Yağma Sofrası Bu sofracık, efendiler –ki bekler yutulmayı Huzurunuzda titriyor –şu ulusun hayatıdır Ulusun ki acılı, ulusun ki eşiğinde ölümün! Ama sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır… Yiyin, efendiler yiyin; bu doyumsuz sofra sizin, Doyuncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin! Efendiler pek açsınız besbelli yüzünüzden; Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir? Şu doyumcu sofra,...
Son Yazılar:
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Kategori: Litera
GENİŞ ZAMANDA BİR MEKȂN
Elimde iki fotoğraf var: ikisi de aynı ana, aynı mekâna ait, sadece özneler değişmiş. Birinde ben, diğerinde genç bir adam, kameraya utangaç bir edayla gülümseyerek poz vermişiz. O günler selfie yapmayı akıl edemediğimiz için olsa gerek, muhtemelen karşılıklı oturduğumuz masada, kamera el değiştirmiş, birbirimizi fotoğraflamışız. Benim dirseğimi dayadığım demir parmaklık, onun ellerini üstünde kavuşturduğu küçük...
BİR AĞAÇ GÖRDÜM (ŞİİRLER)
Edith Södergran 1892 yılında St. Petersburg’da doğdu. Ailesi o zamanlar çarlık Rusyası’na bağlı bir prenslik olan Finlandiya’da yaşayan İsveçli azınlığa mensuptu. Södergran’ın şiiri yaşadığı dönemin şiiri olmakla birlikte, aynı zamanda değişik kültürlerin bir arada yaşadığı bir ortamın da ürünüdür. Södergran’ın İsveç şiirinde yeni bir çığır açması tesadüf değildi. St. Petersburg’da okula giden, bu metropolde büyüyen...
“HERCÜMERÇ-MİNİMAL METİNLER”
Yazar Metin Aydın, bir yıl evvel ki “Bisturi – Huzursuz Metinler” (2018, Kaos Çocuk Parkı Yayınları) kitabından sonra bu sefer de “hercümerç- minimal metinler” (2019, İmleç Kitap) ile karşımıza çıkıyor. Metin Aydın’ın ilk kitabı olan “Biblo Hayat”( Babil Yayınları, 2010) yayımlandı, ardından “üryan” (2016, Lethe Yayınları), adlı kitabı ile okurlarıyla buluştu. Metin Aydın, minimal metinlerde;...
EDEBİYATTA ÖVGÜ VE YERGİNİN SINIRI
Eleştiri dünyamız, okuma alışkanlıklarımız ve okur olarak sanatçıya-esere dönük yaklaşımımız, bugün dahi, geçmişten devraldığı fanatikçe tarafgir olma, son derece öznel bir yan tutma ya da karşıtını bütünüyle yok sayma fiilinin çok ötesine geçmiş görünmüyor. Eleştiri ve okuma edimlerimizin ‘nesne’sine yorumsal yaklaşımlarda bulunurken bu denli ölçüsüzlüğünün sınırlandırması gerektiği aşikârdır. Gülünç yergiler ve nesnesinden uzak kişisel, hamasi...
Küçük İskender’e karşı sorumluluğumuz
Şairimizi kaybetmenin üzüntüsündeyiz. Belli ki yasımız bir süre daha, şiirlere kendimizi verinceye dek sürecek gibi. Çünkü benzersiz bir şairi yitirdik. Çünkü ilkleri başaran bir şairi yitirdik. Çünkü şairliğe karşı duran şairi yitirdik. K. İskender için şiir ve düzyazı amaç değil bir araçtı. O sanattan daha önemli şeylerin varlığını gördü. K. İskender önce hayat diyenler kuşağında...
HER ŞEY ÇOK DAĞINIK: YAVUZ ÖZKAN’SIZLIK
Dünya’dan gittiğiniz günden beri, kalbim ağrıyor. Hayattan bu kaçıncı sekişim, bilmiyorum. Hala nasıl yaşıyorum, onu da bilmiyorum. Nasıl bir güç varsa bu köhne kalbimde… Bu halde beni görseydiniz, çok kızardınız. “Boşuna izlemişsin filmlerimi, seninle konuşarak nefesimi gereksiz tüketmişim” derdiniz. Bundan eminim. O çünkü, Yavuz Özkan’dı. Güçlüydü, çok güçlüydü. Güçlü olmanın ne demek olduğunu, bana öğretendi....
seranat (şiir)
bir şey söyleyeceğim amakınama beniçünkü ertelenen her düşkaçırır uykuyu ne istiyorsun bendenperdelerdengücüm yetmiyorörtmeye geceyi ıssız dudaklarımdaseni sevmek için ihtiyacım var şimdidaha çok sözcüğe yoksa öldürebilir benigölgenle aramdaki bu mesafe Resim: Utku Varlık
ZAMAN MEFHUMU
Yıllardır görüşmediğim bir arkadaşımla altı yılın ardından buluşmak için sözleştik. Öğlen 12’ye 10 kala arkadaşımla yazıştım ve 1 saat sonra buluşma yerine geleceğini, yolda olduğunu belirtti. İşlerimi o buluşmadan sonra devam etmek üzere ertelemiştim, beklemekten başka yapacak bir işim yoktu. Hem altı yıldır görmediğim arkadaşımı görecek olmanın heyecanı hem de bir iş yapmadan beklemenin sıkıcılığı...
Bekleme odası
Yorgun atlar duruyor şehrin üstünde, bir hikaye besteliyorlar mırıldanıp üstümüzde bir şeyler olmalı bir şeyler yaşanmalı bir şeylerin anlamsızlığı ile. Her şeyi yok etmeden önceydi, kalbimdeki radyo cızırtsını düzeltmeden önce, doğru frekansı kaybettikten hemen sonra. Televizyonların salya sümük taklit yapıp asıllarını becerdiği günlerdi. Seni özlüyor olmamın garip olmadığı geceler ve şikayet iniltileri. Kozmik blues, uzay...









