Fotoğraf ve felsefe ilişkisi üzerine çokça düşünmüşüzdür. “Fotoğraf ve felsefe yan yana geldiğinde ortaya çıkan şeye sinema denir,” dersek, kısmen doğru söylemiş oluruz; büyük yönetmenlerin birçoğunun felsefeyle, büyük filozoflardan birçoğunun da sinema ile ilgilenmiş olduğu düşünülecek olursa… Değil mi ki sinema görüntü ile düşünmek… İnsan üzerine, insanın dünyadaki varoluşu üzerine düşünen hiçbir yönetmen felsefeye uzak...
Son Yazılar:
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
Yazar: Arzu Kaya
Yazma Uğraşı, Ockham’ın Usturası Ve Bir Tohum Sözcük
Hayatta istediğini yapamazsın. Ama bak işte burada özgürsün. İster bomboş bırak, ister bir resim yap, ister şaşı bak şaşır. Tıklım tıklım doldur istersen, kargacı burgacık yaz. Konuşma çizgileriyle, parantezlerle, ünlemlerle doldur. Virgül virgül düşün, nokta nokta ahkâm kes. Senin hepsi. Bu bomboş beyazlık senin. İşte böyle bir çerçeve içinde bulunabiiyorsun burada; A4. Hayatta böyle bir...
OLAN BİTEN; OKUL CİNAYETLERİ, SARI ZARFLAR, ŞİMDİKİ ÇOCUKLAR
Bahar Çocukluğun Mevsimi. Acının, Yasın Değil Sevincin Mevsimi Okul cinayetlerinden bir gün sonra sokağa çıktığımda herkeste bir farklılık gördüm. Normalde birbirleriyle hiç konuşmayan insanlar sohbet ediyordu. Birbirlerine bir şeyler anlatıyorlardı. Selam veriyor, günaydın, iyi akşamlar diyorlardı. Herkes daha nazik ve saygılıydı. Güler yüzlü ve anlamaya açıktı. Bir gün önce yaşadığımız acı hepimizi üzmüş, duygulandırmış, buzları...
MÜZE, MELANKOLİ, BURUKLUK YA DA ÇALMA, AŞIRMA, ARAKLAMA EYLEMİ ODAĞINDA MASUMİYET MÜZESİ
Çalma eylemi, etik dışı özelliği bir yana, aynı zamanda her zaman “içinde bulunulan o an”dan koparılana işaret eder; şimdiyi ötelere fırlatma, yarına bir şeyler saklama… Gelecekte var olacak özneye şimdide var olan şölenden bir şeyler araklama… Araklama için önce bir “aralama” gerekiyor. Yani ayırt etme, seçme. Aralama sözcüğü içinse uyanık bir akıl. Dürer’in zamanın ağırlığına...
ŞEYLEŞME YA DA MASUMİYET MÜZESİ İÇİN “KARANLIK BİR OKUMA”
Yıllar önce “masumiyet” ve “müze” sözcüklerinin biraya gelişinden çok etkilendiğimi hatırlıyorum. Çünkü biri diğerini yok ediyor ya da biri diğerini sürekli canlandırıyordu. Sanki yaşamak biraz kirlenmeyi; dolayısı ile antropolojik müze odağından bakarsak, “müze” bu kirlenmeyi, “masumiyet” de bir lotus çiçeği gibi bu bataklığın içinde her an temiz kalmayı ifade ediyordu. Yıllar geçti. Birkaç günde dizi...
boş ayna (şiir)
boş bir ayna verdi bir gün suretimi çalan yakından uzaktan gösteren sandık şeklindeydi ayna senelerce hapsetmiş meğer aynadan kalkınca yüzüm göğe bakınca anladım havalanan yüz kuştan boş bir fotoğraf çerçevesi gibi duruyor şimdi gökyüzü tarihi sağılmış yalnızlık yağmuru sağanak aklıma geliyor dinledikçe sanki elimi tutuşu babaannemin doğmuşum bir yerlerde iğneden geçen iplik bir karar...
Sakal
Erkekle kadın arasındaki ayrımın kıl bağlamında yetişkinlikteki ayırıcı toplamı sakal. Kadınlar sakal bıyık yekûnundan düşünecek olursak neredeyse çocuk. Tüysüzlük biraz da çocuk olmakla eşdeğer görülmüyor mu? Sakallı kadınların yaşadığı toplumlar da var. Genel anlamda sakalın tarih içindeki serpilişine baktığımızda erkeklerle ilgili. Berberliğin tarihi de sakalın bıyığın tarihi gibi sonsuz. Önlerinde beyaz önlük, kapılara dizilmiş ıslak...
PAOLO-VİTTORİO TAVİANİ KARDEŞLERDEN BİR “KAOS” ANLATISI
Küp Komik bir karakter yaratacaksak, büyük olaydan birkaç adım öncesinde seyirciye ya da okuyucuya onu sezdirmemiz gerekiyor ki olay gerçekleştiğinde yeterli gerçeklik atmosferi oluşmuş olabilsin. İşte Pirendollo’nun kısa öykülerinden yola çıkılarak yapılmış olan Taviani Kardeşler’in yönettiği Kaos filminin Küp öyküsündeki küp tamircisi böyle bir karakter. Öyle ki tamir etmeye geldiği küpü, içerden dikerken içinde kalışı...
ÇÜRÜMELİSİN INGRID ÇÜNKÜ DÖNEM ÇÜRÜMÜŞ!
Şimdiye kadar izlediğim filmler arasında tiyatral gerginliği en üst düzeyde oluşturmuş filmlerden biri oluşu ve ezber bozması nedeniyle, Ordet hep yeniden yeniden hatırlayacağım bir film. Doğumun, deliliğin, dinin, ölümün, aşkın, çocukluğun, varoluşun bir evin salonunda üstelik de didaktik birer kavram olarak değil, güçlü bir aksiyon ekseninde güçlü bir biçimde sorgulandığı nadir bulunan türde bir film Ordet....
Ömürlük Filmler; Tokyo Monogatari ve Banshun
O kadar büyük bir hengâme içinde öylesine çarçur edilmiş malzemeye, gereksiz, olmamış hikâyeye vs… maruz kalıyoruz ki ister sinemada ister tiyatroda olsun iyi bir sanat eserleriyle karşılaştığımız zaman neredeyse mutluluktan ağlayacak gibi oluyoruz. Yasujiro Ozu, bu sanat eserlerini yaratmış olan yönetmenlerden biri. Tokyo Monogatari ve Banshun başrol oyuncularının yüzlerindeki sevgi ile insanın yaşama duyduğu güveni,...









