Marlene Dietrich, adı kalpte bir okşamayla başlayanın ve bir kırbaçlamayla bitenin mitidir. Ben, şahsen büyülü çekiciliğe karşı hassasım. Muhtemelen bunu burjuva çağının narsistik bir semptomu olarak değerlendiriyorum, ama, bence, beni Marlene Dietrich’e sürükleyen şey, zarafetin nezaketi, Soul, Jazz ve daha geniş anlamda Alman kültürünün derin soluğudur. Siyah elbiseler, çıplak kollar ve karanlık bir dünya tarihinin...
Son Yazılar:
Bodrum’da Fransız Rüzgarı Akdeniz Kültür Buluşmaları Bodrum’da
#eklitera Nisan Şiir Seçkisi
New York Komünü: Herkese Her Şey
METROHAN’DA “BELGIAN ART HUB: BELÇİKA-İSTANBUL SANAT KÖPRÜSÜ”
ÖTEKİ YEŞİLÇAM: KUİR MİZANSENLİ AYDEMİR AKBAŞ FİLMİ OOOH OH!
Veda mektubu (Şiir)
PAYDA (ŞİİR)
23 NİSAN ÇOCUK BAYRAMI NEW YORK BİRLEŞMİŞ MİLLETLER’DE
Meçhul (Şiir)
Kumaş Katlama Sanatı (Şiir)
Felsefenin “-e Göre” Şiiri
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
Kategori: Manşet
HİCRAN ASLAN VE OTOPORTRE
Otoportre’den Cüzler: Bir bildiğim en kalabalık sayıdır çünkü ilk yudum ağzımın itiraflarıdır… Mistik bir anlatımla; ben her şeyim, her şey de benim. Bu nedenle; bu kadar kesrete rağmen, tekim. Her sayı gibi BİR’den türedim. Türeyen ne kadar çok olursa olsun, aslında birim ve söyleyeceklerim, çok olsa da, aslında bir. Çünkü bu anlatılanlar ancak...
Gerçeküstücülüğün Serüveni ve Akademik Dogmatizm
Akademi özgür düşüncenin mezarlığıdır- demişti Ömer Uluç. Doğru ama eksik bir tespit, çünkü bilimsel, disipliner, uzmanlaşmış, depolanmış bilginin iktidarı olarak akademi aynı zamanda katil ve kurbanının mezar kazıcısı olmakta ister; her ne kadar bu suçları hiçbir zaman üstlenmeye gönüllü olmasa da… O uygar dünyanın ve onun grift iktidar ağının ona verdiği oyunu büyük söylemler,...
Kara Safra Üzerine
Bir kara safranın atımında dehşete düşüren bir saflaştırıcılık vardır. Yaşam Ölüm / Ölüm Yaşam. Vebadan olabilir ölüm ya da bir araba kazasından, bir cinayetten. Ama aslında hangisi olursa olsun vebadır o. En ilkel anlamıyla canlı olan, moleküllerinin en ince sınırlarına dek kendisini organsız yapmaya uğraşmış olan bir beden: Artaud / Elektroşok / Toplumu uyandırmak gerek....
Stefan Zweig: Beni bana geri getiren yoldaki sapmalar
Bir Şubat öğleden sonrası 60 yaşlarında adamın biri evinin yatak odasında ölü bulundu. Sırt üstü yatıyordu ve ellerini göğsünde kenetlemişti. Karısı da yanında uzanıyordu. Adam bir intihar notu bırakmıştı. Ölüm nedeni olarak polis zehirlenme tespiti yapmıştı. Bu apaçık bir intihardı. Adam 22-23 Şubat gecesi intihar etti. Anlayacağınız, Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden bir gün önce. Seksen yıl...
Kül ve Rüzgâr (Şiir)
Dar günler geçiriyorum jiletle oynayarak iğde zamanı, duygularım delik deşik, tedirgin buruşturup attığım akşamlar oluyor her sözcüğün arkasına bakıyorum harflerin arkasına, bulamıyorum meğer sen suskunluğuna gizleniyorsun. Saçlarım azaldı iyice, alnım eskidi yaşlandı sesim çok özledim haylazlığımı. Ölü bir dile çalışıyorum, olsun hiç değilse kendimle konuşurum. Birlikte sevdiğimiz kediler oldu bırak bu halk...
Suat Taşer’in Şiirlerini Okurken
Suat Taşer’in bütün şiirleri Bir Ben Bir Yokuş adıyla Ayrıntı Yayınları tarafından yayımlandı. Müjde Bilir’in yayına hazırladığı çalışma, şairin yayımlanmış Bir, 1943, Hürriyet, Merhaba, İkinci Kurtuluş, Hayret Bey’in Serüveni ve Evrendeki Ellerimiz kitaplarının yanı sıra ilk kez kitap olarak bir araya gelen şiirlerden oluşan Alçak Basınç ve son şiirlerini kapsamaktadır. Taşer, Hasan İzzettin Dinamo, Rıfat...
LAL LALEŞ: EDEBİYAT KORKUYLA YAPILMAZ
Yaptığımız bu uzun söyleşi boyunca kapsama alanında gidip geldiğimiz/tartıştığımız Kürtçe ve anadil bahsini; bu netameli alanda gıdım çekince duymadan, Türk dilinin verili durumundan (zenginliğinden) Kürt dilinin hak ettiği şekilde gövermesi / görünür olması adına karınca kararınca emeği olan Şair Lal Laleş’in çok dilli üretimleri ile gerek anadili Kürtçe gerekse de kalemi (eserleri) ziyadesiyle gelişti… Bu...
Neden Türk Sürrealizmimiz Yok- Tarihsel Bir Suikast Hikayesi
Eğer 1940’lı yıllarda Mısır’dan Kanarya Adalarına küresel olarak kök salmış Gerçeküstücülüğün ülkemizdeki tarihini araştırmak istiyorsak; bu soruşturmanın başlayacağı yer kuşkusuz neden bu topraklarda Gerçeküstücülüğün (ya da küresel ve özgün-yerel hiçbir avandgard’ın) gerçekleşemediğidir. Öncelikle, uzun yıllar boyu düşünce dünyamızın köşe başlarını (Ece Ayhan’ın deyimiyle ‘değnekçilik’ yapmış) tutmuş edebiyatçıların, eleştirmenlerin başta Gerçeküstücülük olmak üzere avandgard karşısında...
Uluslararası İlişkilerin Politik Psikolojisi Üstüne
‘Uluslararası İlişkiler’e politik psikoloji açısından bakışlar yeni değil. Hatta eskiliğin ötesinde, Soğuk Savaş döneminde bu tür bakışlar barışın ya da en azından saldırmazlığın sağlanması için işe koşuluyor. Bu bakışlarda şöyle bir yanlışa düşülmemeli: Her şey psikolojiyle açıklanamaz. Goldgeier ve Tetlock (2001) haklı olarak, psikolojinin ‘Uluslararası İlişkiler’e uygulanmasının mutlaka indirgemeci olmadığını öne sürmektedir. Bunun yerine, konuyu...









