Bazen bir kitabı okumaya başladığınızda, bir başka kitabı çağırdığını hissedersiniz. Güray Öz’ün denemelerinden oluşan “Hâlâ Şafakta Geliyorlar Angela” ve şiir kitabı “kurumuş gül ağacı”nı okurken de böyle oldu. Hem sürgünü, hem mahpusluğu görmüş Öz’ün kitapları, Edward Said’in “Entelektüel”’ini çağırdı. Çünkü Öz, deneme kaleme alırken de, şiirlerini yazarken de entelektüelin bitimsiz işlevi olan hakikat arayışından vazgeçmiyordu....
Son Yazılar:
Elliler Apartmanı: Öykünün ve Şiirin Yeniden İnşası Üzerine
Hasan Sarıtaş Gallery Sergi: COMMON GROUND
Sanat ve Ölümsüzlük Arzusu: Gılgamış Destanı Üzerine Felsefi Bir Deneme
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Kazananları Belli Oldu
Teknofeodalizm: Kapitalizmi Öldüren Neydi?
Çatışan Laiklik Anlayışları Arasında Daralan Laiklik Ufku
Aşı Yarası
Odysseus ve Sisyphos’un “Korkunç İşkence”si
TOMITA: BİR JAPON MÜZİK DEHASI
TÜRK SANAT PİYASASINDA ELEŞTİRİNİN ÖLÜMÜ
YAPAY ZEKA FİLM YAPIMLARINDA
Frank Zappa: Sosyo-Politik Hicvin Bestecisi
TEKNİĞİN GÖLGESİNDE RUH ARAYIŞI: YARATICILIKSIZ SANATÇILIK
Doğanın Kanı, Şairin Mürekkebi: Kökler ve Kemikler
Hayatın Kıyısında Durmak: Erdost Akbaba’nın Neredeyse Romanı
Bodrum Golf Club’ta Ayla Turan ve Kemal Tufan’ın Heykel Sergisi Sanatseverlerle Buluştu.
EKSANAT 3. Seçki Çıktı!
Nizameddin Pirinççioğlu: Fotoğraf, Mezopotamya’nın Hafızasını Geleceğe Taşıyan Bir Tanıklıktır
Nihat Özdal’ın Bulut / Haiku Kitabı
Kategori: Litera
Haiku’şlar (Şiir)
* sarhoş bir serçe bana yol gösteriyor yağmur altında * yavru kediler geziniyor dünyayı güneşli yolda * eski bir dost ya konuşmaya gerek yok karga ile çınar * bir umut gibi kanatlı bir gölge geçti düşler uyandı * çıkmak isterken düşüyor kaplumbağa eski havuza * havuzda telaş şimşek gibi yüzüyor bir kaplumbağa * -Fatma...
Maviden (Öykü)
Küçük sandalın yarı çürümüş omur yumrularına tutturulmuş, birbirinden ayrık farş gövde tahtalarının üzerine kıvrılmadan önce, tersane çıkması çöpçü ceketimi katlayarak yastık yaptım. Uzandım. İki elimi başımın altına koyup yıldızları seyre daldım. Bir yıldız kaydı. Dilekte bulundum, çakmak çakmak oldu gözlerim. Ellerimi başımın altından kurtararak, uçan bir kelebeği yakalamak istercesine karanlığın içinde gezdirdim. Çizgiler oluştu karanlık...
Maviden (Öykü)
Küçük sandalın yarı çürümüş omur yumrularına tutturulmuş, birbirinden ayrık farş gövde tahtalarının üzerine kıvrılmadan önce, tersane çıkması çöpçü ceketimi katlayarak yastık yaptım. Uzandım. İki elimi başımın altına koyup yıldızları seyre daldım. Bir yıldız kaydı. Dilekte bulundum, çakmak çakmak oldu gözlerim. Ellerimi başımın altından kurtararak, uçan bir kelebeği yakalamak istercesine karanlığın içinde gezdirdim. Çizgiler oluştu karanlık...
Şarkhan’daki Kutular (Öykü)
Anlatacaklarım, hiçbir gerçek olaydan bulmamıştır esinini; çünkü hiçbir olay gerçek değildir. Olay denilen şey, akılsız başın ayaklarına çektirdiği cezayla birinci dereceden akrabadır. Yaşanır yaşanmaz; orası ayrı ve ilgi alanıma girmiyor. Gerçek ise duymadadır, siz onu nasıl duyarsanız öyle yanılırsınız. Tahtakale’yi severim, sevmek için sebep aramadığım yerlerdendir. Bilirsiniz bazı yerler kişiye özeldir, hiçbir somut bağa gerek...
KUMSAL (Şiir)
Denize dönen bir burun batıda içbükey profili, rüzgârın eğip büktüğü alıç ağaçlarından bir peruka Biz ayaklarımızla dibe dokunabiliriz hâlâ bakabiliriz hâlâ incilerle süslü iri ayaklarımıza izleri şimdiden silen kumu hâlâ duyumsayabiliriz akıntıyla titreşip salınan uzun ince yosunlar biraz daha derinlere batıyoruz ama derin olunmuyor yalnız ondan söz açarak sığlık yerler biraz daha...
SİNAN SERTEL ANISINA
Bu dünyadan bir Sinan geçti. Bu cümle kalıbını kullanırdı sevdiği ama artık hayatta olmayan, bu dünyaya iz bırakmış sanatçıların şarkılarını paylaşırken. Cümledeki özne hep değişirdi ancak bu kalıp değişmezdi. Bu dünyadan gelip geçmiş o insanların kendisine bir şekilde dokunmuş olmalarından dolayı şanslı hissetme şekliydi belki de bu. Tıpkı şimdi onu sevenlerin hissettiği iyi ki tanımışım...
SİNAN SERTEL ANISINA
Bu dünyadan bir Sinan geçti. Bu cümle kalıbını kullanırdı sevdiği ama artık hayatta olmayan, bu dünyaya iz bırakmış sanatçıların şarkılarını paylaşırken. Cümledeki özne hep değişirdi ancak bu kalıp değişmezdi. Bu dünyadan gelip geçmiş o insanların kendisine bir şekilde dokunmuş olmalarından dolayı şanslı hissetme şekliydi belki de bu. Tıpkı şimdi onu sevenlerin hissettiği iyi ki tanımışım...
Ona Yaşadığımı Söyle (Şiir)
(Mektup I.) Boş sayfalar başlangıcın coşkusudur Beyaz renkte boş sayfalar değil Lordun parşömen kâğıdı önünde -henüz divitini hokkasına dokundurmadan- İskoç Lady’sinin yüzünü düşünerek- havada tuttuğu divitini hokkasına daldırdığı ve mürekkebi fularına sıçrattığı- coşkulu-delişmen-gençlik yelleriyle, sözlerine başladığı andaki tebessümü kadar; derin bir aşkla başlıyorum mektubuma… Boşver eğleniyoruz di mi? Amma yaralanıyorum ya u amma yaralanmışım...
“Lagün Dertlenmesi” ve Başka Şiirler
Charles Wright Şiirleri, Sessiz Kuşak ve Küçük Bir Not ABD’nin en önemli şairlerinden Charles Wright’ın Türkçeye çevirdiğim beş şiiri geçen haftalarda Cumhuriyet Kitap ekinde, Şiir Atlası sayfasında yayımlandı. Bu şiirlerin içinde daha önce Sayın Cevat Çapan Hoca tarafından çevrilmiş bir şiirin, Sessiz Kuşak’ın olduğunu şiiri çevirdikten sonra fark ettim. Çevirdiğim diğer şiirlerle birlikte Sessiz Kuşak...







