Okul hüzünlü bir kelimedir insana kutuyu hatırlatır müzik kutusunu değil ama balerin dönmez üstünde vals de yapmaz kimse geride bırakarak eksik bir aşk kapanır paydos ziliyle Sessiz bir salonu anlat deseler hani çıt da çıkarmadan hiç kimse yokmuş gibi nefesler tutulmuş, ama gülüş nasıl tutulsun birazdan bırakılacak, kahkahalar kopacak komik bir yerdir okul ve komik...
Son Yazılar:
Gerçeğin Gölgesinde İdea’nın Karanlık Metafiziği
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
Kategori: Litera
Saf Laylom (Şiir)
işkembe, kelle paça bol sirkeli istediğin kadar de yemem eti yan komşu Safiye teyze yanağında koca etli, kıllı beni kavurur sabah akşam sarı leblebi cart diye çekti işte tefeci atar damarını astı üstüne bir güzel yırtık, lekeli donlarını sen çırp dur daha balkondan dört nala çeyizlik İran halını kim bilir bulursun belki dönerken kuyruk başını...
KORİKOS KALESİNDE KAÇ AKŞAM (ŞİİR)
Kim sevdalanmışsa hayata ölünce bir yer açılacak göğün sofrasında Ben doyamadım yürüyen hiçbir ufka Korikos Kalesi’nin dibindeyim ağır, ağır ve kanlı katliamların ortasına kurdum şapelimi bu gece ihanetlerin şeceresini çıkarıyorum kanlı bir atlasın üzerinden yüzleşirken bile insanın yüzüne kan sıçradığı gerisin geri gelen ölülerden Sorulmayan hesapların defteri ufalanıyor avucunda zamanın unutuşla kesilmiş dili toprağın konuşmuyor...
Uriel’in Izdırabı (Şiir)
“Ölüler, ölüleri gömsün.” (Luka 9: 60) O gün gelir. Bin yıllık ruhları sarsan gizler saçılır yeryüzüne. Döktüğü kanları, ağuladığı nefesleri imgelerin, Mutlak ki ben bilirim. Ve işte kanlı tırnakların parçaladığı dantellerden Gehonnim Vadisi’ne dökülürken yalazlar, Elbette ki ben şahidim. Düşmüş meleklerin ızdırabını bir zamansızlıktan duyarız. Ölü bedenler inleyerek toplanırken Uriel’in başına, Mantığa dair tüm sözler...
Yazma Oyunu
Birinin bir hikâyesi varsa bir müddet sonra o sizi çekmeye başlar. Bir müddet sonra sezgileriniz bu yollu çalışır. O sese doğru yönelirsiniz. İçsel bir sesle biri, bir sokak tamircisine seslenir gibi, “hey yazar bizim şu şeye bakıver…” demiş gibi yazar, kendini bir şeyden içsel olarak sorumlu tuttuğunda, “neye bakıver?” sorusuyla iç dünyasında baş başa kalandır…...
SIFIRDA YÜZMEK (ŞİİR)
Göğün yüzü asık sokakta hep bir cenaze yürüyüşü mayınlı ağızlarda patlayacak sözcükleri topluyor kar sonsuzluğun dili yoktur diyor zamangezer bir yolcu kendine kıvrılan aklım bir kirpi doğuruyor bir tavşan kayayken kuma dönüşendim durmayı unuttu yağmurum. Uykunun sisini delen mermiler bir kadın çığlığı ve patlayan cam fırtınanın devirdiği bir ağaç gibi kıvranıyor dallarım kabuğumda vampir dişli...
RUHUMDA HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI (ŞİİR)
Bizim gençliğin hiç bayramı olmadı Erteleye erteleye altmışı bulduk Yine de güzelmiş o yaralar Hiç değilse kendimiz kanatıyorduk Başımızda uçuşan akbabalar Leşimize değmeden kaçıyordu Ölümüzden bile korkuyordu tanrılar Azrail cesedimizi kanla parlatıyordu Artık rüzgârın bitti diyor annem Kendimi sürüklediğim patikalar kaplumbağa yatağı Aşka deli cesaretiyle yüklenmek ağrıma gidiyor fakat Karşımda çocuk yok, savcı inandırıcı bulmuyor...
Dejavu (Şiir)
Denizde sürükledim aynadaki saçımı Oturdum karşıma-Yedi kalbimi Tantalos Dejavu hep rüyalarım. Uyandığımda ametistten bir taştım Ve altımdaydı cam kırıkları. Devriliyordu gökyüzü bahçesine yılanların Son borazan öttü yüzeyimde. Bir meleğin gümüşten parlak teninde kararttım güneşi. Yürüdüm derimin gemisinde, kızıydı Athena’nın İstanbul Boğazı Saatler eş zamanlı geometri. Oyuncak bir ölü yanağımdaki etten ağrı ...
VAROLUŞ REFLEKSİ: EDEBİYAT
Yazma eylemi; bir aşığın dile getiremediği aşkı, acılı bir annenin feryadı, bir yetişkinin içindeki çocuğun duyulmayan çığlığı, bir işçinin çıkmayan sesidir. Okumak insan ruhunu okşayan soyut bir durumdur. Bir makale veya her hangi bir eser okurken okuduğunuz cümleler beyninizden geçip ruhunuza dokunur ve benliğinizin en derin dehlizlerine mesken olur. Çoğu zaman unuttuğunuzu düşünseniz bile kimliğiniz şekil...
SOYSUZ AT (ŞİİR)
buraya bir nokta koydum. nokta tesellidir. nane şekeri gibi ferahlık verir. çünkü her şey bitebilir. virgül olmaz. ölülerin üzerinden dünya yükselir. kalkamaz olur her sancıda başının üzerinde gezdirdiğin bulut. bulut virgül gibidir. yağdırır, oldurur. oldurmak ne demektir? bir erkek ya da bir kadın olmuş olabilir mi? bunu düşünmeli. düşünmek bulantıdır. keyifsiz bir ben iyi...









