Sokulurdun geceye belki deniz kabukları beklerdi ay kumsala dokunurken sana doğru kırılırdı bütün ışıklar bakardın büyüktü çok büyük ve parlaktı yüreğine değip sanki çarpacaktı dünyaya. Dokunmuş katran karası bir şey kimbilir ne zaman eski bahçenizde gezinen bir masum çocuğa hep yalnız ve umutsuz beklerdin hiç bilmeden bakışında yazılıyken kimselerin okumadığı insanlar çoğalıp duruyordu günlerinde sen...
Son Yazılar:
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Geç kalınmış gibi değil de, artık gerek kalmamış gibi NİHİL
Mesut Aşkın: Şiirin Soğuk Mevsimi ve Bir Hafıza Arkeolojisi
İçimdeki Yabancı – Geri Gelmemecesine Yitirdiklerimizden Baki Kalan Anılarımız
Yılmaz Kömürcü “Büyük Yalnızlık”la Geri Döndü
Çağdaş Sanatta Akışkan Form
Göz, Dil ve Sözcükler
Fotoğraf ve Felsefe
TOZAN ALKAN’IN ŞİİRİNDE HAFIZA, SİYASET, DİL VE KAYBEDENLERİN TARİHİ
Bozlu Art sonbaharı “Wabi-sabi” başlıklı yeni sergisiyle karşılıyor!
Asmalımescit-Tepebaşı-Şişhane Hattı: Bir Sanat Coğrafyasının 1990 Sonrası Dönüşümü
Çizginin Öteki Yüzü: Ressam Güngör Kabakçıoğlu
TRANSENDENTAL LOGOS/ VACH
Moksvin (Öykü)
Ahmet Güntan’a Birinci Mektup
1937 Enternasyonal Fuarının Kayıp Maketleri: Efes ve Bergama Harabeleri
Uzaktan Dokunmak: Bakılmanın Hissi
Yazar: Sinan Kutlu
KAR ESMERİ (ŞİİR)
Kuzey enlemlerinde beyaz yıldız düşleri…Yedi kayıp çocuğun belki bin yıldan beriöyküsü anlatılır ormancı köylerinde.Yaşlı kar ormanları – meşe, gürgen ve kayın –sonsuz bir ağartıda demlerini tüketir.Sen bu akçıl yazgıda bir aykırı söylenceve düşman kadar kara…kapkara bir lekesinkar esmeri volverin. Kimseler bilmez seni, o beyaz ülkelerdeyaşayanlar dışında.Adına onulmaz nefretler, korkular eşlik eder.Seni görüp sağ kalan –...
OLAY UFKU (ŞİİR)
Hep geceye dümen kırdı ışık ve su yeşili beni benden yollara uğurlayan kaderim dalıp gittim alacasına titreşen neonlar mı hayalet yıldızlarda bilemedim bilemezdim boşluğundan arda kalanın yürek burkan bir inmenin böyle sunturlusunu toprağım çekildi köklerim açıkta sanki yüzlerce fener asılmış da dallarına terk edilmiş bir ağaç gibiyim. Güzel bir geceydi çok eski zamanda geçti hayatımdan...
Düşünsel Bir Empati Şiiri Olarak Akla Çarpan
“Gelecek kuşaklar da akılla şiir arasındaki uyumu yeniden tesis etmek durumundadır. Onları birbirine karşıt göstermeye, ortak kökenleri üzerine bir edep örtüsü atmaya devam edemeyiz. Kendinden bu kadar emin olan ve bilinçdışı dayanaklarını genelde hiç kale almayan akılcı düşüncenin bilinçle bilinçdışını, hayalle gerçekliği keyfi olarak birbirinden ayırmasını eleştirmeliyiz.” Bu sözler Fransız sürrealist şair Benjamin Peret’ye ait....
Karadelik (Şiir)
Hiç gitmediğimiz yerlerinde dünyanın gecelerin ve su kokulu sabahların nasıl başladığını bilirdik. Gözlemevlerinden tüm gökadaları izlerdik evrendeki ve yalnızca gördüğümüzü söylerdik. Çoktan gitmişti oysa at sürüleri basarak aruz vezninde gelinciklere ırmakları gürül gürül geçerek ve bir kez olsun değmeden ellerimiz. Sahi… neye değdi bizim ellerimiz neyi kokladık neleri gördük on bin yılın uğultusu değil mi...
ÖTEKİLER (Şiir)
Küçük bir evde yaşıyordu kimi kareydi kimi dikdörtgen utangaç bakan odaları başkaları için seçilmiş duvarda yer yer başkalarına göre çerçeveler posterler belki boya çatlaklarını saklıyordu gitgide daralan bir çembere oysa sıkışmıştı yüreği. Sanki bir şeyi kendinden saklıyordu bilmez gibi görünerek anlamını bildiği sözcükleri tanıdığı her insana tanıtmadığı bir kendiyle dolaşırdı sokaklarda daralırdı döndüğünde her evinden...
KIRILMA
Yaşadığımız günlerde, felsefe araştırmalarında ortaya çıkan ve netliğini giderek artıran bir sorun var. Söz konusu olan felsefenin bir sorunu mu, yoksa felsefeye ilişkin bir sorun mu, diye bir soru ortaya atarak konuya girmek yerinde olacak. İkisinin aynı şey olduğu söylenebilir ilk ağızda. Oysa bu, kesinlikle doğru değil; en azından ben bunların tümüyle ayrı alanlara gönderme...
NEDENSELLİĞİN BOYUTLARI
18.yüzyılda, Aydınlanmaya olan inancın ve bilimin itibarının dorukta olduğu bir çağda Pierre Simon de Laplace’ın söyledikleri hâlâ bir abide gibi duruyor. Tabiî burada genelgeçer bir pozitif anlamdan söz etmek olanaksız, çünkü farklı düşünsel eğilimlere göre belirlenen bir içerik söz konusu. Örneğin gerçekçiler için, yaşadığımız dünyaya ilişkin bildiklerimize ve bileceklerimize güven tazeleyen bu sözler, görecilerle agnostikler...







