Yarım kalmış bir mektubum ben Aras bir yerde susuyor sen bir yerde Vurulan kahverengi bir baykuş Vurulan bir alageyik Toros’un zirvesinde Dünü neydi bu gecenin Yarını ne olacak Bir yudum su ver bana Bu an bu kadarım ben Yaprak yaprak çevirsem yüreğimi Döksem içimi döksem Derya deniz zehir olur Göl olur çektiklerim İçsem kendimi içsem...
Son Yazılar:
JOHN PERKINS VE ROGER CROWLEY YENİ KİTAPLARIYLA TÜRKİYE’YE GELİYOR
EDWARD SAİD’İN “ENTELEKTÜEL” FİGÜRÜ ÜZERİNDEN ÇAĞIMIZIN VİCDAN KRİZİ
Kıkırdama (Öykü)
1. FETHİYE-ÜZÜMLÜ SANAT VE EDEBİYAT FESTİVALİ
NON-CONTEMPORARY
Hüseyin Gökdeniz Özertaş’ın Zaman Koleksiyoneri Üzerine Bir Polemik!
BİR SOPRANONUN ÖZEL DÜNYASI
Roman Sahnede Bilim Işıkçı: Bilişsel Edebiyat Eleştirisi Ne Yapar, Ne Yapmaz?
Kıraathaneler, kültür ve aydınlar
Neden resme bakarız?
Plastik Dil, Estetik Donuklaşma ve Yaratıcılıksız Sanatçılık Üzerine
Anarşinin Maskeleri: Percy Shelley’den Triangle Fabrikası Yangınına Radikal Bir Şiir’in Tarihi
ŞEHRİ FOTOĞRAFLA BULUŞTURAN 212 PHOTOGRAPHY ISTANBUL 26 EYLÜL’DE BAŞLIYOR!
Cevat Çapan’ın Anılarında Özer Kabaş ve Zamanları
Levent Karataş’ın Melez Peri Kitabı Üzerine Bir Poetika ve Direniş Okuması
Haftanın Kitap Seçkisi
Sanat Eleştirisinde Üretken Yapay Zekâ Kullanımı
Görünür Olanın Ötesinde: İran Resim Geleneğinden Güneş Mehrnoosh Goodarzi’nin Ruhsal Evrenine
Fırtına Dindi: Kadir İnanır
Kategori: Litera
ESKİ KİLİSE, ESKİ MEZAR (ŞİİR)
Güneyde kartallar ve şahinler Eski kilisenin bazilikasında asılıydı. Bir kırlangıç tonozun birinden kanat çırptı Diğer tonozuna yıkık kilisenin Tarih, tepetaklak uzadı toz toprak içinde Karganın gaklaması, serçe cıvıltısı ve kuş pisliği Yüksek otlardaki yosun kaplı mezarlarda yaşamın izleri Ah, tüylü tırtıklı buğday sapları arasında Nazlı gelin gibi sallanıyor gelincikler. Sararmış çınar ve iğne çam yaprakları...
insanın lekesi (şiir)
insanın lekesine su fayda etmez suyun ömrü uzundur insanın kısa bakmasını bilmeyene yalan söyler aynalar ışığın olduğu yerde gölgeler karadır taşıyorsa yüreğinde bir süveyda gölgesinden kaçamaz insan Resim: Ekrem Kadak
çarpışan otolar meseli (şiir)
sensizliğimin panayırlarında çarpışan otolara biniyor ah kırık kalbim sırf bu yüzden elma şekeriyle kandırıyorum çocukluğumu hayal tamir atölyesi söz, bazen bir söz; onarır kırık bir oyuncağı kalbinden şarabî mustafa coşar’a oturduk içtik ya kurtuluş’ta bir parkta iki serseri adamla, hatırla mustafa içimizde hep o günden bir köpek öldüren şiir anladığım şey, şiir yazmak; dile...
YARIN İÇİN ŞİİR
Merhaba diyorum ağaçtaki müjdeye sarıp sarmalıyorum dileklerimi suya kavuşan toprağın sevinciyle gün ağarınca çocukların okul telaşında okşuyorum sabahın kanatlarını. Çileli yalnızlıklara direniyorsa kalbim biliyorum yanımdasın benimle rüzgarım ol gir koluma, zorlukları paylaş benimle sevgiyi diyorum yanında getir siliyorum artık gözyaşlarımı. Ekinler yeşerecek bahara ne kaldı diyoruz şarkılar bekliyor bizi, yükümüz ağır artık taşımak keyifli onları...
SUSTURUCU (ŞİİR)
Sustun işte! Beden olup bir gömleğin içinde Ateşin yaksın seni, çığlık da yok, her neyse Diyelim ki dal hışırtısı rüzgârda O bile yok. Olmasın, olmayacak da Bundan hoşnut kalacak en uzun konuşanlar Bunda hoşnut kalacak. Ölürsen dünya! Sustun işte! Irmak akmayı kesti Ufalanmayı göze aldı kayanın biri Beyaz kâğıt beyaz kaldı Konuşmak mürekkepti Sustun işte!...
Proust’ta Belleğin Hiper-Nesneleri
Hatıra, bir tür büyüdür; zamanı durdurur, ama aynı zamanda onu bozar. Kelimelerin tam olarak yakalayamadığı bir şeyi hatırlamak, nereden bakarsanız, bir meydan okuma. Bu meydan okumayı göğüslemek için bir nesneye ihtiyaç var; geçmişi bugüne bağlayan kurtarıcı bir imgeye ihtiyaç var. Çünkü geçmişin belleğe kaydedilebilmesi, ancak parçaları bir araya getiren, onları örüp bağlayan bir hiper-nesneyle mümkün....
Enis Batur Denemeciliği Üzerine Eksik Bir Deneme
Enis Batur’un 2014 tarihli “Yazboz” denemeler serisi yalnızca “yazı” kavramını dört koldan kuşatan, tarihini felsefesiyle, sosyolojisini antropolojisiyle, estetiğini edimiyle kavuşturan bir toplam değil. Enis Batur; yazıyı kendi nesnesine yönelttiğinde, edimin nesnesiyle edimi birleştirdiğinde ortaya çıkan yalnızca yazının iç yüzüne açılan bir anahtar deliği değil. Bu denemeler serisi, Enis Batur’un bir edebi tür olarak denemeye kattığı...
Epirus Müziği: Dağların Yankılanan Ruhu
İlk kez Epirus müziğini, Atina’da duyduğum anı hiç unutmam. Nota nota uzayan her ses, havada asılı kalıyor, yankılanıyor, sonra bir başka sesin kollarına düşüyordu. Bu müzik ağlamıyordu ama gözyaşlarını içinde taşıyordu; isyan etmiyordu ama boyun eğmiyordu da. Bulutların arasında kaybolmuş bir Epirus köyünde, hiç tanımadığım insanların arasında, kendimi bir anda binlerce yıllık bir hikâyenin içinde...
Virginia Woolf: Kimseyi Esirgemez Bu Dalgalar
Virginia Woolf’un Dalgalar adlı romanı, altı bölümlük bir koral gibi kurgulanmış bir hikâye. Hikâye, Bernard, Louis, Neville, Suzanne, Rhoda ve Jinny’nin, ergenliğin başlangıcından orta yaşlara kadar süren hayat yolculuklarını, iç monologları aracılığıyla, bir tür uçuruma yerleştirmeyle, sonsuz derinliklere yapılan piklerle (mise en abyme) aktarıyor. Bu karakterler albümü, ergenlikteki grup bağına özgü olan ve hem arkaik...









