uzandım nisanına ağ yırtığında balıkçı sudaki cinayetle ciltlerken bir sevişme risalesini yakamozuna sataştım, külledi paçavramı iğne delirdi. sonsuza dek parmak ucuma batıran hayatı kehanet gibi sun kuytuma. mesela tam yerini bilmiyorum, ama Rilke’de bir kutu yeşilini bulacak şimdi, bir kapak onu gözüne kestirecek, tam bilmiyorum, ama kaçıncı kez o metruk dilin hiç susmayan yağmurunda Lorca’dan...
Son Yazılar:
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Kategori: Manşet
ERKEN MODERN DÖNEMDE BİREYİN YÜKSELİŞİ (1450-1789)
“Yeni felsefe muğlak kıldı her şeyi Öğelerden ateş büsbütün sönüp gitti Güneşle birlikte dünya da yitirildi; ve artık hiç kimse Söyleyemiyor bize nerde arayacağız dünyayı (…) Parçalar halinde her şey, tekmil tutarlılık yitip gitti. Adil ölçü kalmadı, hiçbir şey tutmuyor birbirini.” John Donne, 1611. “…Eğer insan veya düşünen ve gözlemleyen varlık yeryüzünden kovulursa, bu etkileyici...
İÇİNDE (ŞİİR)
hayatın içinde at var, delice koşmak isteyen bir kısrak oysa kementler uçuşuyor üstümde ayıplar, günahlar boynumda tuzak, dilimde gem, kalbimde gam namlusu bana doğrulan bir silah var hayatın içinde ah! zehirli sarmaşıkta aşk var, hevesimin eli ayağı çıplak üzüm gibi topluyor masalı bağından umudu çürütür mü bu erken hasat saçımda yaz, dalımda kuş avcıdan bana...
senhiçSİZoldunmu (şiir)
aklına geldikçe bu duvardaki resme bakarak ve nüktedân ve bir acâib-ül mahlûkat ve bir ara nağme peşrev anlayanlarçün ne nadide eserlerdir bunlar KIYMET siz allâme-î CİHÂN ol-san uzun bir aradan gayri tabii peşrevi GEÇ ve akabinde YOLDA cihân OLL _____ ERKAN KARAKİRAZ’IN YORUMU Jale İris Gökçe, senhiçSİZoldunmu başlığını verdiği şiirinde, eski söyleyişlerle yeni olanaklar inşa...
vay ateşten o topukların hâline (şii)
Ateş Alpar’ın “Arzularımdan Koru Beni”fotoğraf serisinden referansla bilgi zenginliğinin gürültüye dönüştüğü bu sınırda bir topuk en çok nedir ki ten ve hafıza fobik nesneye dönüştürülen aklı aşma yeteneği her türlü ötekilik topuktan bakar dünyaya vay ateşten o topukların hâline ki Onlar’dır cehennemin kalbi tavus kuşunun kuyruğundakiler gibi gözleri vardır...
ÖYKÜYLE SALDIRMAZLIK PAKTI YAPTIK ŞUBATTA
ABULİK Pişmanlıksız, ahsız, nikâhsız gacılarla Uyluk uyluğa uyurduk vagonunda gecenin Albız tinli Ece’nin başlattığı orjiden Zifaf zakkum savrulur, carcura düşer ergen Az zozik taşımadı Sireka’nın makası Yakası açılmadık beş fıkrayla peronda Ekleziastik binip deistle istasyonda Mistikleri erotik yapan o tansiyonda Kondüktör şakasıydı kıvıl çekmek şalterden AKRABA ZİYARETLERİ AKREP ETMEZ BELKIS’IN Hiç susmadan konuşan kıvırcık, deli...
Gülmekten Öldük Vallahi…
Kabahat Annibale Caracci’nn değil ki! On altıncı yüzyılın İtalyan Rönesansı ressamları başında gelen Caracci’nin tablolarına davet ettikleri oraya gelip gülmek bize yakışmaz diyerek somurtursa, kendilerini yüzyıllar boyu seyredeceklerin içini karartmaya vazifeli olduktan sonra, ressamı ne yapsın! Caracci’nin tablolarına bak, sabahleyin ayna başında zar zor edindiğin o azıcık âzametin de yıkılsın gitsin. Caracci kahkahanın ressamı olamadı,...
VAR GİT ÖLÜM…
Her ölüm ile farklı duygular yaşıyorum, bu duygularımın analizini yapmak alışkanlık haline geldi. Bazen en beklenmedik bir anda gelen ölüm haberine verdiğim tepkiyi anımsamaya çalışırım, acaba o andaki duygularım üzüntü müdür, yoksa aynı durumun başıma geleceğini düşünmekten duyduğum korku mudur? Ölüm korkusu ile üzüntüyü karıştırıyor olabilir miyim? Ne olduğuna bir türlü karar veremiyorum. Hiç ağlamadığım ölümler...
2000’li YILLAR ŞAİRİNİ ANLAMAK GİZDEŞ YAŞANTIYI ANLAMAKTAN GEÇER
Allen Ginsberg, üç çeşit ‘dil’ olduğunu söyler. Şaire göre eleştirmenin ‘dil’i, her zaman okurun ‘dil’ini yönlendirir ve dışlar. Bu, aynı zamanda kendisini bir sanatçı olarak gören şairin yapıtına müdahaleyi kabullenemeyişidir ki, şairin kendisini sanatçı olarak görüşü de ideolojisinin bir sonucudur. Şairin habitusunu dolayısıyla ethosu etkileyen faktör, şairin dünya şairliği ile olan ilişkisidir. Habitus ile ethos...
PROTESTO YILLIKLARI
1500 ‘lerden itibaren aydınlanmacı yazarlar dünyanın tam bir haritası çıkarılamadığı, ortak küresel bir kültür, bilgi birikimi oluşturulamadığı koşullarda dünyanın uzak ve gizil köşelerine düşsel seyahatler düzenlediler. Bu tip yapıtlar düş ufkunu açan bir serüven yazını yaratıyor ve yazarlarının gönlündeki felsefi, dinsel, toplumsal görüşleri aktarmalarını sağlıyordu. Pusulanın keşfi, uzun ve zorlu yolculuklara dayanıklı gemilerin yapımı ile...









