* sarhoş bir serçe bana yol gösteriyor yağmur altında * yavru kediler geziniyor dünyayı güneşli yolda * eski bir dost ya konuşmaya gerek yok karga ile çınar * bir umut gibi kanatlı bir gölge geçti düşler uyandı * çıkmak isterken düşüyor kaplumbağa eski havuza * havuzda telaş şimşek gibi yüzüyor bir kaplumbağa * -Fatma...
Son Yazılar:
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Kategori: Litera
Maviden (Öykü)
Küçük sandalın yarı çürümüş omur yumrularına tutturulmuş, birbirinden ayrık farş gövde tahtalarının üzerine kıvrılmadan önce, tersane çıkması çöpçü ceketimi katlayarak yastık yaptım. Uzandım. İki elimi başımın altına koyup yıldızları seyre daldım. Bir yıldız kaydı. Dilekte bulundum, çakmak çakmak oldu gözlerim. Ellerimi başımın altından kurtararak, uçan bir kelebeği yakalamak istercesine karanlığın içinde gezdirdim. Çizgiler oluştu karanlık...
Maviden (Öykü)
Küçük sandalın yarı çürümüş omur yumrularına tutturulmuş, birbirinden ayrık farş gövde tahtalarının üzerine kıvrılmadan önce, tersane çıkması çöpçü ceketimi katlayarak yastık yaptım. Uzandım. İki elimi başımın altına koyup yıldızları seyre daldım. Bir yıldız kaydı. Dilekte bulundum, çakmak çakmak oldu gözlerim. Ellerimi başımın altından kurtararak, uçan bir kelebeği yakalamak istercesine karanlığın içinde gezdirdim. Çizgiler oluştu karanlık...
Şarkhan’daki Kutular (Öykü)
Anlatacaklarım, hiçbir gerçek olaydan bulmamıştır esinini; çünkü hiçbir olay gerçek değildir. Olay denilen şey, akılsız başın ayaklarına çektirdiği cezayla birinci dereceden akrabadır. Yaşanır yaşanmaz; orası ayrı ve ilgi alanıma girmiyor. Gerçek ise duymadadır, siz onu nasıl duyarsanız öyle yanılırsınız. Tahtakale’yi severim, sevmek için sebep aramadığım yerlerdendir. Bilirsiniz bazı yerler kişiye özeldir, hiçbir somut bağa gerek...
KUMSAL (Şiir)
Denize dönen bir burun batıda içbükey profili, rüzgârın eğip büktüğü alıç ağaçlarından bir peruka Biz ayaklarımızla dibe dokunabiliriz hâlâ bakabiliriz hâlâ incilerle süslü iri ayaklarımıza izleri şimdiden silen kumu hâlâ duyumsayabiliriz akıntıyla titreşip salınan uzun ince yosunlar biraz daha derinlere batıyoruz ama derin olunmuyor yalnız ondan söz açarak sığlık yerler biraz daha...
SİNAN SERTEL ANISINA
Bu dünyadan bir Sinan geçti. Bu cümle kalıbını kullanırdı sevdiği ama artık hayatta olmayan, bu dünyaya iz bırakmış sanatçıların şarkılarını paylaşırken. Cümledeki özne hep değişirdi ancak bu kalıp değişmezdi. Bu dünyadan gelip geçmiş o insanların kendisine bir şekilde dokunmuş olmalarından dolayı şanslı hissetme şekliydi belki de bu. Tıpkı şimdi onu sevenlerin hissettiği iyi ki tanımışım...
SİNAN SERTEL ANISINA
Bu dünyadan bir Sinan geçti. Bu cümle kalıbını kullanırdı sevdiği ama artık hayatta olmayan, bu dünyaya iz bırakmış sanatçıların şarkılarını paylaşırken. Cümledeki özne hep değişirdi ancak bu kalıp değişmezdi. Bu dünyadan gelip geçmiş o insanların kendisine bir şekilde dokunmuş olmalarından dolayı şanslı hissetme şekliydi belki de bu. Tıpkı şimdi onu sevenlerin hissettiği iyi ki tanımışım...
Ona Yaşadığımı Söyle (Şiir)
(Mektup I.) Boş sayfalar başlangıcın coşkusudur Beyaz renkte boş sayfalar değil Lordun parşömen kâğıdı önünde -henüz divitini hokkasına dokundurmadan- İskoç Lady’sinin yüzünü düşünerek- havada tuttuğu divitini hokkasına daldırdığı ve mürekkebi fularına sıçrattığı- coşkulu-delişmen-gençlik yelleriyle, sözlerine başladığı andaki tebessümü kadar; derin bir aşkla başlıyorum mektubuma… Boşver eğleniyoruz di mi? Amma yaralanıyorum ya u amma yaralanmışım...
“Lagün Dertlenmesi” ve Başka Şiirler
Charles Wright Şiirleri, Sessiz Kuşak ve Küçük Bir Not ABD’nin en önemli şairlerinden Charles Wright’ın Türkçeye çevirdiğim beş şiiri geçen haftalarda Cumhuriyet Kitap ekinde, Şiir Atlası sayfasında yayımlandı. Bu şiirlerin içinde daha önce Sayın Cevat Çapan Hoca tarafından çevrilmiş bir şiirin, Sessiz Kuşak’ın olduğunu şiiri çevirdikten sonra fark ettim. Çevirdiğim diğer şiirlerle birlikte Sessiz Kuşak...
Seçim Sabahı (Öykü)
Pazar sabahı erken uyandım. Seçim günüydü, ülkemiz bir dönüm noktasındaydı. Normal şartlarda, dönüm veya kalım fark etmeksizin; seçimdir, yol ayrımıdır, pek ırgalamazdı beni. O kadar erken uyanmamın elbet kişisel bir sebebi vardı. Görevlendirilmiştim! Görev almak için can atmamama, bir başvuru yapmamama rağmen… Gideyim dedim. Ne olacak? Nedir yani? Deneyimdir. Alt tarafı iki insan görürüm! Tabi,...







