Ana Sayfa Manşet

Kategori: Manşet

Yazı
YABANCI, İNATÇI, YIKIK:  EDEBİYATTA YABANCILAŞMA ÜZERİNE

YABANCI, İNATÇI, YIKIK: EDEBİYATTA YABANCILAŞMA ÜZERİNE

“Ben bir bütünün parçası değilim, hiçbir şeyle bağım yok, dâhil olamıyorum.”1 –Soren Kierkegaard “Her şey bana yabancı, her şey, bana ait bir insan yok, bu yarayı kapatacak bir yer yok. Burada ne yapıyorum, bu hareketler, bu gülüşler ne anlama geliyor? Buralı değilim – başka bir yerden de değilim. Yüreğimin hiçbir destek bulamadığı bu yerde dünya...

Yazı
Kaos Sevdalısı Beyaz Yakalılar: Uysallar

Kaos Sevdalısı Beyaz Yakalılar: Uysallar

Netflix’in Uysallar dizisini seyrederken tekrar düşündüm orta sınıf ve sinema ilişkisini. Senaryosunu Hakan Günday’ın yazığı Onur Saylak’ın yönettiği dizi, Maslak plazalarından bir mimar, estetik ameliyatla eski güzelliğine kavuşmaya çalışan mutsuz işletme mühendisi eşi ve ailesi üzerinden, 80 doğumlu bir kuşağı ve orta yaş krizlerini anlatmaya çalışıyor. İlk bölümdeki ritm problemlerine rağmen diziyi sevdiğimi söylemeliyim. Günday,...

Yazı
ELOĞLU BOYUNU ELİFLE ÖLÇER  BİZİMKİ KARANLIK OBUZA  CUMBURLOP ELİFLEMESİNE

ELOĞLU BOYUNU ELİFLE ÖLÇER BİZİMKİ KARANLIK OBUZA CUMBURLOP ELİFLEMESİNE

Metin Eloğlu’na /Döngeri ettiğinde başını Boyunkıran bir dikkatle bakmaya zorlayan Elif/ –  Nerden aarı geldin gördün köpeği? –  Durduk yere seğrimez ya sağrısı Ya bir melek tökezledi ya köpek – Her gizde mola m’olur hıyarağası Yürü gerisingeri tamamlansın hikmet dairesi _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Yerel ağızlara, buluş/uydurma/kasıtlı-bozulmuş sözcüklere şiirde yer verirken, kendi adıma, tereddüt yaşıyorum;...

Yazı
Gülüş (Şiir)

Gülüş (Şiir)

İki yarım kalmış iz uçlanmak için çizgileriyle yitik. Oh sokaklar attığım taşları lütfen geri veriniz. Çünkü gözlerim kördü o vakitler. Hoş şimdi de ellerim ortasız, oh oh ne hoş. Günlerim ünlenmemiş öylece geçiyor, oh ne iyi yağmurların bitip ipleriyle ömrümün uluması camlarınızda, duvarlarınızda bir uz gibi baharın. _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Hüseyin Doğu’nun ‘Gülüş’ü, sahiciliğini,...

Yazı
Pencere Boşluğundan Sızan Nemesis

Pencere Boşluğundan Sızan Nemesis

Artık mutfak penceresini kapatamıyordu. Anlaşılan, pencerenin metal düzeneği bozulmuştu. Dışarıdan esen rüzgarın duyulduğu bir boşluk oluşmuştu. Füzeler uçuşuyordu dışarıda. Bölgede tekrar bir yangın olursa dairesinin dumana maruz kalacağından korkuyordu. Akşam olmuştu. Pencereleri karartmak gerekiyordu. « Su uyur düşman uyumazdı » çünkü. Pencereye kalın çarşaflar serdi. Camlar kararmıştı, ışık neredeyse yok olmuştu ama çatlaktan hala hava sızıyordu. İnsanlar...

Yazı
Gerçeküstü Miras

Gerçeküstü Miras

Bölüm 3- ara sekme- Bu topraklardaki gerçeküstü mirasa dair düzensiz, sıralamasız ve göçebe devam edeceğiz bu ara geçitte. Şimdi kemerlerinizi bağlayın lütfen, başlıyoruz..   Neyzen Teyfik Anadolu tasavvuf düşüncesi; iktidarlarla ile bütünleşmiş dinsel elitlerin tüm dezenformasyon çabalarına rağmen, sürekli çağıldayan heteredoks bir pınar olmuştur. İdrak’a giden pek çok kapı, yol, geçit vardır. Açtıkları kapılar, Taptuk...

Yazı
Deli İbram Divanı’nı Okumak

Deli İbram Divanı’nı Okumak

“Peki, iyilik mi yaptı bana? Bu ikinci oldu açlıkla sınadığı. Haydi, bir başına olsam ya da yaşlı anam babam sağ olsa da onlarla kırılsam yine şükür derdim. Ya çocuklar? Bu gözleriyle etime batıyorlar. Açlık boz bir köpek ağzı olmuş dolaşıyor bizim evde. “ Mekânsal tasarımı Uzun Ada olarak da bilinen Köstence Adası olan, denizci ada...

Yazı
eskiyen yüz (şiir)

eskiyen yüz (şiir)

kilden külden yapılmış olabilirdim dağılabilirdi parçalarım rüzgârda her parçanın dağılışı bıyıklarını hatırlardı babamın olmak adına bıyık bırakmak ki çok eskilerde kalmış bir adetti artık belki bu sebepten babamı anlamadım ömrümce on iki yıl oldu öleli gömüleli bir on sene adı bir mermere yazılalı çok zaman geçti çok ülke çok şehir çok kasaba çok köy çok...

Yazı
ÇÖLÜN KALBİ (ŞİİR)

ÇÖLÜN KALBİ (ŞİİR)

Bir sabah Gümüş ışıklarında ormanın Yüzüne tünemiş uzaklıklarla çıkagel Göğsümde gölgesine uluyan bir yumru Gül kurusu Göğ dolusu kuşlarla Çırpınıp dursun zaman Yaydan çıkmış hakikat O porselen yüzüne eğreti Kırmızı ruj Aynalara yabancı Çatlatıp da rüyayı Öpüşsün aşkta tecrübesiz Belki o zaman Soyunur bedeninden ciğerleri Sırtında İki kanat Kanatır kartalın telini Valhalla’dasın Tanrıların sofrasında Bilerek...