tesadüflerin tırmaladığı bir soru işareti aramızda salınmakta demiştim bir vakit, öyle işte, bir yanım bir şarkının içinden esintiyle geçen günlerin özlemi diğer yanım reflüsü şiddetlenmiş bir balıkçının hüznü dünya desen kaplumbağaları inciten unutkan bir çayır, nano teknoloji sapmasıyla akbaba kesilen gelecek sevincini geometrik tasarımlara bırakan akara gölgedir bu müzayedede seni düşünmek, bilirim bulut dansıdır gamzesini...
Son Yazılar:
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Fincanın Kıyısından Odak Etiğine
Kategori: Litera
Denizlere giden yılan (Şiir)
Her sloganda atılan gibi Biz kazanacağız bir gün, senle ben. Her yarım kalmış zafer gibi Kazananları belirsiz, karışmış biraz toprakla Uzanmışlarsa da semaya bilirler kazandıklarını içten bir tutkuyla. Öyle sanılan gibi de çok şaşaalı, gürültülü değil Senle ben kazanacağız sessiz, sedasız. Kimi devrimcilerin yanında karışmış vaziyette Biraz toprakla. Resim: Marc Chagall
ÖYKÜM (ŞİİR)
Hep istedim kök salayım. Talih bu ya, göçebelik düştü bana Ağaçlığa öykü-nürken, kuş olmaklığa şiir Soluklandığım hanlardı dallar, geçip gittim o adamlardan. Gökyüzümdü salt benim olan. Onun oldum. Dilerim son göçümde yine mavi, edepsiz Kırılıversin kanatlarım o hür tarlada. Resim: Matisse
BİBLO (ŞİİR)
tatlı şurup kaldım kavun kokulu saf su ile çalkalandım. zehri sağılmış yılan kadar tehlikesiz. siniri alınmış diş kadar sancısızım öfkemi kaybedeli ahşap bir çan kaldım pencere önünde tok sesli öfkemle biz parmaklarını birbirine takmış iki tırmıktık. iki bezelye kabuğunda iki muhafızdık sınırda şimdi gelseler ki geldiler sınırları aşsalar ki hoyratça vursalar kırsalar yalan...
Kusurlu Harede Kusursuz Sörf (Şiir)
Hiromi’ye… Yanımdasın ve sarılıyorum sana sonsuz Ama sonsuz da yetersizmiş, öğrendim Yanımdasın ve hasretim sana, hâlâ Bilmiyorum ki nasıl anlatsam Hani bir gözün...
geri sar. (şiir)
belki dylan ehyeh asher ehyeh’ye atıfta bulundu, exodus 3:14’e inşa ettiğimiz ne varsa kırılgan, dedim ben de sahte belgeseller gösterdi gerçeği hepimize (hepimiz -konuşanın kendisi de içinde olmak üzere onunla bir arada olanların tümü- diye değil). geri sar. ali’nin bir şairden bahsettiğidir: hem zampara hem kulampara yüz mil 160,9344 km ne de olsa...
ÖZGÜL AĞIRLIK (ŞİİR)
Sadece insanlar para kullanır Sen köpek misin diye bağırdı yanından geçen adama Ve sen kedi misin? diye sordu kadına Ya sen dedi bir semender olmadığından Ne kadar emin olabilirsin ki? Para ve insan ne korkunç bir ikili Ayladı kadın hööö’ledi adam Semender bir ara sokağa dalmıştı çoktan Ölüler kadar bilemezsiniz her şeyi dedi Ölüler zarif...
YOKLUĞUN SANCISI (ŞİİR)
Şiir yazamıyorsam artık Bil ki susmuşum kapında Göçmen kuşlar terki diyarda Susuz kalmışız besbelli Toprak cılız rengini çalmış bizden Yok yüzünde tek gülümseme. Yapraklarını döker ağaçlar Yalnızlığın ormanındayız Dargın kalmış ayrılıklar Söylemeye gücümüz yok Ölmeyi beklemektir tek suçumuz Adını koymasak da. Resim: Anselm Kiefer
ESKİ BİR KALP AĞRISI İÇİN (ŞİİR)
hangi tanrının esiriyiz -ki, güneş burada nasıl soldu- burada! bu esrarlı bir tarihe uzanan kapılarda leylaklar uzardı: modigliani boynu kadınlar ay yüzüyle tül perdeler aralığından çiçek sulayan parmaklar ayrılık kokardı her yer kapalı bir hüzün kokardı -ıpıssız- karanlık bir yaraydı geçmiş zamanlardan o eski aşklar veda kokardı eksik tanrıların yalnız bıraktığı gönüller her...
1218. Sokak (Şiir)
melekgirmez sokak. çivit zürefa. ipek gam. illetli mitoloji bu pastoral iğne kuşların kör edilme çağında floş temas sorulmuyor, olta kısalır sustuğunda kim suyun yerine kararır sesinde boğulan bir sokak oyalanır aksak zaman o temsili boşluk her şeyde her şeyi birbirine karıştırır oyuncak iskeletleri, salya ve makyaj kameraya gülümseyen hangi hayâl daralan makasta kalır gam...









