“Yarattığımız ve yaratıldığımız bir dünyada yaşıyoruz. Ben yarattığım dünyada yaşıyorum. ” Yaşar Kemal Adam çay içiyor yanı başında semaveri Fokur da fokur.. fokur da fokur.. Kadın çok uzaklarda Olsun bir yudum da ona Çocuksa adamın tek gözünde Gülüyor hep fıkır da fıkır.. fıkır da fıkır.. Adam dünyayı görüyor Yoksulu, ırgatı, martıyı.. Nasıl görmek gerekse...
Son Yazılar:
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Barnett Newman’ın Devrimi
Beat kuşağı ve Beatnikler hakkında 10 film
Osmanlı’da Bayramın Zarafeti: Bir Kartpostalın Anlattıkları
Göğün Altında (Şiir)
Bir Tiyatro Mirası: Antonin Artaud ve Bali Tiyatrosu
SENDEN YANA
BESBELLİ (ŞİİR)
Döngü (Şiir)
Leyla Qasim’a (Şiir)
Işıkla Yazan Yaprak: Işıkla Yazılan Fotoğraf
FİKRET MUALLA’NIN FİLMİNİ ÇEKMEK VE ANILAR…
Galeri Kev’den Yeni Sergi: Fırat Altındal-Yapısöküm
John Ruskin’in Eseri Modern Düşünce ve Yaşama Etkisi – V
cenneti gördüm (şiir)
Gözleri İki Pankart! (Şiir)
ŞAMDANLARI DONATINCA (ŞİİR)
EDİP CANSEVER ŞİİRLERİ ÜZERİNE BİR OKUMA
Yanılgı Lekesi (Şiir)
Kategori: Litera
“Kara Kitap”ın anatomisi ve kendi olmak
Bilindiği gibi Türkiye’de postmodern edebiyatın en iddialı ve popüler romanı, Orhan Pamuk’un Kara Kitap’ıdır. Kitap piyasaya çıktığı 90’lı yıllarda çok tartışıldı. Sert eleştiriler yapıldığı gibi, temel iletisi ve ideolojik arka planı bilinerek veya bilinmeyerek bir çok olumlu, “heyecan verici” tepkiler aldı. Kitabın genel olarak “yeni”, “ilginç”, “başarılı” bir yapıt olarak değerlendirilmesi, dönemin ruh hali, yaşanan...
Karadelik (Şiir)
Hiç gitmediğimiz yerlerinde dünyanın gecelerin ve su kokulu sabahların nasıl başladığını bilirdik. Gözlemevlerinden tüm gökadaları izlerdik evrendeki ve yalnızca gördüğümüzü söylerdik. Çoktan gitmişti oysa at sürüleri basarak aruz vezninde gelinciklere ırmakları gürül gürül geçerek ve bir kez olsun değmeden ellerimiz. Sahi… neye değdi bizim ellerimiz neyi kokladık neleri gördük on bin yılın uğultusu değil mi...
KORKU: QUARTER 1 (Öykü)
O şehirde geçirdiğim üçüncü günün akşamı erkenden eve dönmek istedim. Çok yorgundum. Ellerim onlarca yeri daha yeni işaretlemiş, haritada çizilmedik yer kalmamış da olsa hâlâ kuytuları hummalı bakışlarla arıyordum, ama ayaklarımda dermanı kalmamıştı. Basit bir ikna oluş için bu sözcükler yetti. Kalbimi ikna etmiştim: Dermanım yok. Akşam saat 6’da, bir Mayıs 14’ünde, Ay’ın on dördünün...
Sağaltım yalanlarına öfke: Karaçam Ormanı’nda ve Bataklık
Kendisine layık olmasa da, Ozan K. için. Bilinçaltından doğmamış, en azından başlangıç noktasını o tekinsiz bölgeden çıkarıp oluşturmamış hiçbir kurgusal metne güvenmemeliyiz. Yoksa yazanın matematiksel ince hesaplarının gölgesinde bize sayfaları çevirmeye devam edelim diye tasarlanmış cümleleri takip etmekten başka bir şey yapmadığımız edilgen bir okuma edimine mahkûm oluruz. Şiir ile öyküde böylesi ince ince örülmüş,...
Üzünçlü Günler (Şiir)
Üzünçlü Günler Yaslı günler, üzünçlü günler, kış gibidirler, bunlar da gelip geçer. Hiç takmayalım kafaya, bir sonu var bunların da, bunlar da gelip geçer. En sancılı kederlerimiz hep bizle kalacak değil ya, bütün o dertlerimiz, Sırada bekleyenler nasıl beklerse biz de bekleriz, bunlar da gelip geçer. Halkların, mazlumların başına çöreklenmiş tüm o baskılar, ağular, belalar,...
KIRMIZI ÇAKMAK
Hepi topu kırmızı bir çakmak! Dışarı çıksan; herhangi birinde, tekel büfede, sokakta, satıcı çocukta… bulabileceğim herhangi kırmızı bir çakmak. Bu öylesine değil ama, öylesine değil bu, değil bu öylesine. Bir daha aynısını bulamayacğım bir şey bu. Bir daha asla bende bir şey unutmayacak olmanı hatırlatan, yanmayan çakmak. Bende unutup yokluğunun asla farkına varmayacağın,tıpkı artık yokluğumu...
Adnan Bey ve Ulus Devlete Giden Yol
“… Bir tek adamın devlet olduğu memleketlerde küçük evlerin kapısında gece ve polis hizmetçi Şefika için de korkunçtur” Üç İstanbul- Midhat Cemal Kuntay. Benzer fikirlere sahip olduğum insanların olduğu meclislerde tartışma öncesi meşhur bir girizgah cümlesi var şöyle deriz;” Kendime ilk defa ne zaman Türk dediğimi pek hatırlamıyorum” Bu söz, bütünleştiği insanın artık öldüğünü kabul...
Yaban (Şiir)
Dudaklarının yarasından büyüyorum bu bahar Öpsen kanayacağım gamzelerine Katlanmıyor ek yerlerinden yaşam haritaları Kendinden daha kırık bir gül taşıyor kuvars Çok ağlamaktan konuşamadığımız doğrudur Çok sevildiğimizden bütün yalnızlığımız Acıyla hemcins bir aşk yaşayacağız, avuntu zarflarla Sona kalan çizik, kaybolan gövdenin hikâyesi Bakışım, baş başa kaldığımız bir elmasın üzerinde Keskinleşiyoruz; gençlik gibi çıplak! Kırdığım yakamozlar bekliyor...
W.B. Bayrıl: Şairin Dünyasında Tinsel Yakarış
W.B. Bayrıl Şiirinde Postmodern Tefekkür ve Tahammüller Işığında Bir Arkeolojik deneme Vural Bahadır Bayrıl son yazdığı şiir kitabı “Elmas Sıkıntı”sıyla birlikte isminin ilk harfini değiştirerek “W. B. Bayrıl” kullanmış ve bazı çevrelerce ölçüsüz denilebilecek eleştirilere muhatap kılınmıştı. Oysa bu tercih bir ironi olduğu kadar sanırım bir tavrı da içeriyordu. İroni; “büyük şairlerin” yalnız Batı’yla sınırlı...









