cağaloğlunda üç kız resmi asılmış kirpiklerinden meme uçlarına mor ve kireç annem her ameliyat sonrası dilini ağzında unutup yeniden doğuyor samatyada kızlara günlük çiçekleri büyütüyor bir acaip kaşınma kasıklarım da at meydanı kurtuluş kuş yokuşu bir nalburun sesiyle açılıyor çarşı annem ne güzel ölmesini biliyor! iskender eflatun bir tabutla tuluat ahmetin nemli cigara gibi sesi...
Son Yazılar:
ZYGMUNT BAUMAN’IN AYNASINDA MODERN İNSANIN SESSİZ ESARETİ
Sanatın Eşiğinde: Bakmak, Anlamak ve Söz Almak
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Kategori: Litera
Kapan
Parmaklıkların arkasında bekleyen kalabalığa bakışları takıldı. Ürkmüş her biri. Gecenin bir yarısında apar topar tıkıldılar buraya. İlaçlarınız gelecek, iyileşeceksiniz, diyen mekanik sesle irkildi o an. Hiç insani değil, duygusuz bir ses bu. Yapay zekalardan biri bizleri yatıştırmak için komut ifadeleri tekrar ediyor belli ki. Neyi bekleyeceğiz burada, diye geçirdi aklından. Karanlık bodrum katında en azından...
AHMET ERHAN ŞİİRİNDE RUHSAL VE HAYATİ ETRAF
Okur özellikle şair, yazar için etrafı canlılardan sonra ev, sokak, köy, mahalle, kasaba, şehirle birlikte kendi hısım akrabası kadar hem ruhsal hem de hayati anlamda edebiyat dünyası oluşturur. Şair, yazar dergilerde, gazetelerde yazmaya ve kitap çıkarmaya başlamakla birlikte söz konusu dünya kan bağı eksenli hısım akrabaya ve kasabalıya, mahalleliye, köylüye komşuya, dosta arkadaşa kastedebileceği gibi...
ÖLÜMÜN İZLERİ: Felsefe, Heavy Metal ve Ölüm
Canlıların temel içgüdülerini düşündüğümüzde bu içgüdülerin hepsinin hayatta kalmaya, yaşamaya yönelik olduğunu kolayca anlayabiliriz. Örneğin beslenmek. İnsanlar yedikleri besinlerde “damak tadı”nı çok sonradan keşfetti. İnsanın, sert bir kayayı keskin hale getirerek kendi üretim aracını yaratması, tamamen hayatta kalmak için beslenmeye ve birtakım araçlara ihtiyaç duyması ile ilgiliydi. Diğer bir deyişle ölmemek için. Hem üretim araçlarını...
SALGINI KARŞILAMAK (ÖYKÜ)
Muhtar, bastonunun çengeline dayanmış, çay bardağı altı gibi kalın gözlüğü bir tarafından burnunun üzerine akmış, bahçeye girdi. “Öğretmen!” dedi, “Okulu tatil edeceksin!” “Muhtar sensin Hasan Bey Amca. Ama bunun için, köylü okulu istemiyor diye bir tutanak yapmamız lazım.” “Köylünün okulu istemediğini kim söyledi sana Öğretmen oğlum?” “Niye okulu tatil edeceğiz peki? Daha birinci dönemi bile...
PİYANGO (ŞİİR)
Ben vardım hep Siz yokken de vardım Hep vardım ben Şehirler kurulmazdan önce Telefon kulübesiydim Cep aynasıydım cam daha bulunmamışken Nedense yüzeysel yaşıyorken En anlamlı kavgalarımı bile Bilmiyorum hangi hakla Başkaldırının çocukluğuna indim En akıllısıydım delilerin Karanlığa fener tutan bir bekçi Tüfekçiydim yenilmezler ordusunda Savaş meydanlarında Top atsalar yıkılmaz bir devdim Varlığım silinmek üzereyken Yoklama...
Clara: Sessizin Yazıdaki Varlığı
“Kendi ölümümüzle bütün meseleler hallediliyor; fakat sevdiklerimizin yanımızdan gitmesiyle insan temelinden yıkılıyor.” Ahmet Hamdi Tanpınar Hannah Arendt, uzaklığın birini düşünebilmek için mutlak gerekliliğinden bahsetmişti. Alman filozof Schelling’in yaşamında eşi Caroline’nin ölümüyle gelen mecburi uzaklık, düşünmek için ona gerekli olan mesafeyi sağladı. Yas kitabı Clara, bu düşünmeye yönünü veren felsefi bir novella; kendi yaşamını düşünmeye açan...
Kırmızı (Şiir)
Sokulurdun geceye belki deniz kabukları beklerdi ay kumsala dokunurken sana doğru kırılırdı bütün ışıklar bakardın büyüktü çok büyük ve parlaktı yüreğine değip sanki çarpacaktı dünyaya. Dokunmuş katran karası bir şey kimbilir ne zaman eski bahçenizde gezinen bir masum çocuğa hep yalnız ve umutsuz beklerdin hiç bilmeden bakışında yazılıyken kimselerin okumadığı insanlar çoğalıp duruyordu günlerinde sen...
Salgın
üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs. üs üs....
İLHAN BERK’İN ŞİİR POETİKASI: BİR YAKLAŞMA DENEMESİ
1. Giriş Evreni yorumlama süreci, ona hâkim olmak isteyen ben’in hemen her şeyi sorgulamasına,gerçeği yeniden yaratmasına (simulation) ve ele almasına sebep olmuştur. Gerçeği sorgulama ve ele alış, tarihsel süreç içerisinde bilimleri, felsefeyi ve sanatı doğurmuştur. Varoluşçuların özgürlüğe mahkûm ettiği insan, özü gereği sanatta gerçek kimliğini bulmuş ve yaratımlarıyla kendini var etmiştir. Bilimlerin kuralcılığı, sanatla karşılaştırıldığında...









