Değişik olmak sadece farklı olmuş olmak için kendini farklı konuşlandırmak veya farklı düşünüyor görünmek adına bilinenlere muhalif olmak değildir. Ağır abilerin yoğun olduğu bir bölgede ve camiada biri bir kişiyi üçüncü kişiye “Bu adam nasıl?” diye sorar ve gelen cevap “iyi” veya “kötü” ise sorun yok. O kişinin “İyi” veya “Kötü” olması sıradan ve olağan...
Son Yazılar:
Reha Bilge’den “Ressam ve Şair Tevfik Fikret” Kitabı Raflarda
BAHAR ŞİİRİ (ŞİİR)
Kırlangıçlar Gider Gelir (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
Modern insan neden kendi efendisi olamıyor?
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
Kategori: Litera
UĞULTU (ÖYKÜ)
Z.A. hayatını kara deliklere adadığı günden beri bahçesinden gelmesini umut ettiği o sesi bekliyordu. Günün birinde bahçesinde gitgide büyüyen o kara deliklerden bir ses gelecek ve tıpkı deniz kıyısı kumsallarda bir zamanlar kendi deliğini en dip arzuyla açarken, gevşetirken, dünya dünya olmaktan çıkar ve bütün genişliğiyle içine dolarken duyduğu o sesi duyacaktı. Bıyıklı adam evde...
Biber Reçeli Tadında Birkaç Söz
Masaya bir bardak şalgam suyu gelecek olsa, muhatabımız garson hemen soracaktır: “Efendim, acılı mı olsun acısız mı?” Acısız seçenler demek ki acıdan zevk almamaktadırlar, belki tatlıyı daha çok sevmektedirler… Güzel…Kendileri fazla dırdırdan kurtuldular, acılı seçenlerinse vay hâline! Teşbihte hata olmaz… Acıdan ve tatlıdan zevk almak yemekten daha fazlasına, üzüntü, hüzün veya mutluluktan keyif almaya benzer....
Anneliğin «yıkıcı cazibesi» üzerine
Öncelikle bu yazının kasten kışkırtıcı ve farkındalık uyandırıcı emellerle yazıldığını belirtmeliyim. Dünyaya çocuk getirmenin kötü, hatta bir suç eylemi olduğu kanısındayım. Çocuk yapmanın, insandaki kodlanmadan biri olan « barbarlığın » devam etmesine devasa bir katkı sunduğunu düşünüyorum. İnsanın insana ve diğer canlılara yaptığı kötü muamele, işkence ve imhanın, adına tarih denilen, bu kesintisiz dizisi yukardaki savımı destekliyor....
HAGOP MINTZURİ, İSTANBUL ANILARI’NDA BİZE NE SÖYLER?
Robert Musil, ırk varsayımının ilerici bir biçimde ulaşılması gereken bir amaç değil de “mistik bir fetiş” olarak ele alınmasının, uluslar arasında nefret, kin ve şiddet dolu bir kapışmayı doğurduğunu, tetiklediğini düşünür: ” Bu kimlik fetişleştirmesinin kurduğu şey, aslında, çok özel bir inanç biçiminden başka bir şey değildir; herhangi bir biçimden etkilenmeyen tözsel ve statik bir...
Babamın Yeri: Romanda Kişisel Tarihe Mesafeli Yakınlık
Annie Ernaux 1940 yılında işçi sınıfı bir ailede doğmuş, çocukluğunu mazbut bir çevrede Normandiya’da geçirmiştir. Edebiyat öğretmeni olan Ernaux aynı zamanda Fransız çağdaş edebiyatında önemli bir yere sahip Renaudot ödülünü almıştır. Ernaux metinlerinde kendi yaşamını, duygularını, dönemin sosyolojik olgularını da yakın plana alarak başarılı bir şekilde okuyucuya aktarıyor. Yazar baba kız ilişkisini, babasının işçi olarak...
Böyle şey olur mu? Okuyana göre, belki olur, belki olmaz!
Özellikle üst düzey İngilizceden dilimize mükemmel çevirileriyle tanınan ve şimdiye kadar üç roman da yazan Handan Ünlü Haktanır, sanırım ilk kez bir hikâye kitabı yayımladı: “Olur Olmaz Öyküler”[1]. Bu kitaptan bir nebze bahsedeceğim sizlere ama öncesinde dürüst bir eleştirmen olarak Handan’la yakınlığımı açıklamalıyım. Handan, Mülkiyeli sınıf arkadaşlarımdan ve ardından meslektaşım Korkmaz Haktanır’ın eşidir. Dışişleri Bakanlığımız...
Dördüncü Şahsın Görünmeyen Resmi
Karafakideki şarap yarılanmak şöyle dursun ,şişenin dibine vurduklarına bakılırsa, beklenen dördüncü kişi gelmeden sofranın tadını çıkarmış olmalılar. O sırada dördüncü şahıs yaklaşıyor, masanın sol köşesindeki sakız beyazı örtünün altından ona bakan köpeğin bu yeni geleni tanıdığı belli; hırlayan bir ifadesi yok. O hâlde, sizi bekliyorduk ama biraz geç kaldınız, lakin lütfen geçin böyle buyurun denilebilecektir....
HERHANGİ BİR YER DEĞİL, BULUŞMA YERLERİ JOHN
JOHN BERGER’İN REHBERLİĞİNDE ŞİİRSEL MEKÂNDA KISA GEZİNTİLER. John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” eserinde yaşamına tanıklık eden bazı mekânları işlemiş. ‘’Görme Biçimleri’’ kitabı ile geniş bir hayran kitlesi kazanan John Berger, “Buluştuğumuz Yer Burası” eserinde yaşadığı yerlere ait izlenimlerin, oralara dair bilgilerin, bir yerle benliği arasındaki harcı oluşturan duyguların, o yerlerin kendisinde bıraktığı kalıcı izlerin peşinden...
ÖLÜLER BAŞ UCUMDA (ŞİİR)
güvertede biriken sularda yerimi aldım kaynıyordu deniz, ben beton tekneler arasında penceresini indirmiş perdesini rüzgâr altı sahiline kilitlemiş biri: “rüzgâr altında vapur var söyle söyle hüseyin, duysunlar ölüler seni tekrar gömsünler kendimize ayıracak zamanımız yok” de evet, biraz ateşim var dümen kovanı söndürüyor beni özlüyorum kalan geleceğimi fora diyorum, halat düzeni çözülsün vira, halatlar yükselsin...









