Ana Sayfa Litera

Kategori: Litera

Yazı
İngilize Savaş Kılavuzu

İngilize Savaş Kılavuzu

İkinci Dünya Savaşının pek çok veçhesi ve çehresi var. Neresinden tutarsanız üzerine söylenecek şey bulursunuz. İsterseniz, mesela, çocuk pedagojisini bu savaşa bağlayabilir, dilerseniz terzilik sanatı ve İngiliz kumaşı meselesini dahi ilintilendirirsiniz; kim ne karışır, yazmaya bağlıdır… Diyelim ki, geçenlerde 75.yıldönümü kutlanmış, D-Day adıyla bilinen Normandiya Çıkartmasının Hollywood Sinemasına uzanan etkisini bile uzun uzadıya ele alması...

Yazı
Coğrafya Ya Da Olmayanın Dersi

Coğrafya Ya Da Olmayanın Dersi

Rüzgâr, masamın üstündekileri uçurmasaydı, ağaçların dallarına aklımı vurmasaydı eğer, sana içinden hiç geçmediğimiz yazıdan bahsedecektim; alında, pencere buğusunda, herhangi birinin günlüğünde, duvarda, mukadderat diye geçiştirilip üzerinde durulmayanda ya da, ama içinde olmadığımız yazıdan bahsedecektim sana. Gözlerine denk düşmedikçe, sana dokunmadıkça, silinen yazıdan. Aramızdaki uzaklık büyüdükçe başkalarına biriktiğin kelimelerle, içinde olduğun cümlelerden de bahsedecektim. Adının geçtiği...

Yazı
Evcil (Şiir)

Evcil (Şiir)

Bırakıp beni gidişini hatırlamıyorum. Uzak uzak uzak bu dağ yamacına kadar susmanı, Yıldızların uğultusunu, öğrenememiştim henüz. Ormanın arzusundan kendine kıyan bulutların, kirli bir derede yüzen kuşların, gökyüzünü unuttuğunu bilmiyordum. Şubat günlerinden kopup gelen çığın canımı bağışlamasını, Titreye titreye sığındığım ve durmadan seni anlattığım mağaranın, yalnızlığımı alışını yaşamamıştım. “Umut etmek için unutmak gerek” dedi her şeyi...

Yazı
MAHPUS ŞAİR VE YAZAR GÜRAY ÖZ’ÜN METİNLERİNE PALİMPSESTVARİ BİR DOKUNUŞ

MAHPUS ŞAİR VE YAZAR GÜRAY ÖZ’ÜN METİNLERİNE PALİMPSESTVARİ BİR DOKUNUŞ

Bazen bir kitabı okumaya başladığınızda, bir başka kitabı çağırdığını hissedersiniz. Güray Öz’ün denemelerinden oluşan “Hâlâ Şafakta Geliyorlar Angela” ve şiir kitabı “kurumuş gül ağacı”nı okurken de böyle oldu. Hem sürgünü, hem mahpusluğu görmüş Öz’ün kitapları, Edward Said’in “Entelektüel”’ini çağırdı. Çünkü Öz, deneme kaleme alırken de, şiirlerini yazarken de entelektüelin bitimsiz işlevi olan hakikat arayışından vazgeçmiyordu....

Yazı
Haiku’şlar (Şiir)

Haiku’şlar (Şiir)

* sarhoş bir serçe bana yol gösteriyor yağmur altında * yavru kediler geziniyor dünyayı güneşli yolda * eski bir dost ya konuşmaya gerek yok karga ile çınar * bir umut gibi kanatlı bir gölge geçti düşler uyandı * çıkmak isterken düşüyor kaplumbağa eski havuza * havuzda telaş şimşek gibi yüzüyor bir kaplumbağa *     -Fatma...

Yazı
Maviden (Öykü)

Maviden (Öykü)

Küçük sandalın yarı çürümüş omur yumrularına tutturulmuş, birbirinden ayrık farş gövde tahtalarının üzerine kıvrılmadan önce, tersane çık­ması çöpçü ceketimi katlayarak yastık yaptım. Uzandım. İki elimi başımın altına koyup yıldızları seyre daldım. Bir yıldız kaydı. Dilekte bulundum, çak­mak çakmak oldu gözlerim. Ellerimi başımın altından kurtara­rak, uçan bir kelebeği yakalamak istercesine karanlığın içinde gezdirdim. Çizgiler oluştu karanlık...

Yazı
Maviden (Öykü)

Maviden (Öykü)

Küçük sandalın yarı çürümüş omur yumrularına tutturulmuş, birbirinden ayrık farş gövde tahtalarının üzerine kıvrılmadan önce, tersane çık­ması çöpçü ceketimi katlayarak yastık yaptım. Uzandım. İki elimi başımın altına koyup yıldızları seyre daldım. Bir yıldız kaydı. Dilekte bulundum, çak­mak çakmak oldu gözlerim. Ellerimi başımın altından kurtara­rak, uçan bir kelebeği yakalamak istercesine karanlığın içinde gezdirdim. Çizgiler oluştu karanlık...

Yazı
Şarkhan’daki Kutular (Öykü)

Şarkhan’daki Kutular (Öykü)

Anlatacaklarım, hiçbir gerçek olaydan bulmamıştır esinini; çünkü hiçbir olay gerçek değildir. Olay denilen şey, akılsız başın ayaklarına çektirdiği cezayla birinci dereceden akrabadır. Yaşanır yaşanmaz; orası ayrı ve ilgi alanıma girmiyor. Gerçek ise duymadadır, siz onu nasıl duyarsanız öyle yanılırsınız. Tahtakale’yi severim, sevmek için sebep aramadığım yerlerdendir. Bilirsiniz bazı yerler kişiye özeldir, hiçbir somut bağa gerek...

Yazı
KUMSAL (Şiir)

KUMSAL (Şiir)

Denize dönen bir burun batıda içbükey profili, rüzgârın eğip büktüğü alıç ağaçlarından bir peruka   Biz ayaklarımızla dibe dokunabiliriz hâlâ bakabiliriz hâlâ incilerle süslü iri ayaklarımıza izleri şimdiden silen kumu hâlâ duyumsayabiliriz   akıntıyla titreşip salınan uzun ince yosunlar biraz daha derinlere batıyoruz ama derin olunmuyor yalnız ondan söz açarak   sığlık yerler biraz daha...