalı Kadıköy yolları. Uzun yolda dinlenilen müzik, bir kameradan bakmamızı sağlar hayata adeta bir filmin karakteri olurum. Kendi filmimin. Kalasla bakışırız çoğu zaman. Bir fare evine koca bir...
N’EN VAR KUZUM! SOLGUN GÖZÜKÜYORSUN…
Badi Ekrem: Ben bu yaz neredeydim? Şaban: Nerden bilelim ya… Badi Ekrem: Size soruyorum ben bu yaz neredeydim? Şaban söyle ben neredeydim? Şaban: Valla Kayseri’de olabilirsiniz. Üzerinden çok sular aksa da bazı şeylerin modası hiç geçmez. İzlediğimiz Yeşilçam filmleri, okuduğumuz klasikler gibi bırakamadığımız birçok alışkanlık, günlük hayatımızda bizi biz yapan karakterimize dönüşüyor....









