Edith Södergran 1892 yılında St. Petersburg’da doğdu. Ailesi o zamanlar çarlık Rusyası’na bağlı bir prenslik olan Finlandiya’da yaşayan İsveçli azınlığa mensuptu. Södergran’ın şiiri yaşadığı dönemin şiiri olmakla birlikte, aynı zamanda değişik kültürlerin bir arada yaşadığı bir ortamın da ürünüdür. Södergran’ın İsveç şiirinde yeni bir çığır açması tesadüf değildi. St. Petersburg’da okula giden, bu metropolde büyüyen...
Son Yazılar:
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
NURETTİN BELİKIRIK: “NEDEN SORUSU, YAPTIĞIM RESİMLERİMİM BİR İFADESİ OLARAK ORADA DURUYOR.”
Sven Beckert: Kapitalizmin bir başlangıcı vardı ve bir gün sona erecek!
Fincanın Kıyısından Odak Etiğine
Kategori: Litera
“HERCÜMERÇ-MİNİMAL METİNLER”
Yazar Metin Aydın, bir yıl evvel ki “Bisturi – Huzursuz Metinler” (2018, Kaos Çocuk Parkı Yayınları) kitabından sonra bu sefer de “hercümerç- minimal metinler” (2019, İmleç Kitap) ile karşımıza çıkıyor. Metin Aydın’ın ilk kitabı olan “Biblo Hayat”( Babil Yayınları, 2010) yayımlandı, ardından “üryan” (2016, Lethe Yayınları), adlı kitabı ile okurlarıyla buluştu. Metin Aydın, minimal metinlerde;...
EDEBİYATTA ÖVGÜ VE YERGİNİN SINIRI
Eleştiri dünyamız, okuma alışkanlıklarımız ve okur olarak sanatçıya-esere dönük yaklaşımımız, bugün dahi, geçmişten devraldığı fanatikçe tarafgir olma, son derece öznel bir yan tutma ya da karşıtını bütünüyle yok sayma fiilinin çok ötesine geçmiş görünmüyor. Eleştiri ve okuma edimlerimizin ‘nesne’sine yorumsal yaklaşımlarda bulunurken bu denli ölçüsüzlüğünün sınırlandırması gerektiği aşikârdır. Gülünç yergiler ve nesnesinden uzak kişisel, hamasi...
Küçük İskender’e karşı sorumluluğumuz
Şairimizi kaybetmenin üzüntüsündeyiz. Belli ki yasımız bir süre daha, şiirlere kendimizi verinceye dek sürecek gibi. Çünkü benzersiz bir şairi yitirdik. Çünkü ilkleri başaran bir şairi yitirdik. Çünkü şairliğe karşı duran şairi yitirdik. K. İskender için şiir ve düzyazı amaç değil bir araçtı. O sanattan daha önemli şeylerin varlığını gördü. K. İskender önce hayat diyenler kuşağında...
HER ŞEY ÇOK DAĞINIK: YAVUZ ÖZKAN’SIZLIK
Dünya’dan gittiğiniz günden beri, kalbim ağrıyor. Hayattan bu kaçıncı sekişim, bilmiyorum. Hala nasıl yaşıyorum, onu da bilmiyorum. Nasıl bir güç varsa bu köhne kalbimde… Bu halde beni görseydiniz, çok kızardınız. “Boşuna izlemişsin filmlerimi, seninle konuşarak nefesimi gereksiz tüketmişim” derdiniz. Bundan eminim. O çünkü, Yavuz Özkan’dı. Güçlüydü, çok güçlüydü. Güçlü olmanın ne demek olduğunu, bana öğretendi....
seranat (şiir)
bir şey söyleyeceğim amakınama beniçünkü ertelenen her düşkaçırır uykuyu ne istiyorsun bendenperdelerdengücüm yetmiyorörtmeye geceyi ıssız dudaklarımdaseni sevmek için ihtiyacım var şimdidaha çok sözcüğe yoksa öldürebilir benigölgenle aramdaki bu mesafe Resim: Utku Varlık
ZAMAN MEFHUMU
Yıllardır görüşmediğim bir arkadaşımla altı yılın ardından buluşmak için sözleştik. Öğlen 12’ye 10 kala arkadaşımla yazıştım ve 1 saat sonra buluşma yerine geleceğini, yolda olduğunu belirtti. İşlerimi o buluşmadan sonra devam etmek üzere ertelemiştim, beklemekten başka yapacak bir işim yoktu. Hem altı yıldır görmediğim arkadaşımı görecek olmanın heyecanı hem de bir iş yapmadan beklemenin sıkıcılığı...
Bekleme odası
Yorgun atlar duruyor şehrin üstünde, bir hikaye besteliyorlar mırıldanıp üstümüzde bir şeyler olmalı bir şeyler yaşanmalı bir şeylerin anlamsızlığı ile. Her şeyi yok etmeden önceydi, kalbimdeki radyo cızırtsını düzeltmeden önce, doğru frekansı kaybettikten hemen sonra. Televizyonların salya sümük taklit yapıp asıllarını becerdiği günlerdi. Seni özlüyor olmamın garip olmadığı geceler ve şikayet iniltileri. Kozmik blues, uzay...
Elveda Cumhuriyet (Şiir)
bir yokuşu çıkıp gelmiştim köşkün arka bahçesindeydi cumhuriyet kalbimde gençliğin şelalesi kızıl mı kızıl gözlerim çiçekler açıyordu esrik cümleler sardım boynuma fular gibi atkı gibi günler artı günler orda yıllarca kelimeleri ovdum gözlerimin feri içimin ağrıyan yerlerini ovdum sorsalar (kim kimin kalbine eğilerek ne sormuş ki şimdiye kadar) sorsalar hayatımda tashih olmasın diye musahhih oldum...
Cumartesi Şarabı
Renkli arabalar geçiyor şehrin üstünden gürültüsüz ve insansız … Kendimsiz kalıyorum kedisiz… Garip bir yüzyıl bu, renksiz! Bir odada oturuyorsun; kahverengi bir odada, at kuyruklu kanatsız ve uçabilen bir odada. Hiçbir yerde değilken görebiliyorum seni, yanıma -sesini elindeki şişeye doldurup- geliyorsun. Sen gelene kadar defalarca unutup hatırlıyorum seni. Yeniden şimdiki gibi. Yanımdasın bir yüzyıl sona...









