Beyrut bir zamanlar deniz havasının sabahları sokaklara erken geldiği bir şehirdi. Limandan esen rüzgâr, portakal kabuğu, benzin ve tuz kokusunu birbirine karıştırırdı. Abir o günleri hatırladığında sesler de gelir kulağına: Balkonlardan birbirine çığıran kadınlar, uzak bir radyoda Feyruz, bakkalın paslı kepenginin çıkardığı gıcırtı. Sonra bir patlama. Anılar durur. Hafıza bazen böyle çalışır. Sanki biri kitabın...
Son Yazılar:
“Zaman Bahçesi” Sergisi İnspera Bodrum’da
DOĞA TAPINAKLARI
DFC TÜRKİYE NATIONAL CHALLENGE’26 İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI!
Labirent Sanat’ta Nesli Türk Sergisi: “RAW-HAM”
Batı Yarımküre: Savaşla Yazılmış Bir Amerika Birleşik Devletleri Tarihi
Tipografiye Nefes Aldırmak: Wim Crouwel
GENCO GÜLAN’DAN YENİ SERGİ: MÜZEDE GECE (Night at the Museum)
Bayram Gümüş’ün “Beşinci Mevsim” Sergisi 30 Nisan’da Kethüda Hamamı’nda Açılıyor
MAVİ IŞIĞIN OĞLU
ŞEHRİN HAFIZASINDA GEZİNEN SESLER: TAM O SIRADA İSTANBUL
AŞKIN KALBİNDEN TROYA’NIN KALBİNE AKIŞ PARADİGMASI
Zamanının Ötesinde Bir Devrimci Hareket: Gerrard Winstanley ve Kazıcılar (Diggers)
Elif Naci: Genç Cumhuriyetin Sanata Açılan Penceresi
FARELER VE İNSANLAR ÜZERİNE – İZMİR DEVLET TİYATROSU
Michel Onfray: Eleştirel Bir Okuma
Ercümend Kalmık Müzesi’nde Bir Kitap Sohbeti: “Ağaç Gölgesi” Cemre Öğün
Orada Olamadığı İçin “Burada” Olanlar!
GÖLLER KURUMASIN BALIKLAR ÖLMESİN ÇİNİ SERGİSİ İZMİR’DE
Algoritma Hasatçıları: Büyük Teknoloji Şirketleri Afrika’daki İşgücünü Nasıl Görünmez Kılıyor?
Yazar: İsmail Güney Yılmaz
brutal butlan (şiir)
“Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin: Geçmiş gecelerden biri durmakta derinden; Mehtap… iri güller… ve senin en güzel aksin… Velhasıl o rü`ya duruyor yerli yerinde!” Yahya Kemal dolanmış geceye ışıklı odalar köpekler havlar haliç...
bu hikayeye artık ulaşılamıyor (şiir)
gelmeyen beyaz bir ayın gölgesi düşer olmamış eller tutarsın uzun yollar sonra hayalî bir rüyada solmuş yaprakları yıldızların, tanıdık hep en yakınındaki gecede kalmıştır ten, hep uzak çok yakın, çok yakın, çok yakın ve hep uzak ateşin, nisyanın, ölümün ve umudun hepsini gördün, hepsini gördün hepsi herkesten uzak. hepsini gördün, bu bir yorgun uyanıklıklar kışıydı...
kesik (şiir)
geçmişin etinde bir kesik, bunu yeni bir hatıra uyuşturacak. düşümüze kahırdan bir taş oturdu kara sular, daha sular var önümüzde ayaklarımızda al çizikler seneler ve anlatılar bahçesinde eylemsizlikle bu gölge ama bizden sonrası için devrilmekte günler yine acıdan söz etmenin zamanı değil bugün acının öyküsü duru havaları beklemekte. daha geniş defterlere artık daha...
Sus Ağaçları (Şiir)
başaklarla kuşlar akıyor hayatın kasıklarından çiviler ve yılanlar akıyor bunlarla geçiyor gecenin kirli öpüşmeleri bunlarla delik deşik olmuş izlek ve sabah atlarla koştuk seherine gam kasavetin kıvırcık saçlarını okşadık bir yarın’ın bir güneş aradık da savaştık, ellerinde kâbusun. kâbusun dehşetiyle bileyledik kılıcı taşı tuttuk bundan, bunaldık da usandık sustuk ama ne uzun, sustuk sancı, perişan...
Yaşıyor muyuz?
Yoksulluk, yolsuzluk, gelir adaletsizliği neredeyse kanıksanmış bir Türkiye gerçeği olsa da, AKP’li yıllarda bu vaziyetin daha da perçinlendiği açık. Zengin daha da zenginleşiyor, türedi zenginler devlet desteğiyle palazlanıyor fakat fakirlerin fakirliği bir yandan daha dramatik bir hâl alırken, fakirliğin kapsadığı küme de hızla genişliyor. Eğer “moda”ya uyup, bir “Eski Türkiye” – “Yeni Türkiye” ayrımı...
tabut buzluk (Şiir)
ne çıkar artık, öpse başkaları yavrusun gayba vermiş ananın gözlerinden? delik deşik evlerde bodrumlarında Şarkımızın melodisi mırıldanılsa yine yarın. ne çıkar? sokaklarda kuş sessiz ateşlerle harlanan bir coğrafya boyu – yüzölçümü kaç keder? – nisyandan bu atlasta yıkılan her fırsatta evlerden bebek sesleri gelse de “yarını var” mı demektir şimdi bu? ne çıkar? ...






