New York ta bir kilisede tiyatro festivali yapılmaktaydı. Seyirciler kilisedeki sıralarda oturmaktaydı. Kilise tamamen seyircilerle dolmuştu. Oyun başladı. Bütün ışıklar kapandı. Karanlıkta kilisenin çanı üç kere çaldı. Sonra tekrar kilisenin içindeki bütün ışıklar yandı. Ortaya anlatıcı aktör çıktı. Konuşmaya başladı: Kilisede erkeklerin hepsi ihtiyardı kadınların değil, içlerinde büyük memeli kızlar, ve sarı saçlarına ak düşmemiş...
Son Yazılar:
ARAP DÜNYASININ YENİ YILDIZI: HALA BENSAID
11. Hitay Vakfı Sanat Yarışması Başvuruları 30 Haziran’a Uzatıldı
DÜNYANIN EN ÜNLÜ SAHAFI MOHAMED AZİZ: KİTAP YAŞAMDIR
İnsan-Sonrası Bir Dünya: “Three Robots” ve Bir Kedi
MODERNİZMİN GÖRÜNTÜSEL YAPISI
Geçmiş Kimin? Arkeoloji, Siyaset ve Kültürel Mirasın Sahipliği
Hegel’in “efendi-köle diyalektiği” nedir?
Aynalar, Tlön, Kizaemon Ido ve Çatlaklar
“Bir Kentin Hafızası Kaç Dilde Yazılır?”
“Tiffany’de Kahvaltı”dan, “Cesur Yeni Dünya”ya
Star Wars Anlatı Sanatı Müzesi
Jean-Marc Veliscek: “Fransız sineması, bir film laboratuvarıdır.”
Seslerin Yerleştiği Konak: Edirne Müzik Müzesi
Kültürel Zeynalar ve Ninalar: Türkiye’deki Sinema ve Dizi Endüstrilerinde Teknik Alanda Yaratıcı Kadın Emeği
Cumartesi Anneleri ya da Masanın Altındaki Hayalet
Toprağın Altından Vitrine: Kazı Bilgisi Müzeye Ulaşabiliyor mu?
Ali Kazma’nın yeni kişisel sergisi “Oficios de la tinta [Mürekkep Zanaatları]”, Meksiko’daki Franz Mayer Müzesi’nde!
Genç Hitler‘in Viyana yılları
ÖTEKİ YEŞİLÇAM – UÇURUMDAKİ KADIN: TUHAF BİR ‘KENDİNE DÖNÜŞLÜ’ ZERRİN EGELİLER FİLMİ
Kategori: Litera
AGORA (ŞİİR)
I uyandırıyor ölü çimenleri çığlığı bakire annelerin tükenişe yelken açan tapınak şövalyesi aşkı seçiyor ölümsüzlük seferinde ellerimde etezyenle geliyorum açılıyor gövdenin bütün körfezleri tek hatırlayan benim atların sezdiği şifreleri her yol gözlerine çıkıyor cevabı geleceğe bırakan papatyalar gövdenden emiyor aydınlığı hiçbir ölümlü meyvede olmayan renkleri mahzende çürüyor erteleme sarılmaktan korktukça yayılıyor...
Sessizlik (Şiir)
dalgalar ve alevler kopuk uzam, imgenin felaketi ve tutsağı olduğun sonsuzluk imkansız var oluşun oluşu de ki; biz bir başkasının ölüleriyiz çoktan hareketsiz, yaralayıcı, soğuk bağıran, inanmayan gözlerle baktığımız dünyada. Ey zamanın ve ölçüsüz dönüşün kaynağı o her şeye sızan dehşeti yaşamın. Ben miyim bu, bu ben miyim yaşayan? sürüklenen ve kalan değişmeden, biçimi...
VEYAHUT YİNE DE (ŞİİR)
Yaza doğru ilerleyen yapışkan sıcak Ruhun gözelerinde sühalar, kan pıhtıları Kemiriyor efkarımı; git gide kararıyor Sahipsiz rüyalar asılı pencere Gölgede güneşlikler Her gördüğümde teninden bir parça koparıyor Tanrım bana bir avcı gönder Önce öldürsün… Sessiz bir orman, sakin bir nehir Ya kıyısındayım, ya dağ başında Zarif bir kadının ayak sesleri parke taşlarında Işıklı vitrinler karbonmonoksit...
