Tim Burton’ın neredeyse tüm filmlerini izledim; bazılarını defalarca. Wednesday dizisini henüz tamamlamadım ama evrenine aşinayım. Yine de Tim Burton’la yalnızca bu diziyle tanışan yeni kuşak için hafif bir eksiklik hissi duymamak zor. Çünkü Burton’ın sineması tek bir gotik estetikten, karanlık bir görsel dilden ya da tuhaf karakterlerden ibaret değildir. Aksine, yıllar içinde genişleyen, kendi içinde...
Son Yazılar:
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Ana Sayfa
Beyza Dut
Yazar: Beyza Dut
“Estetik” Bir Yıl Sonu Yazısı
Estetik Deneyimin Temeli: Doğadan Sanata, Bedenden Tine Hegel estetiğinde, doğa ile sanat arasındaki farkı göstermek için verdiği en çarpıcı örneklerden biri güneştir. Doğa ürünleri, doğal gerekliliklerin bir sonucudur; varlıkları zorunludur, kendi seçimleri yoktur. Sanat ise, tinin özgürlüğünü ve bilinçli yaratımı taşıyan nesnedir. Bu ayırımı şöyle açıklar: “Örneğin, içeriği bakımından ele alındığında, güneş kuşkusuz evrende mutlak...

