“Jandarma daima nesirde kalacaktır Eşkıyalar silahlarını çapraz astıkça türkülerine Ve bu dağlar böyle eşkıya güzelliği taşıdıkça” Cemal Süreya Eylül kurak, can çekişiyor her şey Yazın tozu üstümüzde hâlâ ve siyaset Kanunla korunan bir şey kaldı mı? Akbelen’den sökülüyor zeytin ağacı Köyün düzü, dağın eteği “Her yer jandarma”* Doluşuyor minikler okul sıralarına Beton bahçelerinde...
Son Yazılar:
Savaşın Çocukları (Şiir)
Bu Önemsiz Sabah (Şiir)
Umut evden dışarıda (Şiir)
EFLATUN (ŞİİR)
İNMELİ KEDİ (ŞİİR)
Deniz Çöpçüsü (Şiir)
Hiçbir Şey Öğrenmemişiz Tarihten (Şiir)
Acıda Dinlenmiş Yüz (Şiir)
YAŞAM DERDİ (ŞİİR)
Carlo Ginzburg: Tarihte olduğu gibi sinemada da her yakın çekim, perde arkasında yaşanan bir sahneyi ima eder.
MERDİVEN MASALI (ŞİİR)
Solis (Şiir)
Çoktan Unutulmuş Günler İçin (Şiir)
Ansızın Giden Güzel Adam: Mustafa Horasan
Kemal Ilıkkan’ın ilk romanı “Zaman Salıncağı” yayımlandı
YOUTUBE HOLLYWOOD’U YENDİ!
Stefan Zweig’den Maxim Gorki’ye: “Mektuplar günün birinde yine anımsanır”
Yerden Göğe Bir Vizyon: Türk Arkeolojisinin Doğuşu ve Epistemolojik Dönüşümü
“Gerçek Ötesi”ne İtalya’dan En İyi Sanat Filmi Ödülü
Yazar: Aslıhan Tüylüoğlu
Yağmurgülü (Şiir)
Yağmur doğum günüm benim Umuttu karanlığı delip büyümek Güneşe uzansam kızarlardı belki Gölgeye saklansam hüzün Biraz çıplaktım ve tek Kır uzakta, saksım dar Kuş olsaydım derdim, toprak gücenirdi Uslanacak gibiydim balkon göklerinde Hem meraktı hem korku gelecek Hüzünler sevinçlerle denk Kolay değil bir tohumdan dünyaya yürümek Öyle çok sevenlerim de vardı Okşarken...
Öyleydi, Neşeli Sular Gibi (Şiir)
Ben de öyleydim eskiden Bulgur pilavının yanına mum yaktığım olmuştur Akşam çökene kadar bir kitaba dalıp Işık yakmak için bile başından kalkmadığım Eski çatılarda biten bir papatyayı kendime örnek aldığım Sokaklarda hiçbir şey içmeden sarhoş gezerek Yağmurla yarıştıklarım var, karlı şubatlarda kibritle ısındığım Minik şeylere sevinirken küçük bir kız olduğum Yaşamayı ciğerlerime doldurduğum, güneşi, çiçekleri...
Bican Kadar Bir Boşluk (Şiir)
Sen şimdi bir kahvaltı sofrasında Mutsuzluğumu unutmuşsundur Tuz ile domates arasında bir elin Bir elin okşamıştır saçını sevgilinin Yalnızlığıma üfledi ölüm Çoğalttı içimdeki közü Bican öyle hafifti ki Hafifçe kaydı gitti Ağır bir yoksunluk duygusu bırakınca Yüreğim çatladı sanki Kuşlar gerindi, gök aynı aldırmazlığında Her sigara son gibi İyi günlerin sonu Sanki bundan sonra sevinecek...



