Chuck Palahniuk, hiç tartışmasız, günümüz edebiyat âleminin en usta kalemlerinden biri. Çağdaş edebiyatın ayrıksı yazarlar klasmanında yer tutan Palahniuk, modern toplum yapısının bireyleri sürüklediği nevrotik ruh halini ifade etmekte ziyadesiyle yetenekli. Dövüş Kulübü’nden Tıkanma’ya, Tekinsiz’den Gösteri Peygamberi’ne bütün romanlarında, tüketim toplumu normlarına, hâkim kültürel kodlara karşı siyaseten doğruculuk yaklaşımının yakınından bile geçmediği yaratıcı isyanlar kurgulamasıyla...
Son Yazılar:
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Gözleri İki Pankart! (Şiir)
ŞAMDANLARI DONATINCA (ŞİİR)
EDİP CANSEVER ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR OKUMA
Yanılgı Lekesi (Şiir)
SÖYLEŞİRKEN BİR ŞAİR DOSTLA (ŞİİR)
Stefan Zweig ve Viyana
Kategori: Litera
Dersu Uzala: Adnan Özyalçıner
Hepimiz biliriz Akira Kurosava’nın unutulmaz filmi Dersu Uzala‘yı… Yalnız avcının yaşlandıkça doğa ile kurduğu dostluğun, ona duyduğu büyük tutkunun altında aslında nasıl bir var olma mücadelesinin yattığını gösteriyordu bize Kurosawa. Tek taraflı bir dostluk ve adanıştır bu. Doğanın avcıdan böyle bir talebi yoktur; Dersu ona gelmiştir. Yalnızlığın ve doğaya adanışın gerektirdiği koşulları bedeninde taşıdıkça bir...
TEZEK SIVALI EVLERDEN CUMHURİYET AYDINLIĞINA
Aslında felsefe serisine devam edecektim. Ancak kısa bir ara vererek bu yazıyı yazmak istedim, sebebi hem Cumhuriyet Bayramı hem de Ahmet Hâşim’in 3 Eylül 1919 tarihinde yazdığı bir mektup. Bu mektuba girmeden önce, ilk gençlik yıllarımda üzerimde çok tesir bırakan iki eserden söz etmek istiyorum: “Yaban” ve “Zeytindağı”. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” romanını okumayanlar için...
Hakikat Kimin?
“İnsan, merak eden bir yaratıktır” Sokrates Hakikat, kelimesini ağzından düşürmeyen insan var mı şu dünyada? Ne menem bir şeymiş şu hakikat? Bu sorunun cevabını her halde hiçbir zaman bilemeyeceğiz gibi görünüyor. Çünkü bize verilmiş belirli bir tarifi yok. Hem olsa da ne düşünecektik onun hakkında. Kuşkusuz ipe sapa gelmeyen fikirler üretip duracaktık. Çünkü insanız, yerimizde...
Friedrich Schiller, ‘İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar’ ve Ahlaklı Bir Uygarlık Arayışı
Dünyayı güzellik kurtaracak Bir insanı sevmekle başlayacak her şey Sait Faik Friedrich Schiller’in İnsanın Estetik Eğitimi Üzerine Mektuplar’ı kısa hayatına sığdırıp yarattığı ve her biri kendi başına klasik olan eserlerinden birisidir. Goethe’ye 1795 yılının daha ikinci gününde yazdığı bir mektupta eseri bitirdiğini duyuruyor. Şöyle diyor Schiller 2 Ocak 1795 tarihli mektupta: “Büyük bir enerji ile...
SON GÖRÜŞ’E BİR BAKIŞ
” Her zaman şair ol, düzyazı da bile.” der Veysel Çolak. Bu sözü en fazla doğrulayan şairlerden biridir Levent Karataş. 1972 yılında ” anı fabrikam ” dediği Kars’ta doğdu. Karataş’ın şiirleri de bir doğu kentine benzer. Dizesini esirgemez hak edene. Dağlı bir duyuşla, sert vuruşlarla örer şiirini. Gün yüzü görmemiş biçim ve imgelerle örgütlenen şiir...
Boğanın ve Arabın İntikamı…
Mihran Boyacıyan, 1912’de Shakespeare’nin eseri Othello’yu Türkçeye çevirdi. Sahnelenen bu oyunun başlığı pek hoştur: ¨Arabın İntikamı¨ Ne vakit İstanbul’un Kadıköyü’ndeki Altıyol mevkiinden geçsem, orada, Belediyenin res’en kararıyla ikâmete memur edilmiş Boğa’yı Shakespeare’in karakteri Venedikli Arap Othello’ya benzetirim; biri siyahî ötekisi bronz karalığındadır. Sanki Othello gibi Boğa da bir gün kurgulandığı yerden hayatın içine karışacak ve...
Teos’ta Bilge Bir Ağacın Altında
Tatilde gittiğim yerin müze ve varsa antik kentlerini ziyaret etmeyi severim. Bu yaz Knidos, Milet ve Teos antik kentlerini tekrardan görme fırsatı buldum. Adını saydığım antik kentleri gezi yazısı gibi size anlatacak değilim. Meramım başka. Teos antik kentinde öteden beri beni etkileyen en önemli yapı oradaki meclis binası, tiyatro vs. değil, kentin bütününe yayılmış olan...
Moaz’ın Fokstrot’u: Kolonyalizmin Evrenbilimine Giriş
Fokstrot, bir danstır –yalnız diğer danslardan farklı. Sözgelimi vals, burjuva belle époque’ünün başlangıcının meşru bir epizodudur, Kissinger’in modern diplomasinin ilk tarihi kabul ettiği Viyana kongresinin (1815) aylak balolarında sergilenen klasik bir “hexis”tir: Dinamik bir uzlaşıyı temsiller, bir anlamda uyuşuk ve göz alıcıdır, yapılaşmış arzu ekonomisinin aylak sınıf katmanını gözetir ve korur. Buna karşılık fokstrot, bu...
Kaybolan Eşyanın Peşinde*
Dün güneş gözlüğümü kaybettim. Yoksa bir gün evveli miydi; hatırlayamıyorum. Zaten nasıl kaybettiğimi, nerede yitirdiğimi de hiç hatırlayamıyorum; beni çileden çıkaran tam da bu! Dün kaybettiğim gözlük, sadece güneşe karşı duyarlı bir mercek değil, aynı zamanda numaralı bir reçeteye aittir; cüzdan yakan cinsten bir şeydi. Hakiki olmayan deri taklidi bir muhafaza içinde saklıyor, gündelik kullandığım...









