Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye sarıp sarmalıyorum dileklerimi suya kavuşan toprağın sevinciyle gün ağarınca çocukların okul telaşında okşuyorum sabahın kanatlarını. Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim biliyorum yanımdasın benimle rüzgarım ol gir koluma, zorlukları paylaş benimle sevgiyi diyorum yanında getir siliyorum artık gözyaşlarımı. Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır artık taşımak keyifli onları...
Son Yazılar:
Cevat Çapan’dan Hatırlayışlar: Sürgünler Ayrılıklar
Salyangoz Haiku dergisi, ikinci sayısıyla okurla buluştu.
Hikâyede Kalmasın
Barış Yıldırım’ın üçüncü şiir kitabı Rüzgâr Dindiğinde: Seyrüsefer Günlükleri çıktı
Strain: Faşizmin Gen Havuzundaki Sevgi Ve Nefret
Medeniyetin Sonunda Odysseus
PETER PAN: KABUSLAR ÜLKESİ – ÇOCUK EDEBİYATI KLASİĞİNİN KUİR KORKU FİLMİ UYARLAMASI
Odysseia, heyecan verici ve gerici bir ağıttır
Anadolu Keçelerini Dünyaya Tanıtan Sanatçı: Selçuk Gürışık
Odyssey ve kültürel sağın tutarsızlığı üzerine düşünceler
Brecht: O küçük insanları severdi
Karanlıktan Gelen Doğum Sonrası Depresyon Alegorisi mi?
Özer Kabaş Salt’ta: Denizaşırı ve Zamanları
Yüksek Gerilimin Poetik İnşası: Etten Kurgu
Açlığın İçinden Geçerken İnsanlığını Unutan Yazar: Knut Hamsun
Galeride Değil, Enkazda Gezinmek!
Büyük İddia: Proleter Öğüdü Üzerine
ELİF AYDOĞDU AĞATEKİN: KIYIDA, GÖLGELER ve GÜNLÜKLER
İsyankâr Dişli: Dennett, Smolin ve Dostoyevski’nin İzinde Varoluşsal Bir Sentez
Kategori: Litera
SUSTURUCU (ŞİİR)
Sustun işte! Beden olup bir gömleğin içinde Ateşin yaksın seni, çığlık da yok, her neyse Diyelim ki dal hışırtısı rüzgârda O bile yok. Olmasın, olmayacak da Bundan hoşnut kalacak en uzun konuşanlar Bunda hoşnut kalacak. Ölürsen dünya! Sustun işte! Irmak akmayı kesti Ufalanmayı göze aldı kayanın biri Beyaz kâğıt beyaz kaldı Konuşmak mürekkepti Sustun işte!...
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri
Hatıra, bir tür büyüdür; zamanı durdurur, ama aynı zamanda onu bozar. Kelimelerin tam olarak yakalayamadığı bir şeyi hatırlamak, nereden bakarsanız, bir meydan okuma. Bu meydan okumayı göğüslemek için bir nesneye ihtiyaç var; geçmişi bugüne bağlayan kurtarıcı bir imgeye ihtiyaç var. Çünkü geçmişin belleğe kaydedilebilmesi, ancak parçaları bir araya getiren, onları örüp bağlayan bir hiper-nesneyle mümkün....
Enis Batur Denemeciliği Üzerine Eksik Bir Deneme
Enis Batur’un 2014 tarihli “Yazboz” denemeler serisi yalnızca “yazı” kavramını dört koldan kuşatan, tarihini felsefesiyle, sosyolojisini antropolojisiyle, estetiğini edimiyle kavuşturan bir toplam değil. Enis Batur; yazıyı kendi nesnesine yönelttiğinde, edimin nesnesiyle edimi birleştirdiğinde ortaya çıkan yalnızca yazının iç yüzüne açılan bir anahtar deliği değil. Bu denemeler serisi, Enis Batur’un bir edebi tür olarak denemeye kattığı...
Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu
İlk kez Epirus müziğini, Atina’da duyduğum anı hiç unutmam. Nota nota uzayan her ses, havada asılı kalıyor, yankılanıyor, sonra bir başka sesin kollarına düşüyordu. Bu müzik ağlamıyordu ama gözyaşlarını içinde taşıyordu; isyan etmiyordu ama boyun eğmiyordu da. Bulutların arasında kaybolmuş bir Epirus köyünde, hiç tanımadığım insanların arasında, kendimi bir anda binlerce yıllık bir hikâyenin içinde...
Virginia Woolf: Kimseyi Esirgemez Bu Dalgalar
Virginia Woolf’un Dalgalar adlı romanı, altı bölümlük bir koral gibi kurgulanmış bir hikâye. Hikâye, Bernard, Louis, Neville, Suzanne, Rhoda ve Jinny’nin, ergenliğin başlangıcından orta yaşlara kadar süren hayat yolculuklarını, iç monologları aracılığıyla, bir tür uçuruma yerleştirmeyle, sonsuz derinliklere yapılan piklerle (mise en abyme) aktarıyor. Bu karakterler albümü, ergenlikteki grup bağına özgü olan ve hem arkaik...
ÖĞRETMENLİK İLE ÖĞRETMEN OLMAK ARASINDA
Toplumların kaderi, çoğu zaman en görünmeyen ellerle çizilir: Öğretenlerin elleriyle. Bu yüzden eğitim üzerine konuşurken sözü dolandırmak, kavramları cilalamak ya da günübirlik övgüler dizmek yerine, en temel yerden başlamak gerekiyor: Öğretmenlik dediğimiz şeyin ne olduğundan, daha doğrusu ne olması gerektiğinden. Ve o noktada aynı soruyla yeniden yüzleşiyoruz: Bir sıfatı taşımak mı önemlidir, yoksa o sıfatın...
Predator: Vahşi Topraklar
Alien serisiyle kesişen filmler dahil serinin yedinci sinema filmi olan Predator: Vahşi Topraklar’ın konusu dünyamızda değil diğer gezegenlerde geçiyor ve film boyunca hiçbir insan perdeye gelmiyor. Zevk için insanları avlayan acımasız uzaylı avcılar etrafında dönen Predator filmleri serisinin bu ay başında vizyona giren yeni halkası Predator: Vahşi Topraklar (Predator: Badlands) ile 38 yıllık serinin beklenmedik...
Franco: İspanya’da Hafıza Savaşının Elli Yılı
Franco, otuz yılı aşkın bir süre İspanya’yı demir yumrukla yönetti. Başlangıçta, Atlantik kıyısındaki bu çelimsiz, ufak tefek çocuğun bir gün 20. Yüzyılın en uzun süre görev yapan faşist diktatörü olacağına dair hiçbir işaret bulunmuyordu. Francisco Franco, 4 Aralık 1892’de El Ferrol’da doğdu. Galiçya kıyı kasabasındaki hayat, Franco ailesinin hayatı gibi, donanmanın hakimiyeti altındaydı. Babası orada...
Köylüler (Şiir)
Şair, romancı ve gazeteci Syl Cheney Coker, 28 Haziran 1945 tarihinde Freetown’da doğdu. İlk öğrenimini Sierra Leone’de tamamladı. Yüksek öğrenimini ise, 1966 yılında gittiği Amerika Birleşik Devletleri’nde yaptı; Kaliforniya, Oregon, Wisconsin üniversitelerinde. Kısa süreliğine Sierra Leone’ye döndü. !975’te Filipinler Üniversitesi’nden bir çağrı aldı. İki yıl sonra Maiduguri Üniversitesi’nde ders vermek üzere Nijerya’ya taşındı. 1988’de Amerika...









