“Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Bunu ancak akıl sahipleri düşünüp öğüt alır.” Zumer Suresi 9.Ayet Newton’dan Çıktık Yola Freud’da Verdik Mola Memlekette her gün yeni ölümler oluyor, içim yanıyor, elimden gelen herhangi bir şey olmadığından üzüntüden kahroluyorum. 13 Mart 2016 Ankara katliamından sonra kafam aylarca durdu – işlemez hale geldi, günlerce sokağa çıkamadım. Bu...
Son Yazılar:
Poltergeist ya da Sinyalsiz Ekrandan Dışarı Fırlayan Dehşet
Zeki Faik İzer – Zühtü Müritoğlu – Elif Naci Üzerine Bir Kartpostal Okuması
KÜLÜN İÇİNDE KALAN HARFLER
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Kategori: Litera
AVARE KELİMELER PANDEMİSİ: SİMYA SORGUSU
Tanrının eğlencesi biz miyiz, sinekler mi? Düşündükçe siniyorum, sessiz kuyu içime anlıyordur elbet Tanrı, neden sakındığımı sinekler bulmasın, tin, ten ve tün endişemi sonsuzluğa sarktığımda… sineklerin yazdığı vızıltıdan baht mı dokunur? doğayı leş otağı bellemişken o zar kanatlılar hem, covid-19 tutsaklığı belki sabrın provası kuluçka ağı, parazit yazgı;kâr rahat olur mu? 65 üstü...
SALİH AYDEMİR: RETORİK VE ŞİİR
Sözün hakimiyeti bazen tahakküm ile son bulurken, bazen de demokrasiyle; belleği güçlü ve özgürlüğü bir kere tatmış topluluk ya da toplumlarda daha çok demokrasiyle kendini bulurken bu durumdan yoksun olanlarda ise tahakkümü kökleştirir. En küçük birim olan aileden tutun da toplumlara ve dünyaya baktığımızda sözün ikna (etkileme) gücünün yabana atılır bir şey olmadığını görüyoruz; özellikle...
DÜN’ÜN ve YARIN’IN KAPISINI ARALAMAK
“kapı aralığından” ŞİİR KİTABI ÜSTÜNE İnsan kısa yaşamında en az bir kez “öteki”leştirilmeye maruz kalmıştır. Sınıfta, dolmuşta, pasaport sırasında, meydanlarda, karakolda veyahut işkencehanelerde. Mekanın öneminin ötekileştirmenin şiddeti ile orantılı olmasını bir kenara bırakırsak her insanın bu çağda en az bir kere maruz kaldığı ötekileştirmeyi bilerek ya da bilmeyerek bir başkasına yapması aklın neresine sığmakta? Utkun...
yokuz bugün ölecek kadar (şiir)
I … k a l b i m … yalnızlık özgürlüktür olağan işleyişin sakin kumaşını yırtar vücudu ölmekle kusurlu dikine bir bıcak yarasıdır yalnızlık istanbul uyurken kanar yanıp devrilen odunların küllerinden bir yeraltı örgütü yalnızlık sur dibinde şarap...
E(K)-MEKTUP
yeni bir yaşam formu kalmamıştır; yenisi de hızla yoldadır. Bir takıntı mıdır (!) bilinmez, insanlar bana sürekli ‘e-posta’ ifadesiyle geldikçe, onlara karşı, ‘elektronik posta’ ifadesini kullanıyorum. Tabii, ben bir sözcüğü tam haliyle yazana kadar, karşıdaki kişiler (editörler, akademisyenler, yazarlar ve diğer sanatçılar da dahil) ‘tmm, mail, eposta, eps’ vb. ifadelerle olayı kapatıveriyorlar. Sıklıkla, kendimi hızın...
siyah mızıka (şiir)
defterden bir sayfayı yırttıran dil NADİRE WOREDAGOE kızıl kanlı dağlı çocukların düşü siyah beyaz tuş izi annelerin ağıdı menekşe kokusu süt kokusu beşik boşluğu anne yankısı bebek bu siren sesi acem çığlığı defterden bir sayfa daha yırtılan gül sesi kızıl kanlı kadıköy’de roman sesi “al be abe” harem’e düşen yol selimiye’den...
Halil İbrahim Özbay ile Söyleşi
Her Şeyin Söyleşisi adını verdiğim bu dizinin ilk konuğu Yayı Eksik Viyola adlı üçüncü şiir kitabı, birkaç ay önce, Kaos Çocuk Parkı Yayınları’ndan çıkan Halil İbrahim Özbay. Hayat ve edebiyatın iç içe geçtiği bu sözcükler halkasında, sırayla göle atılan taşlardan biri bana; diğeriyse Özbay’a ait. İstedik ki hayat ve edebiyat gölüne bıraktığımız bu taşlardan yayılan...
MEHMET MÜMTAZ TUZCU’NUN MAKET BIÇAĞI
GERÇEKLİK VE ANLAM Edebiyatın kurgusal sınırları içerisinde konuşlanan herhangi türde bir metnin “gerçekliği” ya da “gerçek anlamı” üzerine düşünmenin yersizliğini/anlamsızlığını görmemek mümkün değildir. Yazarın zihninden taşan metnin dışsal niteliklerinden ve gerçeklikle somut ilişkilendirmelere girişilerek dile getirilen önermelerin içeriğinden yola çıkarak varsayımlarda bulunmak, kanıtlar üzerine akıl yürütmek, çoğu zaman maksadı aşan, “aşırı yorum”a varan sonuçlar doğurur....
midye (şiir)
ıslak kaldırımda güz yaprakları açık koyu renkleriyle çırpınıyorlar görünmek için bir süre daha görünmez olmadan önce eğilip alırsan içlerinden birini yerden kaldırmış olursun bir anıyı biraz zaman birikmiştir üstünde biraz zaman, bildiğin her şeyden hafif ıslak kaldırımın bir köşesinde karanlık bir ayna, bir su birikintisi yalpalayan bir yüz dipte, geçtin mi, orda...









