Holden Caulfield’dan Ayrılmak “Bu da kısmen doğru ama tamamen doğru değil. İnsanlar her zaman bir şeyin tamamen doğru olduğunu düşünür.” ...
Son Yazılar:
Anne Carson ile Şiir Üzerine
Yedi Deli Tek Zihin
Hiperpolitikadan Sonra Ne Geliyor?
Lambanın İçindeki Karanlık (Öykü)
Sanat Endüstrisinin İklime Etkisi Üzerine Düşünceler
HALİS DOKGÖZ’DEN “TEMASTAKİ İZ AYRINTIDAKİ ŞEYTAN” RAFLARDA
Gülüşümdeki Hançer İpekte Sınanmıştır
Türk Görsel Sanat Eleştirisinde Retorik Estetik ve Gözün Tasfiyesi
Lucky Luke 80 yaşında
LÉVİNAS’IN ÖLÜM, ZAMAN VE ÖTEKİ İLE HESAPLAŞMASI
En Zararlı Varlık İnsana Karşı Benim Yoldaşım Yapay Zeka
BEYOĞLU’NDA 97 ETKİNLİKLE “MUAMMER KARACA TİYATRO BAYRAMI” BAŞLIYOR!
Algoritmik Kapitalizm: Savaş, Kaos ve Düğümler
Otonom’dan Yeni Kitap: Devrimin Neşesi
21. YÜZYILIN GERÇEKLİĞİNDE SANATIN ANLAMI
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kategori: Manşet
BİR YAZ YANGINI İÇİN (ŞİİR)
ismine bakıyor ince bir ‘dil’ suyu bileğinden yakalıyor gece gemiler yalpa yalpa kederinden uzak denizlerin uğrak limanlarında gece her cam’da kaba bir sevişme sesi soyunan yaslı vücutlarıyla kırılgan kadınlar/ sana bakıyorum : her şeyi, acılı gözlerimin ay’ı bileğinden yakalıyor gece ışıl ışıl yangın yangın şehrin bütün merdivenleri burada karanlıkta bir yerde bütün iyilikler katledildi sevgili...
Kalbim çırılçıplak: Antoine Emaz şiirinde yapıcı karamsarlık
Şiirin kendisini büsbütün lirizmin yardımından mahrum bırakması, sinirleri alınmış bir yazı dandizmine yol açıyor. Antoine Emaz şiirinin yeraltı haritasını çıkarmak bu şekilde epey zor oluyor. Kendi öznelliğinin bir tezahürü olarak Emaz üslubu Fransız edebiyat çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. O, aşırı tarihselleştirilmiş donuk üsluba diyalektik olarak karşı çıkan bir yol lehine seçim yaptı. Emaz, metnin gelişiminde,...
Körebe (şiir)
Gel birlikte tutalım bu yası bu yük bana çok ağır bıktım bir başına körebe oynamaktan gözler kapalı kulaklar sağır Çekemedim denizin dibine attığım ağları düşündüm durdum ben niye bir harabeyim niye deviriyorum sıra sıra dağları her şeyim vardı oysa: devrim, aşk, telaş devrik bir sandal yosun tutmuş taş ne zaman başladı bilmiyorum ruhumdaki sıtma neden...
ANLAŞMAYAN ESTETİK
Uyumsuzluğun kendisine özgü bir kuralı ve düzensizliği vardır. Sanat belki de bütün bilinen değerleri reddetmek için var olan, ama yeni değerler üretmeyi amaçlayan bir yapıyı özler. İnkar bilinci korkusuzdur, hiçbir maddeyi önemsemez, tükenişle var oluş arasındaki ince ve korunaksız çizgiyi her an aşabilir. Nietzsche de Foucault da, Simone de Beauvoir da kalabalığın yasalarına karşı çıkarken...
SEKİZ ŞİİR
DÜNYALAR İçine girdikleri dünyada kalabildiler, sırrı bu onların. – Bir dünyaya giremeyenler ve girdiği dünyada kalamayanlar onlara kör ve sağır. Birbirlerine erişemez, birbirlerini bilemez onlar. Boşlukta cirit atıyor temassız yazgılar. DEVAM Bıraktığı yerden alabiliyor: bazen bir kaya, bazen bir dönemeç, bazen rüzgârlı bir yankı. Giden bedenin arkasından bakıyor zamana. Projektör tutuyor...
Zeytin dalı: Bir sembolün uçsuz bucaksız destanı
Hristiyanlar 28 Mart Pazar günü Palmiye’yi kutladılar. Palmiye Pazarı, bize, İsa’nın çarmıha gerilmeden önce son kez Kudüs’e girişi sırasında halkın yollara çıkıp zeytin dallarını (bir anlatıya göre palmiye) sallayarak coşkusunu gösterdiği tarihsel ânın kutlaması olarak öğretildi. Barışı, zaferi, sadakati, vefayı, ölümsüzlüğü, bolluğu, bereketi, gücü, bilgeliği, sabrı, cesareti ve dayanıklılığı sembolize eden zeytin dalı, binlerce yılın...
NE YAPTIYSAN BANA İYİ HALT ETTİN (ŞİİR)
Gömleğim yapış sırtıma kılıktan kılığa girmek istiyorum yığınla kaburgalarıma kadar yapış havadan sudan bahsederek eziyet etme denizden gökyüzünden bahset ne talimat ne de arz-talep paşa gönlümüz neyse o arkadaş şükür kavuşturana gömleğim senin dikişlerin dilimin şeritleri aynı düzeltilmemiş kırışıklıklara ilgimiz parasını denkleştiremediğimiz aynı adresler cerrahi müdahaleye ihtiyaç duyduğumuz her koşul kollarımızı kıvırdığımızda edilen o göç...
SAVURGAN DİLİMDE AÇAN SON ÇİÇEK (ŞİİR)
Suskudan melek payını aldık Benler öleyazdı hep arka odalarda Çiğler sarka sarka yıkıldı, ince duvarlara Aralık açan izler eşkâl yakacak türden, Namı değer efkâr ile palazlandık Namüstesnadır gelen geçen, biz bulutlara değmeden Sevgisizliğin yıllar önce bulunmuş kodlarından herhangi biriyle Hiç konuşmamış kadar Yeni olağana doğru koşulsuzca ilerlerken Parşömene sarılı geçmiş zaman, Boş kulvarlardan birini yine...
SANATI KİM-LER SIPITTI?
Arkadaşım yazısına, “Geçmişte veya şimdi bir şeyi bilmiyor olduğu için hiç kimseyi suçlayamayız!” diye başlayıp eklemiş, “Bilmek istemiyor! Kişi, kurum, iktidar. Özgür değil mi herkes? Hatta sanat alanından örnek verirsek, şimdiki iktidar partisi belediyelerinin ‘samimiyetle’ ve büyük paralar harcayarak neredeyse her şehre, kasabaya yaptırdığı ve zaman zaman da canı sıkılan ‘sanat teröristleri’ tarafından sıpıtılıp yatay...









