Genellikle şiir sözcüğü bizi yıllar boyunca yeryüzünden gökyüzüne doğru bir yolculuğa çağırdı. Gökyüzünde, insanın tüm niteliklerinin açığa çıkabileceği başka bir hakikat dünyası mevcuttu ve şiir oralarda geziniyordu. Ya da öyle bir şeyin olduğu söyleniyordu: Bilginin, duygunun, sezginin, arzunun, tutkunun, aklın, hazzın, ahlâkın ve tüm bunların toplandığı bir özgürlük alanı… O alanda uzun zaman, ayağımızı bastığımız...
Son Yazılar:
Serdar Koçak’ın Dilinde Egemenlik, Aidiyet ve Özgürlüğün İmkânsız Anatomisi
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Ana Sayfa
Emre Zeytinoğlu
Yazar: Emre Zeytinoğlu
Argun Okumuşoğlu’nun “Bozulmuş Şifreler”i
Nesneler insanın dışındadır, onlar her yerde insan tarafından keşfedilmeyi ve anlamlandırılmayı bekler. Doğaya ait nesneler vardır; bunların tümü evrenin birer aslî parçacığı olduğundan, kendi hakikatlerini içlerinde barındırırlar. Öyleyse o doğa nesneleri bir yandan duyulara, öte yandan da hakikati düşünebilecek bir akla gereksinim duyar. Örneğin Yunan kültürüne ait mitolojiler, insanın doğrudan doğa nesneleriyle ile baş başa...