YÜZÜME ÇİZDİM TANRIYI (ŞİİR)
Yüzüme çizdim Tanrıyı, boydan boya yara bandı gözümde kıldan kanı Ellerim dikiş içinde ve de kırbaç! Duvarda sırtım, dönük kalbim mihraba. Buzdan bir kılıç kalbimin karı. Bir gece ay altında, ıslak kum tanesiydi zaman. Geçtiler zihnimden, ayaklarında yanıklar… Alevler, köpek uluması kadar korkunç! Çözdüler zincirlerimi krallığımın. DaNs eden bir ÖlÜmüN etrafındaydı ruhum. Kirli elbiseleri dudağımda...
Hepimizin Hikâyesi: Üç Kadın Bir İstanbul
Iraz Gökçe Zeytinli’nin Potkal Kitap Yayınları’ndan Kasım 2024’de yayınlanan romanı “Üç Kadın Bir İstanbul”, sadece tek düze kurgulanmış bir roman değil, aynı zamanda İstanbul’u, insanın derinlikli iç dünyasını ve toplumsal travmaları sorgulayan, üçü de farklı ama birbiri ile ilişkili hikâye ve karakterlerden oluşan bir roman olarak dikkat çekiyor. Sinemasal bir üslup ve akıcı bir dil...
EDİP AKBAYRAM: SANATI VE TOPLUMCU DURUŞU ÜZERİNE BİR DENEME
Akbayram’ın şarkıları, sadece kulaklara değil, kalplere de hitap eder. “Aldırma Gönül” ve “Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz” gibi parçalar, onun toplumcu müziğinin en güçlü örnekleridir. Edip Akbayram, Türk müziğinin önemli figürlerinden biridir. Halk müziği ve Anadolu rock türlerini harmanlayarak toplumsal duyarlılığı ön plana çıkaran bir sanatçıdır. 1950 yılında Gaziantep’te doğan Akbayram, müziğe olan ilgisini çocukluk yıllarında...
EDİP AKBAYRAM: HER EVİN BİR OĞLU ÖLDÜ
Bugün Edip Akbayram, hâlâ her kuşaktan insanın ortak ezgisi olmaya devam ediyor. Şarkıları nostalji değil, yaşayan bir bellektir. Edip Akbayram, sadece bir sanatçı değil, bir dönemin, bir kuşağın ve halkın sesi olmuştur. Onun sesi şarkılardan öte adaletsizliğe ve baskılara karşı yükselen bir direnişin yankısıdır. Müzikal yolculuğu boyunca halkının duygularını, acılarını ve umutlarını ezgilerle ifade etti....
Hologram Etler
Çünkü Hologram Et’in elinden yalnızlığı bile alınmıştır. Yalnızlık, dijital ekranların parlak ışıkları altında varlığa dönüşen bir performans haline gelmiştir. Bu çağın insanı, “Hologram Et”, transparan ama aşılmaz duvarların içinde sıkışıp kalmıştır. Teknolojinin damarlarına işlediği, elektriğin hayatın ritmi haline geldiği bir yüzyılda, bireyler giderek robotik makinelere dönüşmektedir. Endüstri çağı geride kalmış, sanayinin sağladığı fiziksel rahatlık yerini...
BİR KAR GECESİ (ÖYKÜ)
O siluet de karda eriyip gidiyordu. Kalbimde bir eksiklik vardı ama nedenini bilmiyordum. O kış, sanki gökyüzü çok derin bir yaraya düşüp acısını karla gizliyordu. Ne havada ne yerde tek bir temiz alan vardı, her şey beyazdı ama bu beyazlık öyle bir beyazlıktı ki insanın içine düşen yalnızlıkla kararmış durumdaydı. Her bir kar tanesi düşerken...









