Bazen bir insanın kim olduğunu anlamak için, yaptıklarından çok, hiçbir şey yapmadığı andaki haline bakmak gerekir. Elinin telefona ne kadar çabuk gittiğine. Sessizlik uzadığında yüzünde beliren huzursuzluğa. Beklemeye ne kadar dayanabildiğine. Bir odada, bir bankta, bir otobüs durağında, bir haberin, bir mesajın, bir yeni uyarının gelmediği birkaç dakikada kendi içine doğru çöküp çökmediğine. Modern insanı...
Son Yazılar:
Sermayenin Zaferi, Demokrasinin Krizi
Niçin doğayla inatlaşmaya devam ediyoruz?
Yönetmen Olamadım, Hegel’i Oynatıyorum
Juan Carlos Onetti: Kasabanın Bağışıklığı
Tinto Brass, Salon Kitty ve ‘Nazi erotikası’
Bir kuşatmayı yarmak adına
Leyla Borovalı’nın İlk Solo Sergisi “İki Dirhem Bir Çekirdek” Offgrid Art Project’te
Cartagena’da Bir Akşam: Bellek, Emperyalizm ve Zaman
Sencer Gülün’ün Kişisel Sergisi Guga Contemporary’de!
Çağdaş Sanat: Sanatın Sonu mu, Değerin Yitirilmesi mi?
Yıldız Ersağdıç: Dekonstrüktif Bir Tasarım Sistematiğine Doğru
Deniz Gökduman’ın Resimlerinde Popüler Kültür İmgeleri
Bir Yangının İzleri Sanatın Tanıklığına Dönüşüyor
George Bataille’ın Edebiyat-Kötülük Anlayışı ve William Blake Şiiri
Başka Dünyadan Gelen Ruhların Müziği: Gnawa
Adil Salih’in Varoluş Kaygısı ve Sartre’ın Görünmeyen Gerçeği
PonART Akademi Galeri’de Yeni Sergi: “Bizim Güzel Hatalarımız Var”
Edip Cansever Şiirinde Öznenin Halleri
Benim adım Slavoj, soyadım Žižek: Peki, ben neden böyleyim?
Ana Sayfa
Mehmet Tolga Görgülü
