Yüzyıllardır sanatın öyküsü üzerine yazılan çizilenler “metni” kutsal bir anlatıya dönüştüren “iletiler” toplamı olarak algılanmasını da beraberinde getirmiştir. Sanatın bir insan eylemi olarak ortaya çıkışı (Aslında bir hayatta kalma savaşının doğal ve zorunlu sonucu olarak da görülebilir bu), metin çerçevesinde bir dizgeye dönüşümünde sanatçının ideolojisi, toplumsal süreçlerin birer ürünü olan tüm birikimler ya okurdan kopuk...
Son Yazılar:
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
Kategori: Litera
BİR KAYIP NESNE OLARAK ÜTOPYA’NIN ADI
Suruç’ta Katledilen Genç Yoldaşların Anısı’na, “Gerektiği gibi yazılmış metin örümcek ağına benzer: gergin, eşmerkezli, saydam, sıkı örgülü ve çapraşık. Uçuşan her şeyi kendine çeker. Arasından geçmeye çalışırken ağa yapışıp kalan metaforlar onu besleyen avlardır. Konu ve malzeme kendiliğinden ona doğru kanat çırpıyordur. Bir tasarımın gücü ve doğruluğu bir alıntının başka bir alıntıyı davet etmesini sağlayıp...
N/SEST: Oğul, Koca ve Çıplak (Şiir)
babaya döndü bu karanlık kaygı büyüyor gövdemden çıkıp bir çıplaklığa yerleştim insan insan damlıyorum zamandan dışarı bitersem hiçliğe asılı bir imge olacağım ki patlarsam adıma “hayat” desinler bir ağaçtan tek başına terlemiş bir kurt geçmişsiz ve yarasız yaşasınlar benim kalbimi insana karıştırmasınlar babaya döndü bu karanlık annem azalıyor önümü yokluyor sütün ar’ından düşüp çarmıha eğilip...
Lady Mary gerçekten güldü mü?
Anlatısı, eğer hafızam beni yanıltmıyorsa, Cumhuriyet’in eski gazetecilerinden Fikret Otyam’a aitti, Âşık Veysel’le yaptığı sözlü tarih değerindeki söyleşilerinden kalmadır. Âşık Veysel’e soruyor Otyam: ¨Bunca saz çalıyorsun, hep dilinde aşk var, hep ondan bahsediyorsun, kısaca AŞK nedir?¨ Veysel, tebessüm ediyor; sanki bunu bilmeyecek ne var ki, gibi. ¨Oğlan kızı ister, vermezler aşk olur!¨ Bize de bu...
İtiraf Ediyorum!
“Aramızdan kim Bayan Nina Simone’un intikamını alacak? Bu gece kulüpten taze et var Tanrı ölü denizlerimizi korusun” god bless our dead marines / silver mt zion İtiraf ediyorum; Geçmişi boşlukta karışan bir toz zerresi gibi yaşayıp; ardımda bırakıyorum. Çok az anı kalıyor, çok az insan; çok çok az an. An’a –o en devrimci cümleye- dair...
Tütün ve Zaman
Sarmaya çalıştığı sigarasına yüzyıllık bir çınar ihtişamında uzak ve derin bakıyordu. Titriyordu elleri, sanki sigarayı saramıyor değildi, sarmak istemiyordu. Kim bilir her iki elinin parmaklarında halaya durmuşçasına yuvarlanıp duran o yarım kapanmış sigara ona neler, ne hatıralar anımsatıyordu. Acılar, hüzünler, içinin derinlerinde el değmemiş hazineler misali hala umutla sahibinin gelmesini bekleyen sevinçler ve yaklaşık...
Ölesiye Bir Günde (Öykü)
İnce, solgun parmaklarıyla karnımı yokluyor önce, diyaframın diyor, bir okul atlasında küçük bir adayı, kara parçasını gösterir gibi, işte burada. Kemikli, tebeşir beyazı hayalet eli sıkıca bastırıyor karnımı. Bu tatlı okşayışın tesirine sükunetle direnmeli. Kaskatı kesilen ruhum bu ölü dokunuşlarına duyduğum iştahtan utanç duymalı. Karnımda gezinen elleri, bir karadulun kıpırtısını andırıyor. Her dokunuşta karnım istemsiz...
Ihlamur ve Kemoterepi (Şiir)
Zeynep’e… Hastane odasına dolan ıhlamur kokusu çağırır mı coşkuları yeniden Zeynep’in damarlarında kemoterapi kesilmiş bir memenin ayrılığıdır kadınlığını geceler boyu inleten yukarıya tırmanan asma dalları çardağından düşerek dağılmıştı gelirken koruklar sere serpe, tevekleri perişan hayat da dağılır düşer düşler asıldığı yerden Zeynep’e baktıkça tüm kadınlar iğne oyası gülüşlerini saklayan böğürtlen kan...
Bizans’ın Fethi: Ayasofya’da son ayin
Başlarına ne geleceğini bilmek için kuşatılmışlara artık ne bir haberci, ne de düşmandan kaçmış biri gereklidir. Saldırı emrinin verilmiş olduğunu biliyorlar. Sonsuz bir tehlike ve sınırsız bir yükümlülük koskocaman ve kapkara bir fırtına bulutu örneği büyük kentin üzerine çöküyor. Başka zaman görüş ayrılıkları ve din tartışmalarıyla birbirleriyle pek anlaşamayan insanlar son saatlerinde kentin alanlarında bir...
Kıskanmanın Hazzı Ve Tehlikeleri; Toşiko’nun Eylemleri
Tanizaki/Anahtar Görme Saplantısı; Görmenin Kurduğu İktidar; İkame Eş; Kıskanmanın Hazzı Ve Tehlikeleri; Toşiko’nun Eylemleri “Bu beyaz ve güzel tenin sarmaladığı kadın vücudu sanki ölüymüş gibi ben nasıl istersem…” Sayfa 30 Görmenin iktidarı hakkında yeni ne söylenebilir? Yeryüzünde bulunuşun bu en ilkel donanımlarından olan görme eylemi, dış dünyayı bizim için tanınır kılan temel eylemlerden biridir....









