Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”

Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”

Kendinizi, tanıtır mısınız? Fransa’da yaşayan, fotoğrafçı ve müzisyenim. Çalışmalarım, derin bir sinema tutkusuna dayanmaktadır. Fransız sinemasına, Amerikan klasik filmlerine, uluslararası bağımsız filmlere ve özellikle Kore sinemasına tutkuyla bağlı olduğumu söyleyebilirim. Farklı dönemlere ait iki yönetmen; Jean-Luc Godard’ın ve Leos Carax’ın filmlerini erken dönemlerinde keşfetmem, fotoğraf ve müzik alanında yaptığım işlerimin her zaman belirleyicisi olmuştur. Özellikle, Leos Carax’ın, Boy Meets Girl [1984] filmi, müzik çalışmalarımda kalıcı izler bırakmıştır.   Lumiere Kardeşler’in ilk film gösterimi, 1895 yılında Paris’te yapılıyor. Emprestyonist ressam Renoir’in oğlu Jean Renoir, 1925’li yıllardan itibaren yaptığı filmler, II. Dünya Savaşı sonrasında dünya sineması üzerinde sarsıcı etkiler bırakıyor. 1951 yılının...

Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti

Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti

Neden her yeni teknoloji işi kolaylaştırmıyor gibi görünüyor? 1974’te Harry Braverman, bu soruya cevap vermek için Labor and Monopoly Capital: The Degradation of Work in the Twentieth Century adlı önemli bir metin yayımladı. Bilimsel yönetim ve teknolojik yeniliği dikkatlice inceleyen Braverman, Karl Marx’ın birkaç temel kavramıyla birleştiren Braverman, kapitalizm döneminde işçilerin neden yavaş yavaş makinenin sadece dişlilerine dönüştüğünü açıkladı. Jacobin Radio podcast’i Confronting Capitalism’in bu bölümünde, Melissa Naschek ve Vivek Chibber yöneticilerin işçilerin becerilerini parçalama sürecini ve kapitalizm altında çalışmanın bizi tatmin etmek yerine neden aşağıladığını tartışıyorlar.   Melissa Naschek: Geçen sefer, yapay zekanın bazı teknoloji şirketlerinin öngördüğü kapsamlı ekonomik bozulmalara neden neden...

NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”

NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”

SÖYLEŞİ: Nur Akalın-Ertekin Akpınar Öğrenim hayatınızdan başlamak istiyoruz. Bize bulunduğunuz çevreyle beraber o yıllardan söz eder misiniz? 1970, İstanbul doğumluyum. Çocukluğum, Bakırköy semtinde geçti. Sanatın farklı alanlarına ilgi duyan bir çocuktum. Farklı derken neyi kastediyorsunuz? Örneğin, bir çiçeği elime alırdım. Dakikalarca ona bakardım. Bir ağaca da öyle. Kısacası, tembel bir çocuktum. Ataköy Lisesi’nde, derslerimden hep kalırdım. Güzel Sanatlar Bölümü’nü seçme imkanım yoktu çünkü resim dersinden bile sınıfta kalırdım. Neden? Kurallara karşıydım. Hala da öyle. Kimse bana kurallarını dayatamaz. Oysa yaptığım resimleri beğeniyordum ama öğretmenim beğenmiyordu. Dolayısıyla güzel sanatları seçme şansım yoktu. Peki resme başlamanız nasıl oldu? Bir hastalık geçiriyorum. Sakıncası...