Ardına düştüğün yekpare düzlem Yalnızlığından içeri yalnız Ekinler döndü kışa Mevsimler kendilik Siyahına susamış içler gnostik Fosiller katrandan kana bulamış İlahi komedya Fraktal gönüller Totariter bir arayüz Kim ki yağmur üstünü örter mi Emzikli bir ucube Analitiğim serserim Akındığın derelerde son bâkir Saman dikiş tutmaz Üstüne çiz tüm resimleri
Son Yazılar:
Yirmi Beş Kuruş İçin… (Öykü)
SANAT HAYATIN GERİSİNE Mİ DÜŞTÜ
Eril Rapunzel (Şiir)
KIYI ÖPÜŞMESİ (ŞİİR)
ANLATILMAYAN (ŞİİR)
Osman Hamdi Bey: Resim Geleneği İçindeki Yeri
Mustafa Ağatekin: “İşin sonu, neticesi” demek encam
Yeni Dünya Düzeni: Etobur Yırtıcıların Geçit Töreni
haplar ve laflar dünyasının paslı yazgısına şiirden merhem ezen çocuğun hikayesi (şiir)
ÇAĞILTI (ŞİİR)
KOMANDOKARA III. FASİKÜL (ŞİİR)
HAYDAR ÜNAL’DA TARİH, BELLEK VE DİRENİŞİN POETİKASI
Karanlık Kuşağın Künhü (Şiir)
Dip Adası (Şiir)
kan kırmızı gecelerin masalları (şiir)
Deniz Kıyısındaki Meyhane (Şiir)
Kütleçekim (Şiir)
Kaç Adım (Şiir)
Yapay Zeka Çağında İş Nasıl Bu Kadar Kötüleşti
Kategori: Litera
Preludes for Delicate Poppies (Şiir)
Akdeniz’den gövdeme akan bir sudur boynun boynun, kıvrımlı yamaçlardan tenime değsin narin, hüzünlü bir şarkıdır gözlerin gözlerin Akdeniz’dir kalbim işgali altında gözlerinin Gökçeada
Sınıfsız Sömürüsüz Düzen Yolunda Ermeni Bir Şair: Aram Pehlivanyan
Aram Pehlivanyan’ın şiirlerine emekçi sınıflar ve yoksullar için güvencesiz bir yaşam ve bu durumun neden olduğu kaygı dile getirilir. Yoksul ailelerin çocuklarının sağlık hizmetlerinden yararlanma hakkı olmadığından halk hekimliği onlar için tedavi adresidir. 1917’de Üsküdar’da doğan Ermeni şair Aram Pehlivanyan’ın şiirlerinin ve yaşamı hakkındaki yazıların yer aldığı Özgürlük İki Adım Ötede Değil adlı kitap Aras...
KARNAVALIN ORTASINDAKİ ADAM romanından KELEBEKLERİN ÇIĞLIĞI filmine
Karnavalın Ortasındaki Adam Ünsal Oskay romanı ile Kelebeklerin Çığlığı filmi aynı yıl içinde geldi. Narrator (Hikâye Anlatıcısı) diye bilinen roman yazarı, akademisyen, sinema yönetmeni Cengis T. Asiltürk, Sırlanmış Zamanın Gölgesinde, Ölüyaprak Vuruşu, Suret romanları ve TRT adına çektiği uzunlu kısalı birçok televizyon filminden sonra, Büyülü Gerçekler, Akordeon, Albatrosun Yolculuğu ve son olarak Kelebeklerin Çığlığı filmleriyle...
BİRİNCİ ŞARLOT AKŞAMI (ŞİİR)
Kendi aramızda bir iletişimimiz yoktu. Başkaları Bir araya getiriyordu bizi birkaç akşamdır, Yakıştırıyorlardı Birbirimize. Günah benden gitmişti. “Kalkayım ben.” Dedim. Son yudumunu aldım kahvemin, Ayaklandım, “İyi akşamlar.” Diledim herkese, Sandalyesini örten uzun saçlarının Bir tutamını Akıtırken Parmaklarımın arasından. Geriye doğru Önce omzuna, Sonra yüzünü kaldırıp bana baktı. Eğildim, “Şarlot’tayım ben.” Dedim. Oturdum Şarlot’a. Bir saat...
süs köpekleri (şiir)
şiir yazdık süs olsun kapılara çıngıraklı tokmak tedirgin havlamaya biraz etli mama evin avlusuna bir kırmızı gül korkuya kelepçelenen bakışlarıyla her şair kendi duvarına işer fiyakalı hörgüç geçen çölün kalbini şiirle okuyarak açtılar haramilerin saltanatını ve köpekler şadırvana su içmeye indiğinde teneşire gölgelerini bırakırdı salasız ölüler şiir sıkılgan toprağa susar zamanın gergefinde nakışlanır dağılan sessiz...
ETEKLERDE SEVDA İZİ (ŞİİR)
sahilde kayıp bir aşk izi adımlar/ adımlar. kan izi. yara izi. kalbime dokunur upuzun üşümüş yaprağınız ah, siz hangi mevsimlerin lalesi kış mevsiminde yalnız açan çiçek belki gökyüzü daha serseri bu gece don bitti. kafesine kondu kanarya belki yağmur geçecek bir plak çok eskilerden: unutamam seni unutamam/ siz belki sahilde etekleri savrulan lale ince bir...
VEDA (ÖYKÜ)
“İşte orada, sedye gibi bir şeyin üzerinde. Üstüne beyaz bir örtü çekmişler. Kefen dedikleri bu mu? Hani kefen parası diye insanların ortalığı yıktığı… Basbayağı ucuz bir bez halbuki.” Morg görevlisi, genç adamı içeri aldıktan sonra kendisi dışarı çıktı, kapıyı kapattı ama kilitlemedi. “Ben bi sigara içeyim, on beş dakka sonra gelirim abi” dedi ve gitti....
DAĞLARIN FELSEFESİ (ŞİİR)
Dağlar da düşünürmüş; rengiyle endamıyla sıradağlara bakıp çözemedim sisin işaretini zirvelerin yükü bulutların tunç ağırlığıymış meğer yalnızlığın dili, yamaçlarda gizemli ağaçların elleri arasındaymış tepelerin başı kalanlar tutuyor gidenin morunu-mavisini eğri rüzgârların kırbaç sesi, cani uğultusu sadece kalanlar takılır ‘an’ zıvanasına, kâh gri, kâh kara ve kahverengi çağrışımı; ulu dağlar tanıktır kışa ve yakarışa; canlar için...
Symphonies for the Poppies (Şiir)
esmer güller çiziyorum gökyüzüne tanıdık güller kızıl güller katil güller çiziyorum ellerime aşina güller kor güller kupkuru bir yaz genzimde ve kanıyor dudaklarım Gökçeada (*Requiem Mass in D Minor, K. 626: III. Lacrimosa)









