Söyleyecek uzun cümleleri olanlar kısa kalır hayattan Lirizm öldü uzun zamandır insan kendinin ve hem senin hem de onun katili Sanki bir yerlerde unutulmuş sözcükleri topluyor zaman toplayıp çuvalına tepiştiriyor sıkı sıkıya bağlıyor ağzını her seferinde daha az acıyor Uzun susuyor biriken dikenli yalnızlık kısa dokunuyor ki dahası fark ettirsin kalanla yaşadığını Okuduğunu anlamaktan yoruldu...
Son Yazılar:
Adolf Hitler ve basın özgürlüğü!
Gece İlahisi (Şiir)
Seyyah (Şiir)
Marx ve Joyce: Paralel Evrenler
Kefaret – Savaş denen melanet üzerine düşündürücü bir film
Göğün Altında (Şiir)
Üzgün Serinlik (Şiir)
Ankara ve İstanbul Resminin Plastik, Sosyolojik ve Ekonomik Diyalektiği
Merdivenler (Şiir)
İnsan ve Şiir
Öğrenciler, sınıf ve ırksal baskı karşısında Fransa
Özlem Üner Resminde Bakışın İktidarına Karşı Sessiz Direniş
Sordum Denize (Şiir)
Ağaç ve… (Şiir)
yurdu geniştir şiirin
kıs(s)alar… (şiir)
Her Akşam 8’de (Şiir)
“Das Kapital” Neden Sabırlı? Çin Modernleşmesi Perspektifinden ‘Das Kapital’i Yeniden Okumak
Mélenchon ve Teknofeodalizm: Fransız Solu İçin Strateji Nedir?
Kategori: Litera
KÂĞIT KÜLLERİ (ŞİİR)
Külleri düşünme, yağmuru emdiğinde yeryüzü toprağı düşün, çamuru ve taşı ve gazel isyanını bildiğini yaz diyen sevecen sesi annemin, uyarı yangınlar gaflet suçu yağmacı yobazlığın, yazık kin kuyusunda aymazlığın coğrafya-tarih atlası evreni düşün, tüm yanılgıların, yatağını sırların ağaçların ruhu beyaz olur, kâğıt gülleriyle aynı yanan yazgı, yanan yazı böcek cesetlerini belle köz kızılı taşıyor gözelerinde...
ben de bir zaman diyâr-ı zencli idim’in şiirinin şiiri
annem, o bıçağ alma dedi eline. ya kendini öld ürürsün ya da başkasını. ben annem i öldürdüm. bıçakla da değil; anne mle*. yavaş bir blues şimdi. elmore james. late hour s at midnight. gitarla çalmıyorum bu parçayı. ç aldığım şey bıçak. mızıka gibi üflüyorum meret i; üfler gibi diyâr-ı...
deli gibi yoksun burada (şiir)
karıncalanıyor aykırı yanım senden kaçtım, kendime tutsağım sabır yok fıtratımda ne yapayım en çok kendimden alacaklıyım yapılacak şeyler yapışıyor günüme üstümde yıkık bir devrin dijital sarhoşluğu ne içsem yetmiyor, nereye gitsem eksik ne olacak bu hâl, arzımın devri bükük aynı kelimeler tuzak, uyuşturucu yasak aynı şarkılar aynı sensizlik seni sevmek nasıl tumturaklı debdebe...
SEN İYİ MİSİN? (ÖYKÜ)
Sınav kâğıdı elimde ve ben sınav başladığından beri hiçbir şey yazamadan öylece duruyorum. Sorulara nereden başlayacağımı kestiremiyorum. Zaman kavramını hepten yitirdim. Süremin ne kadarını harcadım, geriye daha ne kadar vaktim kaldı onu bile bilmiyorum. Çok çalıştım oysa. Bugünlere gelmek için resmen gece, gündüz, hafta sonu demeden sürekli çalıştım. Kendiliğinden gelişen fırsatları ve elimdeki tüm...
ÇAY’A DÜĞÜN YAPTILAR (ŞİİR)
Düğün kurdular çay’a, çay demleyip gelene Hani döş nerde kumbar, dombasızdan bize ne Yarı- açık çek yazdık sünnetsizin fesine Eniştenin yasına beyaz giydi serseri Kıl kerime, kem halayık, bizler şor’duk onlar ayık Çalab’ın gacısı Kamber, tad özürlü yakmaz biber Neler neler dediler de sıyırmadık yüzüğü Kokoroz’a aç horoz! Hotoz elvan, kız ezik Hem bol geldi ...
AYDAKİ KADIN, AYDAKİ ADAM VE TANPINAR
Gece gizemli, sırdaş ve hüzünlüdür. Gece duyguları yoğunlaştırandır, hayal gücünü besler, hele bir de yalnızlık eşlik ederse geceye, duygusallık, hüzün, özlem daha da artar geceleri. Yazma zamanıdır gece, kendi sesinizi, kendi kalbinizi dinleme zamanı. Ahmet Hamdi Tanpınar geceleri yazarmış, karanlı demlendikce, müsveddeler dökülürmüş masasının üzerine, ağzına kadar izmarit dolu bir kül tablası, tekrarlanan bir fincan...
Kuş Yumurtasında Sebai Dü ve Şeş Beş
“Walter Traprock¨ müstear adını kullanan Amerikalı George Shepard Chappell, labalubacı roman ve gezi edebiyatı yazarıdır. 1912’de ¨Kawa’ya Yolculuk¨ başlıklı bir seyahatnâme yazdı, yer yerinden oynadı. Kawa adındaki kurgusal adalar ülkesine gitmişti güya ve oradaki Pasifik Filbert Adasında tuhaf canlılar görmüştü. Bunlardan birisi de Fatu-Liva kuşuydu. Bu kuş oo-eeer diye hiç alışık olunmamış bir sesle öter,...
ODA PETUNYA (ŞİİR)
İkinci kattaki Denize doğru konumlanan Yan yana odalardan, Dışarıdan bakarsanız sağdakiydi Giderseniz. Ya da En yakın pencerenizden bakarsanız, Hayallerinizde buluşmaya Söz verdiği saatte gelen Biri vardı aşağıda, Uyuyakalmadıysanız. Eski demir anahtarı İki kez çevirdiğimde içerdeydik biz. Çok soğuktu, Petekler birazdan yanacaktı; Bir de Klimayı çalıştıracaktık yetmezse. Deniz dalgalıydı, Kimse yoktu sahilde. Rüzgâr o kadar şiddetliydi...
KIRMIZI ARABA (ÖYKÜ)
Anlamlı sessizlikler Masada karşılıklı oturuyorduk. Mutfakta. Yanımızdaki açık pencereden aşağıda uzanan sokağı ve elimizi uzatsak yapraklarına dokunabileceğimiz ağacı görüyorduk. Ağacın iki tarafına dizilmiş, farklı boylarda üç ağaç daha vardı. Çocukları doğdukça diktiği ağaçlar. Yeşilin türlü tonları parıltılarla dalgalanıyordu ağaçlarda. Beyaz saçlı adam yorgun bakışlarıyla akşamı bekliyordu sebepsizce, o yaz gününün öğle sonrası. Arada bir şeyler...









